<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793</id><updated>2011-05-08T10:47:33.361-07:00</updated><category term='9-Yavuz Sultan Selim'/><category term='Devlet Teşkilatı FERMÂN VE BERÂTLAR'/><category term='32-Sultan Abdülaziz'/><category term='13-Sultan Üçüncü Mehmed'/><category term='7-II.Mehmed(Fatih Sultan Mehmed)'/><category term='28-Sultan Üçüncü Selim'/><category term='30-Sultan İkinci Mahmud'/><category term='31-Sultan Birinci Abdülmecid'/><category term='16-İkinci Sultan Osman'/><category term='12-Sultan Üçüncü Murad'/><category term='22-Sultan İkinci Mustafa'/><category term='27-Sultan Birinci Abdülhamid'/><category term='26-Sultan Üçüncü Mustafa'/><category term='19-Sultan Dördüncü Mehmed'/><category term='18-Sultan İbrahim'/><category term='2-Orhan Gazi'/><category term='29-Sultan Dördüncü Mustafa'/><category term='35-Sultan Mehmed Reşad'/><category term='15-Sultan Birinci Mustafa'/><category term='6-Sultan İkinci Murat'/><category term='5-Sultan Çelebi Mehmed'/><category term='17-Sultan Dördüncü Murat'/><category term='10-Kanuni Sultan Süleyman'/><category term='21-Sultan İkinci Ahmet'/><category term='25-Sultan Üçüncü Osman'/><category term='8-Sultan İkinci Bayezid'/><category term='33-Beşinci Sultan Murad'/><category term='24-Sultan Birinci Mahmud'/><category term='1-Osman Gazi'/><category term='34-Sultan İkinci Abdülhamid'/><category term='36-Sultan Mehmed Vahıduddin'/><category term='11-Sultan İkinci Selim'/><category term='3-Murad Hüdâvendigâr'/><category term='4-Yıldırım Bayezid'/><category term='20-Sultan İkinci Süleyman'/><category term='14-Sultan Birinci Ahmed'/><category term='23-Sultan Üçüncü Ahmed'/><title type='text'>Osmanli Padisahlari Tarihi</title><subtitle type='html'>osmanlı padşahları,padişah tuğraları,osmanlı arması,osmanlı devlet arması,padişahlar,osmanlı medeniyeti,padişahların yaşları,padişahların savaşları,padişahların hanımları,padişahların yaşları,padişah kıyafetleri


osmanlidapadisahlar@yahoo.com.tr</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>37</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-7754055031049187347</id><published>2008-05-16T06:00:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T06:00:55.226-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='1-Osman Gazi'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Fe4of23I/AAAAAAAAAEs/zpr5WX2ik6I/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Fe4of23I/AAAAAAAAAEs/zpr5WX2ik6I/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200959910327606130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Osman Gazi&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası . Ertugrul Gazi&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Hayme Hatun&lt;span style="left: 377px; position: absolute; top: 4px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : Sögüt (M. 1258 - H. 656)&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı . Bursa (M. .1326 - H. 726)&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1299 - 1326 (27) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Osman Gazi, Ertuğrul Bey'in üç oğlundan birisidir. Osman Bey diğer  kardeşlerinden büyük değildi, fakat adeta bir idareci olarak yaratılmıştı. Zira  bu hususta çok büyük kaabiliyet sahibi idi. Babası vefat ettikten sonra diğer  bütün beyler, ittifakla Osman Bey'i aşiretin reisi olarak tanıdılar.Osman Bey,  beyliğin bayna geçtiği zaman,23 yaşında idi. Uzun boylu, geniş göğüslü, kaIın ve  çatık kaşlı, elâ gözlü ve koç burunlu idi. Iki omuzları arası oldukça geniş,  vücudunun belden yukarı kısmı, aşagı kısmına nisbetle daha uzundu. Çehresi  yuvarlak ve teni buğday renginde idi.Büyük şeyhlerderi Edebalı'nın evinde  misafir iken, istirahat için gösterilen odada, Kur'an-ı Kerim'i görünce, sabaha  kadar saygısından yatmadığı ve geceyi uykusuz geçirdiği çok meşhurdur. şeyh bu  durumdan cok memnun kaldığı için kendisini kızı ile evlendirmiş ve hayır dualar  etmiştir.Osman Bey, 1287'de Karacahisar'ı fethetti.1280'de Domaniç'te  Bizanslıları yenerek Bilecik'i fethetti ve Selçuklu Hükümdarı tarafından uç  beyliğine verildi. 1299'da Inegöl fethedildi.Selçuklu Devleti yıkıldı ve Osman  Bey müstakil beyliğini ilân etti. 1300'de Yenişehir ile Köprühisar, 1302'de ise  Akhisar ve Koçhisar fethedildi.Osman Bey'e babasından kalan arazinin genişliği  4800 km. kare idi. Kendisi vefat ettiğinde ise, beyliğin toprak genişliği 16.000  km.kareye ulaşmytır.Vefat etmeden önce oğlu Orhan Bey'e şöyle vasiyet etmiştir  :oğullarıma ve bütün dostlarıma birinci vasiyetim Şudur ki; her zaman gazaya  devam ederek, Din-i Celil-i İslâm'ın yüceliğini yaşatınız. Cihadın kemâline  ererek, sancağı şerifi hep yüksekte tutunuz. Her zaman İslâm'a hizmet ediniz.  Zira Cenâb-ı Hak benim gibi zayıf bir kulunu ülkeler fethetmek için memur etti.  Gaza ve cihadlarınızla Kelime-i Tevhid'i çok uzaklara götürünüz. Hanedanımdan  her kim, hak yoldan ve adaletten saparsa mahşer gününde, Rasülü Azam'ın  şefâatinden mahrum kalsın. Oğlum! Dünyaya gelen hiç bir insan yoktur ki, ölüme  boyun eğmesin. Bana da, Hz.Allah'ın emri ile şimdi ölüm yaklaştı. Bu devleti  sana emanet ediyorum. Seni de Mevlâ'ya emanet ettim. Her işinde adaleti üstün  tut.Vefatında 68 yaşında idi. Tarih ise, Ağustos 1326'yı gösteriyordu. (Allah  rahmet eylesin.) Vefat ettiğinde geriye bıraktığı mal varlığı şunlardı : Bir at  mrhı, bir çift çizme, birkaç tane sancak, bir kılıç, bir mızrak, bir  tirkeş,birkaç at, üç sürü koyun, tuzluk ve kaşıklık.Osman bey vefat ettiği zaman  zayıf bir rivayete göre, Söğüt'te babasmn yamna defnedilmiş ve Bursa alınırsa  oraya defnini vasiyet etmişti. Bupun için 1326'da Bursa alındıktan sonra  vasiyeti yerine getirilerek cesedi Bursa'ya nakledilip, Hisar'da (Saint Eli)  namına yapılmış olan Gümüşlü Künbed'e defnedilmiştir. Fakat vekayün tetkikine  göre vefatW ın 1326'da Bursa'nın teslim alınmasından sonra olduğu  anlaşılıyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Osman Bey zamanında yaşayan Islâm büyükleri :Silsile-i Sâdât-ı  Nakşıbendiyye'nin onuncu ve onbirinci halkalarını teskil eden, Hâce, Arif  Rivgiri ve Hâce Mahmud İncir Fagnevi (k.s.)Hazretleri, şeyh Saadettin Cibavi,  Bahaüddin Veled ve müellif Pehlivan Mahmud Poyraz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları :&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Pazarlı Boy, Çoban Bey,Hamid Bey, Orhan Bey, Alaeddin Ali Bey, Melik Bey,  Savcı Bey.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocuklan :&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Fatıma Hatun.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-7754055031049187347?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/7754055031049187347/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=7754055031049187347' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/7754055031049187347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/7754055031049187347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/osman-gazi-babas_16.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Fe4of23I/AAAAAAAAAEs/zpr5WX2ik6I/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-3223145777265692000</id><published>2008-05-16T05:59:00.002-07:00</published><updated>2008-05-16T06:00:10.222-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2-Orhan Gazi'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2FUIof22I/AAAAAAAAAEk/z5K1Gzv3TIE/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2FUIof22I/AAAAAAAAAEk/z5K1Gzv3TIE/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200959725644012386" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Orhan Gazi&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası . Osman Gazi&lt;span style="left: 385px; position: absolute; top: 4px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Mal Hatun&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Doğumu : (H. 680 - M. 1281)&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı . (H. 761 - M. 1360)&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1326 - 1359 (33) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Osmanlı Devletini Osman Gazi kurmuştu.Fakat onu teşkilâtlandıran ve büyük bir  devlet haline getiren Orhan Gazi idi.Orhan Gazi sarı sakallı, uzunca boylu, mavi  gözlü idi. Yumuşak huylu ve merhametli, fakat yerine göre hiddetli ve  şecaatliydi. Fakirleri sever ve ulemaya hürmet ederdi. Son derece dindar,  adaletli ve tebaasına kendisini sevdirmesini çok iyi bilirdi. Bizzat halk içine  girer, onlarla yemek yer ve dertleşirdi.Hareketlerinde çok hesaplı davranır ve  hiç telâş etmezdi. İznik'i fethettiği zaman hıristiyanlara göstermiş olduğu  insanca muamele,dillere destan olmuştu.Orhan Gazi'nin her yönden büyük bir insan  olduğunu sadece Türkler değil, barçok yabancı tarihçiler dahi tasdik  etmişlerdir.Orhan Gazi daha 15 yaynda iken harplere iştirak etmiş ve hayatının  büyük bir kısmı harp meydanlarında geçmiştır. Babasından 'ı6.000 km. kare olarak  teslim aldığı toprakları altı misline çıkararak 95.000 km. kare yapmıştır.Orhan  Gazi bir devlet reisi sıfatı ile harplerde bizzat ordularının başında daima  bulunmuştur. Orhan Gazi devletin muntazam bir idare sistemine bağlanması  lüzumunu görmüş ve teşkilât işini ise, Alâeddin Paşa ile, Şeyh Edebali'nin  bacanağı Çandarlı Kara Halil Paşa'ya havale etmişti.Orhan Gazi zamanında  teşkilâtı üç noktada toplayabiliriz : Para, kıyafet, ordu.Orhan Bey'in büyük  oğlu Süleyman Paşa,kendisinden önce vefat etmiştir. Kendi sağlığında iken  başkumandanlık vazifesini ikinci oğlu Murad Hüdavendigâr'a  devretmiştir.Osmanlılar tarafından yaptırılan ilk cami (1333 - 1334) senesinde  İznik'te yapılan "Hacı Özbek" Camiidir. Ve Orhan Gazi yaptırmı,stır.Bursa  Medresesini Orhan Bey yaptırmış ve ilk "Sultan" lâkabı da O'nun zamanında  kullanılmıştır. Yine ilk Osmanlı parası da Orhan Bey zamanında basılmıştır.  Müslüman Türkler Avrupa'ya ilk defa Orhan Bey zamanında geçmişlerdir.  İstanbul'un Anadolu yakası tamamen Orhan Bey zamanında Osmanlı topraklarına  katılmıştır.Yeni fethedilen hıristiyan topraklarında yaşayan yerli hıristıyan  halktan Osmanlı hayranlığı, yeni fetihleri de kolaylaştırmıştır.Zamanında  fethedilen yerler :1326'da Bursa, 1329'da İznik, 1337'de Gemlik'i fethetti ve  Bizanslılara kary Palekanon(Maltepe) zaferini kazandı. 1345'de Karasi Beyliği  ilhak edildi. 1354'de Ankara ve Gelibolu feihedildi.Orhan Gazi 1360 senesinde 79  yaşında vefat etmiştir. Türbesi ise Bursa'da Osman Gazi'nin türbesi yanındadır.  Türbe dört köşelidir.Içinde 4 tane büyük mermer sütun vardır. Türbe bu dört  sütun üzerine oturtulmuştur. Kubbesi geniş ve kurşunla örtülmüştür. Duvarları  sade ve beyaza boyanmıştır. Tavanında onar kandilli birer tane avize asılıdır.  Orta yerde Orhan Gazi'nin sandukası bulunmaktadır. Etrafı;pirinç parmaklıklar  ile çevrilmiştir. Sandukanın kuzey yönünde Cem Sultan'ın oğlu Abdullah,kapı  tarafında İkinci Bayezid'in oğlu Korkut,onun yanında Orhan Gazi'nin ailesi  Nilüfer Hatun ve oğlu Kasım Çelebi ile Yıldırım'ın oğlu Musa Çelebi vardır. Bu  türbede yirmiiki tane mezar bulunmaktadır. Türbeyi ise Sultan Abdülaziz  yaptırmıştır.Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiyye'den Hâce Muhammed Bâbâ Semâsi  (k.s.) Hazretleri, Şeyh Edebalı, Hacı Bektaş-ı Veli bu devrin büyüklerinden  olup, Orhan Gazi zamanında vefat etmişlerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları :&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Süleyman Paşa, Birinci Murad, İbrahim,Halil, Kasım.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kızı : Fatma Hatun&lt;/p&gt;&lt;/span&gt; &lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-3223145777265692000?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/3223145777265692000/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=3223145777265692000' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/3223145777265692000'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/3223145777265692000'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/orhan-gazi-babas.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2FUIof22I/AAAAAAAAAEk/z5K1Gzv3TIE/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-4739894763895486832</id><published>2008-05-16T05:59:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:59:38.276-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3-Murad Hüdâvendigâr'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2FMYof21I/AAAAAAAAAEc/YBYaZ2piosA/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2FMYof21I/AAAAAAAAAEc/YBYaZ2piosA/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200959592500026194" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Murad Hüdâvendigâr&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası . Orhan Gazi&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Nilüfer Hatun&lt;span style="left: 445px; position: absolute; top: 1px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 1326&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı . 1389&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1359 - 1389 (30) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sultan Murad uzun boylu, degirmi yüzlü,iri burunlu idi. Kalın ve adaleli bir  vücuda sahipti.Başına mevlevi sikkesi üzerine yuvarlak testar sarılı bir başlık  giyerdi. Çok sade giyinir ve kirmızı zeminli beyaz e1biseden hoşlanırdı. Gayet  nazik, sevimli, çok halim ve selimdi. Âlim ve sanatkârlara hürmet gösterir,  fakirlere ve kimsesizlere büyük bir şefkatle muamele ederdi.Halk tarafından  "Gazi Hünkâr" diye anılır ve bir baba olarak sevilirdi.Terbiyesi ile annesi  Nilüfer Hatun meşgul oldu: Gençliğini Bursa'da medreselerde, ilim ve sarfat  adamları ile geçirdi. Bütün hayatı sınır boylarında ve harp meydanlarında  geçmiştir. Hiç durmadan Rumeli'den Ana'dolu'ya, Anadolu'dan Rumeli'ye seferler  yapmıştır. Bu kadar harp meşguliyetleri arasında, büyük ve kıymetli binalar,  sanat eserleri meydana getirmeye de vakit bulmuştur. Bursa'da camiler,  medreseler ve imarethaneler yaptırmıştır. Edirne'yi ilk defa O, hükümet merkezi  yapmıştır. İlk Edirne sarayı da kendisi bina ettirmiştir.Orhan Gazi'nin  vefatında 95.000 km. Kare olan toprakların genişligini 500.000 km. Kareye  çıkardı.Zamanında alınan yerler :1362'de Edirne, 1363'de eski Zağra ve Filibe  fethedildi. 1364'dE Sırpsındığı zaferi kazanıldı ve HaClılar perişan edildi.  1365'de Kara Biga Osmanlı topraklarına katıldı. 1369'da Hayrabolu, Kırklareli,  Pınarhisar ve Vize alındı.1370'de Bulgar Krallığı Osmanlılara tâbi oldu.Bir  müddet sonra da Çamurlu savay kazanıldı. 1371'de Çirmen zaferi elde edildi,  Haçlılar bir defa daha yenildiler. 1372'de Çatalca Bizans'tan alındı. 1374'de  Sırbistan Osmanlilara tâbi oldu. 1375'de Niş fethedildi. 1378'de Kütahya  Vilâyeti Osmanlı topraklarına katıldı.1382'de , Sofya fethedildi. 1383'de  Candaroğulları Osmanlılara tâbi oldu. 1385'de Arnavutlukun kuzeyi tamamen  alındı,. 1386'da Karamanlılarla harp yapıldı., 1388'de Silistre, Ziştovi,  Niğbolu, Plevne, Lofça, Deliorman ve Dobruca Türk hakimiyeti altına alındı.  1389'da Haçlılar bir defa daha perişan edildiler ve İslâm ordusunun yigitlikeri  sonunda Kosova Meydan Muharebesi kazanıldı. Ne yazık ki bu şanlı zafer çok büyük  bir acı ile neticelendi. Bütün gazileri derin bir matem içinde bıraktı. Şöyle  ki;bu zafer sonunda yaralıların büyük bir kısmı düşman askerleri idi. Yerdekiler  arasında tek türk Türk şehidi de vardı. Sultan Murad her şehidin önüne geldiği  vakit büyük bir üzüntü ile "İnna lillâhi ve inna ileyhi râciün" diyor ve şehidin  derhal kaldırılarak defnedilmesini emrediyordu. Yaralı blr Türk'ün yanına  geldigi zaman, onu okşuyor, yarasının acıyıp acımadığını ve bir arzusu olup  olmadığını soruyordu.Böylece dolaşırken biraz uzakta ölüler arasında bir  kımıldama oldu. Sultan Murad o tarafa döndü. Ölüler arasından, dev gibi uzun  boylu bir Sırplının kalktığı görüldü. Miloş ismindeki bu Sırplı (Kral Lazar'ın  damadı) yerden kalkarak Padişaha doğru gelmeye başladı. Padişahın muhafızları  ise, Sırplı'yı derhal yakaladılar.Fakat Sırpli, padişahı mutlaka görmek  istiyordu ve : "Beni bırakınız, korkmanıza lüzum yok.Ben Padişahın elini öpmeye  ve hem de müslüman olmaya geldim. Ayrıca size bir de müjdem var. Kral Lazar  yakalandı, bakınız getiriyorlar" dedi. Padişah onun sözlerini işitmişti.İşaret  ederek bırakmalarını söyledi. Muhafızlar da Kralın tutulduğu tarafa bakarlarken,  yaralı taklidi yapan hain Sırplı, Padişaha yaklaştı, elini öpecekmiş gibi  eğildi, bir anda ve yıldırım sürati ile koltuğunun altında sakladığı hançerini  çekerek, Gazi Hünkâr'ın mübarek göğüs ve karnına sapladı. Muhafızlar neye  uğradıklarını anlayamadılar. Katil kaçmaya başladı. Sonra muhafızlar kafiri  yakalayarak parça .parça ettiler.Hünkâr'ın son sözleri şunlardı : "İslâmın  muzafferiyeti, benim şehit olmama bağlı ise,şehadet şerbetini nasip buyurmasını  Cenab-ı Hak'tan dua ve niyaz etmiştim. Duam kabul buyuruldu. Hazreti Allah'a  hamd ve sena olsun ki, İslâm askerinin zaferini gördükten sonra hayatım sona  ermektedir. Oğlum Bayazid'e biat ediniz. Sakın esirleri incitmeyiniz. Mal ve  canlarına tecavüz etmeyiniz. Ben artık sizleri ve muzaffer ordumuzu Cenab-ı  Hakk'a emanet ediyorum. Mevla devletimizi bütün fenalıklardan korusun!" diyerek  ebediyyete intikal etti. Sultan Murad'ın hançerle parçalanan barsakları, şehit  olduğu yere bir türbe yapılarak gömüldü. ,Cesedi ise Bursa'ya nakledilerek  Çekirge'deki türbesine defnedildi.Silsile-i Sadât-ı Nakşibendiyye'den Hâce  Seyyid Emir Kilâl (k.s.) Hazretleri, Muğnullebib isimli eserin sahibi ve topun  mucidi olarak bilinen Cemaleddin Abdullah Efendi, Buhari'nin şârihi Semseddin  Kirmani, Birinci Murad zamanında vefat etmişlerdir.İlk kazasker tayinleri, tımar  kanunu ve minarelerden salatu selâm okuma adetleri bu devirde başlamıştır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Yakub Çelebi, Yıldırım Beyazid, Savcı Bey ve İbrahim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocukları : Nefise ve Sultan Hatun.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-4739894763895486832?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/4739894763895486832/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=4739894763895486832' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/4739894763895486832'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/4739894763895486832'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/murad-hdvendigr-babas.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2FMYof21I/AAAAAAAAAEc/YBYaZ2piosA/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-6324707230757672778</id><published>2008-05-16T05:58:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:59:01.889-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='4-Yıldırım Bayezid'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2FDYof20I/AAAAAAAAAEU/lzdJ49V6WP0/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2FDYof20I/AAAAAAAAAEU/lzdJ49V6WP0/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200959437881203522" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Yıldırım Bayezid&lt;span style="left: 424px; position: absolute; top: 5px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası . Murad Hüdavendigar&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Gülçiçek Hatun&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Doğumu : 1360&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı . 8 Mart 1403&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1389 - 1403 (13) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yıldırım Bayezid tahta geçtikten sonra, babasının vefatı üzerine Anadolu'da  vuku bulan ayaklanmaların tamamını zamanda bastırdı. Germiyan, Aydın, Menteşe ve  Saruhan Beyliği bu devirde katıldı. Hâmid Beyliğine bağlı lsparta, Burdur,  göller yöresi Osmanlıların oldu. Yıldırım 1391'de Bizanslılardan Sile'yi aldı.  İstanbul'u yedi ay muhâsara etti, Tuna nehrini geçerek Romanya'yı Osmanlılara  tâbi kıldı.1392'de Silivri ve Selânik Osmanlılara katıldı. 1393'de Bulgaristan  tamamen fethedildi.1394'de Kastamonu ve çevresi alındı. ArnavutIuk ve çevresi de  Osmanlı topraklarına katıldı. 1396'da Haçlı ordusu Niğbolu'da imha edildi.  Binlercesi esir alındı. 1397'de Salona Piskoposu, Padişahı bizzat davet ederek  halkın zulümden kurtarılmasını rica etmiş bunun üzerine Yıldırım Bayezid,  Bizanslılardan Silivri, Mora ve Attika'yı kurtarmıştır. Türklerin Yunanistan'ı  almaları böyle olmuştur.Girdiği savaşlarda göstermiş olduğu cesaretten dolayı  1397'de ona (Yıldırım) lakabı verilmişti&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Karaman Beyliği tamamen Osmanlı topraklarına ilhak edildi. İstanbul yeniden  muhasara edildi. Dulkadir Beyliği Osmanlılara tabi oldu.Bir haçlı ordusu, Tuna  nehri kıyısında bulunan (Niğbolu) kalesini kuşatmıştı. Yıldırım Bayezid de  ordusu ile Niğbolu kalesi önlerine kadar geldi. Bir gece Yıldırım Bayezid,tek  başına atına binerek düşman saflarını yardı. Niğbolu kalesinin duvarları dibine  yanaşarak bir elini kale duvarına dayadı ve : "Bire Doğan!" diye seslendi. Bu  sesi tanıyan Niğbolu kalesi kumandanı Doğan Bey de yukarıdan : "Ne var  ,şevketlüm!" diye sordu. Padişah : "Ordumla birlikte geldim. Sakın kaleyi teslim  etmeyesin!" emrini verdikten sonra atını -sürerek gece karanlığında bir yıldırım  gibi karargâha döndü.1400'de İstanbul bir daha muhasara edildi. 1402'de  (Rivayete göre ulemadan cevazına dair fetva alınmadan) Timur ile Ankara savaşı  yapıldı ve Yıldırım yenildi. Timur'un yanında esir olarak kalan büyük Osmanlı  Hükümdarı ve Fatih'in dedesi üzüntüsünden 7 ay 12 gün sonra 43 yaynda iken vefat  etti. Cenazesi oğlu Çelebi tarafından Bursa'ya getirilerek,kendi türbesine  defnedildi. (Allah rahmet eylesin.)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yıldırım'ın kazanmış olduğu zaferlerin en mühimlerinden birisi (25 Eylül  1396) senesinde,tek başına Müslüman Türk milletinin, bütün bir Hıristiyan Avrupa  Devletlerine karşı kazanılmış ve tarihin en büyük zaferlerinden birisi olan  Niğbolu zaferi idi. Bu ,şanlı zaferin neticeleri de çok büyük olmuştur. Bu  zafer, Osmanlı Türk Devletinin, doğu İslâm âleminde de tanınmasına sebep oldu  Mısır'daki Abbasi Halifesi (Birinci Mütevekkil) Yıldırım Bayezid'e tebrik için  gönderdiği mektubunda, Türk Padişahına: "Sultan-ı İklim-i Rum" ünvanı i1e  hitabetti.Silsile-i Sâdât-ı Nakşıbendiyye'den Hâce Bahaüddin Şah-ı Nakşıbend  (k.s.) Hazretleri,Hâce Alâüddin Attar (k.s.) Hazretleri, Allame Saadeddin  Teftazâni, Şerh-i Mekâsıd Müellifi Kemaleddin Hocendi, Hayatü'I - Hayvan isimli  eserin sahibi Kemaleddin Muhammed Demiri,Hoca Hafız Şirâzi ve Kadı İbn-i Haldun  Yıldırım Bayezid devrinde vefat eden büyük zatlardır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek Cocukları : Musa Gelebi, Süleyman&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gelebi, Mustafa Gelebi, İsa Çelebi, Mehmed Çelebi, Ertuğrul Gelebi, Kasım  Çelebi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız Cocuklarr : Fatma Sultan&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-6324707230757672778?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/6324707230757672778/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=6324707230757672778' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6324707230757672778'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6324707230757672778'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/yldrm-bayezid-babas.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2FDYof20I/AAAAAAAAAEU/lzdJ49V6WP0/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-7409215947867593554</id><published>2008-05-16T05:57:00.002-07:00</published><updated>2008-05-16T05:58:27.381-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='5-Sultan Çelebi Mehmed'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2E6oof2zI/AAAAAAAAAEM/CWzV28FDbvo/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2E6oof2zI/AAAAAAAAAEM/CWzV28FDbvo/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200959287557348146" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Çelebi Mehmed&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Sultan Yildırım Bayezid&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Devlet Hatun&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 1389&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefati . 26 Mays 1421&lt;span style="left: 457px; position: absolute; top: 4px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanati : 1413 - 1421 (8) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çelebi Sultan Mehmed, orta boylu, yuvarlak yüzlü, çatık kaşlı, beyaz tenli,  kırmızı yanaklı, geniş gögüslü idi. Kuwetli bir vücuda sahipti.Gayet hareketli  ve cesurdu. Güreş yapar ve çok kuvvetli yay kirişlerini de çekerdi. Padişahlığı  müddetince bizzat 24 muharebede bulunmuş ve kırka yakın yara almıştı.Başında  kullanmış olduğu sarık, altın işlemeli kavuğu ile gayet güzel görünürdü. İçi  kürklü ve yakası dik olan bir kaftan kullanırdı.Müslümanlara karşı göstermiş  olduğu adaleti, aynı zamanda hıristiyan tebaasına karşı da gösterirdi.Çelebi  Sultan Mehmed, tahsilini Bursa sarayında tamamladı. Daha sonra babası tarafından  Amasya sancağına vali tayin edildi.Valiliği sırasında da devlet işlerini  öğrendi.Çelebi Sultan Mehmed'e bir bakıma Osmanlı İmparatorluğu'nun ikinci  kurucusu gözüyle bakılabilir. Onun uzun müddet ve başarı ile yapmış olduğu  mücadeleyi kısaca şöyle sıralayabiliriz Yeşil Türbe (Çelebi Mehmed Türbesi  Bursa) Evvela Anadolu'nun birliği için kardeşleri ile mücadele etti. 1410  senesinde Süleyman Çelebi'yi, 1413 senesinde de Musa Çelebi'yi tasfiye ederek  birliği sağladı. Osmanlı tahtında yalnız kalınca ilk işi etrafındaki beylikleri  itaati altına almaya girişmek oldu. 1414'de Karaman'a sefer yaptı ve Karaman  Bey'ini esir aldı. Ona "Bir daha müslümanlara zararım dokunmayacak" diye yemin  ettirdikten sonra serbest bıraktı. Candar Beyliği'ni de hakimiyeti altına aldı.  1415'de Venediklilerle ilk deniz savaşı yapıldı. 1416 ve 1417 senelerinde  Avrupa'ya akınlar düzenledi, büyük zaferler kazanıldı.1419'da Tuna Nehri tekrar  geçildi. 1420'de Eflak Voyvodası bir harpte öldürüldü, yerine kardeşi tayin  edildi. Candar Beyliği ise tamamen Osmanlı topraklarına katıldı. 1420'de Şeyh  Bedreddin diye birisi bugünkü komünizmin temel şartlarına çok benzeyen  fikirlerle ortaya çıktı İslâmi ilimleri de çok iyi bilen bu şeyh bir çok fakir  fukarayı sizi zengin yapacağım vaadiyle, gayrı müslimleri ise "Sizin dininiz de  haktır" diyerek etrafında topladı. Birçok yerlerde mühim tahribatlar yaptı.  Sonunda yanındakiler dağıtılıp kendisi yakalandı ve mahkeme edildi. Mahkemede  suçunu itiraf ederek idam edilmesini bizzat kendisi istedi ve idam edildi.  Timur'un yanından döndüğü söylenen bir şehzade ile daha mücadele edip onu da saf  dışı yaptı. 1421 yılında 32 yaynda iken Edirne'de vefat etti. Naaşı, Bursa'ya  getirilerek Yesil Türbe'ye defnedildi. (Allah rahmet eylesin.)Çelebi Sultan  Mehmed vefat edeceği sırada, Bayezid Paşa'yı yanına çağırttı ve Ona :"Halef  olarak yerime oğlum Murad'ı tayin ettim. Bana karşı göstermiş olduğun itaat ve  sadakati ona karşı da göster. Derhal, Murad'ı buraya getirmenizi istiyorum. Zira  ben artık bu döşekten kalkamam. Murad gelmeden önce emr-i hak vaki olursa Murad  gelinceye kadar sakın ölümümü kimseye duyurmayın." Şehzade Murad henüz Amasya'da  iken,Çelebi Sultan Mehmed 26 Mayıs 1421'de vefat etti. Padişahlar arasında ilk  defa vefatı gizlenen zat kendisi olmuştur.Tarikat sahibi Seyyid Şerif Ali  Cürcani,Kaamus-ı Muhıyt sahibi Allame Mecdüddin Firuzâbâdi Sultan Çelebi Mehmed  zamanında vefat etmiş büyüklerdi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Mustafa Çelebi, Ikinci Murad, Ahmed, Yusuf, Mahmud.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kızları : Fatma ve SeIçuk Hatun.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-7409215947867593554?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/7409215947867593554/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=7409215947867593554' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/7409215947867593554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/7409215947867593554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-elebi-mehmed-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2E6oof2zI/AAAAAAAAAEM/CWzV28FDbvo/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-1148917072134696627</id><published>2008-05-16T05:57:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:57:50.696-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='6-Sultan İkinci Murat'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Exoof2yI/AAAAAAAAAEE/9F0_YV0cUeY/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Exoof2yI/AAAAAAAAAEE/9F0_YV0cUeY/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200959132938525474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan İkinci Murat&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi Çelebi Sultan Mehmed&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Emine Hatun&lt;span style="left: 488px; position: absolute; top: 9px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 1402&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefati .3 şubat 1451&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1421 - 1451 (30) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İkinci Murad, uzun boylu, beyaz tenli, doğan burunlu ve gayet güzel yüzlü bir  padişahtı. Çok güzel konuşurdu. Kendisinin en büyük saadeti, Fatih Sultan Mehmed  gibi eşine ender rastlanacak ve çok kıymetli bir zatın babası olmakti.Sultan  Murad. süküneti ve huzurlu yaşamayı arzu eden fakat icap ettiği takdirde gayet  hareketli, cesur ve hiçbir şeyden yılmayan bir kimse idi. Otuz senelik saltanatı  müddetince, memleketini çok büyük bir şan ve şerefle idare ederek, emri altında  bulunan herkeste, dindar. âdil ve lütufkâr bir padişah nâmı bırakmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sultan ll. Murad çocukluğu Amasya'da geçti. 18 yaşında tahta çıktı. Şâir ve  hattattı.Çok iyi bir askerdi. Şiirler yazmıştır. Zamanında Venedik donanmasıyla  harbedildi. Selânik yeniden fethedildi. Düzmece Mustafa isyanı oldu ve bu isyanı  bastırdı. 1422'de İstanbul'u muhasara etti. 1423'de Mora yeniden alındı. 1428'de  Germiyan Beyliği Osmanlılara katıldı. Venedik ve haçlılara karşı Güvercinlik  zaferi kazanıldı. 1430'da Selânik yeniden alındı. 1438'de Bosna'ya hakim olundu.  1439'da Belgrad muhasara edildi. 1443'de haçlılara karşı İzlâdi Derbendi zaferi  kazanıldı.1444 Temmuz'unda Segadin antlaşması yapıldı, fakat haçlılar sözlerinde  durmadılar. İkinci Murad küçük yaştaki oğlunu tahta çıkarınca,ümide kapılarak  Osmanlı topraklarına girdiler.Oğlu İkinci Mehmed (Fatih) ordunun başına babasını  başkumandan tayin etti. Kasım 1444'de Varna Zaferi kazanıldı. Varna Zaferinden  sonra İkinci Murad tekrar tahta geçti. 1445'de Mora'ya ve Arnavutluğa sefer  açtı. 1448 senesinin Ekiminde haçlılar yeniden saldırdılar.Bu defa da İkinci  Kosova Zaferi kazanıldı. 1451 senesinde Sultan Murad bütün esirlerini salıverdi.  47 yaşında olduğu halde Edirne Sarayında vefat etti. Vasiyeti üzerine Bursa'da  Muradiye Camii yanına defnedildi. Mezarının üzerini örtmemeyi, kenarlarına  hafızların oturup Kur'an okuyabilmeleri için yerler yapılmasını ve Cuma günü  mezara konulmasını vasiyet etmişti. Vasiyeti öylece yerine getirildi.Sultan  Murad zamanında memleketin bir çok yerlerinde, camiler, medreseler, saraylar ve  köprüler yapılmıştır. Bunlardan birisi Edirne'deki"Üç Şerefeli Cami"dir. Cami'in  yanında bir medrese ve fakirler için bir imarethane mevcuttur. Yine Edirne'de  "Muradiye Camii"ni bina ettirmiştir. Bu caminin duvarları ve mihrabı son derece  güzel çinilerle süslenmiştir. Bursa'daki "Muradiye Camii"ni ve Ergene Nehri  üzerindeki 170 ayaklı "Uzun Köprü"yü de Sultan Murad yaptırmıştır.Silsile-i  Sââdât-ı Nakşıbendiyye'den, Hâce Yâkub Darhi (k.s.), ,Seyhi Emir Sultan, Hacı  Bayram Veli, İbn-i Haceri Askalâni, Muhammediye kitabmın müellifi Yazıcızâde  Mühammed Efendi İkinci Murad devrinde vefat eden büyüklerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Fatih Sultan Mehmed, Ahmed, Alâaddin, Orhan, Hasan, Ahmed  (ll.)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocukları : Şehzâde ve Fatma Hatun.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-1148917072134696627?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/1148917072134696627/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=1148917072134696627' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/1148917072134696627'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/1148917072134696627'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-ikinci-murat-babasi-elebi-sultan.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Exoof2yI/AAAAAAAAAEE/9F0_YV0cUeY/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-6647058394426529194</id><published>2008-05-16T05:56:00.002-07:00</published><updated>2008-05-16T05:57:15.275-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='7-II.Mehmed(Fatih Sultan Mehmed)'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Eooof2xI/AAAAAAAAAD8/v2DZNVwImh0/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Eooof2xI/AAAAAAAAAD8/v2DZNVwImh0/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200958978319702802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;II.Mehmed(Fatih Sultan Mehmed)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="left: 544px; position: absolute; top: 4px;"&gt;&lt;/span&gt;Babasi . Ikinci Sultan Murad&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Huma Hatun&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 29 Mart 1432&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı . 3 Mays 1481&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltunatı : 1451 - 1481 (30) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri, uzun boylu, dolgun yanaklı, kırmızı -  beyaz tenli, kırık burunlu, kolları adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. Devrinin  en büyük ulemasından birisi idi. Yedi tane yabancı lisan bilirdi. Âlim, şâir&lt;/p&gt; &lt;p&gt;ve sanatkârları toplar ve onlarla sohbetten çok hoşlanırdı. Gayet soğukkanlı  ve cesurdu. Eşsiz bir kumandan ve idareci idi. Yapacağı işler hususunda, en  yakınlarına bile hiç birşey sızdırmazdı.Fatih Sultan Mehmed'in ömrü seferlerle  geçti. Yıkılmaz diye bilinen Bizans'ı yıktı. İstanbul'u fethetti.Ayasofya  kilisesini câmiye çevirdi. Kryamete kadar câmi olarak kalmasını istedigi bu  muhteşem mâbed için mükemmel bir vakfiye yazdırttı. (Bu,vekâlet Arşivi Tapu  Defterleri No:20, 27, 167, 251 )&lt;/p&gt; &lt;p&gt;1127 sene kilise, 481 sene de câmi olarak kullanılan Ayasofya, 1934'de müze  haline getirildi.Fatih, Enez'i, Galata ve Kefe'yi Osmanlı topraklarına dahil  etti. Limni, İmroz, Şemendirek, Taşoz, Bozcaada ve Boğdan'ı ald.Belgrad'ı  muhasara ettiği zaman çarpışmaya bizzat katıldı. Alnından ve dizinden ciddi  şekilde yaralandı. 1458'de Mora'yı kısmen, bir sene sonra da Sırbistan'ı tamamen  aldı. 1461'de Amasra'yı ve İsfendiyar Oğulları Beyliğini Osmanlı topraklarına  dahil etti. Trabzon Rum İmparatorluğunu ortadan kaldırdı. 1462'de Romariya,  Yayçeve Midilli'yi aldı. 1463 senesinde Papa'nın büyük gayretleri ile toplanan  ve savaşa katılan herkesin altı aylık günahının affolunacağı ilân edilen 20  devletin katıldığı bir haçlı ittifakı ile 16 sene savaştı. 1463'de Bosna'yı  fethetti ve Hersek'i de tabiiyeti altına aldı . 1466'da Konya ve Karaman'ı aldı.  Arnavutluğu tamamen Osmanlı topraklarına kattı. 1470'de Ağrıboz'u aldı.Uzun  Hasan'ı Otlukbeli savaşında kesinlikle yendi. Zafer şükranesi olarak kırkbin  esiri salıvererek, hürriyetlerine kavuşturdu. 1476'da Boğdan'ı Osmanlı  topraklarına kattı. Otuz sene içinde tam yirmibeş seferi bizzat kendisi idare  etti. 900.000 bin kilometrekare olan topraklarını 2.214.000 kilometrekareye  ykardı.Fatih Sultan Mehmed, Venedikliler tarofından tertiplenen tam ondört  suikastten kurtuldu. Son suikastten ise kurtulamadı. Venedikliler, bu büyük  hükümdarı, aslen bir yahudi olan Maesto Jakopo isimli bir doktor vasıtasiyle  zehirleterek öldürmeye muvaffak oldular. Tarihçi Babinger'e göre bu suikastçı  doktor, Yakup Paşa ünvanı ile sarayın doktorları arasında bulunuyordu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;1481 Mayısının üçüncü günü yine bir sefere çıkmışken, Gebze'de ordugâhında  Perşembe günü vefat etti. Papa, Büyük Hakanın ölümünde tam üç gün üç gece bütün  kiliselerin çanlarını çaldırtarak sevinç ayinleri yaptırdı. Fatih 49 sene bir ay  beş gün yaşadı. İki imparatorluk, dört krallık ve onbir prenslik yıkan büyük  hükümdarın cenaze namazı Fatih Camiinde Şeyh Muslihiddin Mustafa Vefa Efendi  Hazretleri kıldırdı. Türbesi Fatih Camii yanındadır. (Allah rahmet eylesin.)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Fatih, Müslüman Türk Milletine yapmış olduğu büyük hizmetlerle, dünyanın en  büyük hükümdarlarından birisi olduğunu isbat etmiştir. İstanbul gibi, cihanın  bir incisi olan, bu muhteşem beldeyi Türk Milletine kazandırmıştır. Yapmış  olduğu çalışmalar ile, memleketinde büyük çapta bir imar hareketini  gerçekleştirmiştir. Bugünün üniversitesi olan (Fatih Külliyesi)ni 1470 senesinde  tamamlamış, İstanbul'u fethettiği zaman 8 tane kiliseyi camiye çevirmiş,  etrafındaki papaz odalarını da medrese yapmıştır. Ayrıca bir çok Anadolu  kasabasında da medreseler yaptırmıştır.Hz. Eyyüb EI - Ensâri'nin (r.a.) kabri  Fatih zamanında keşfedildi. Delâil-i Hayrat müellifi Şeyh Süleyman Cezuli ve  Allame Ali Kiasi Fatih devrinde vefat ettiler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Mustafa, Ikinci Bayezid, Cem, Korkud.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kızı : Gevherhan Sultan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-6647058394426529194?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/6647058394426529194/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=6647058394426529194' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6647058394426529194'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6647058394426529194'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/ii.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Eooof2xI/AAAAAAAAAD8/v2DZNVwImh0/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-3074125330730226695</id><published>2008-05-16T05:56:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:56:37.496-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='8-Sultan İkinci Bayezid'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2EfIof2wI/AAAAAAAAAD0/uKpl5pCd11Q/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2EfIof2wI/AAAAAAAAAD0/uKpl5pCd11Q/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200958815110945538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan İkinci Bayezid&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Fatih Sultan Mehmed&lt;span style="left: 496px; position: absolute; top: 3px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Mükrime Hatun&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 3 Aralik 1447&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefati . 26 Mays 1512&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanati : 1481 - 1512 (31 ) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İkinci Bayezid, uzun boylu, geniş göğüslü ve kuvvetli bir vücuda sahipti.  Yüzü yuvarlak ve gözleri elâ idi. Cesur ve atılgandı. Aynı zamanda çok halim,  selim ve dinine bağlı bir padişahtı. Babası Fatih Sultan Mehmed Han ilmi karşı  büyük bir sevgi beslediği için, oğlu Bayezid'e her şeyden evvel kuvvetli bir  tahsil vermeyi düşünmüştü. O devrin en meşhur âlimlerinde ders okutturmuş, bütün  İslâmi ilimleri en iyi şekilde öğretmişti. İkinci Bayezid, dinine çok bağlı  olduğu için kendisine (Bayezid Veli) denildi. Bayezid Veli, şâirleri saraya  toplar onlarla sohbet ederdi. Bayezid Veli çok alim bir zat idi. Arapça ve  Farsçayı gayet iyi bilirdi. İslâmi ilimlerin yanı sıra matematik ve felsefe  tahsili de yapmıştır. Çağatay lehçesi ve Uygur alfabesini de öğrenmişti. Hattat  ve bestekârdı. Avni mahlasıyla Şiirler yazardı. Ulemâ ve sanatkârlar için ayrıca  bir para fonu ayırmıştı.Bayezid Veli padişah olduktan sonra, kardeşi Cem Sultan  ile 14 sene mücadele etti.Kilye ve Akkerman'ı fethetti. 1484 - 1485'de Mısır  Memlükleri ile harbe girdi. Devrinde Belgrad üçüncü defa kuşatıldı ve tarihte  ender görülen Abdina Zaferi elde edildi. Denizden İspanya'ya sefer açıldı.  Endülüs Müslüman Devletinin yardımına gönderilen bu donanma kıyı şehirlerine  baskınlar düzenledi. Karşısına çıkacak bir devlet olmadı. Osmanlı Devleti  tarihinde, akıncıların Avrupa'nın içlerine kadar akınlar düzenlediği devir bu  devirdir. Venedik'i dahi bu akıncılar istila edip, ta Varşova'ya kadar gittiler.  1483'de tarihin sayılı deniz savaşlarından olan Sapienza Deniz Zaferi kazanıldı.  1500'de İnabahtı fethedildi. Koron, Modon ve Navarin kaleleri alındı.Anadolu'da  başgösteren Şahkulu isyanı bastırıldı. Oğullarının en kudretlisi olarak kabul  ettiği Şehzade Selim'in israrlı hareketleri karşısında tahtından ferâgat, etti.  Dimetoka Sarayında oturmak istedi ve bu maksatla yola çıktı. Çok rahatsızdı.  Dimetoka'ya varamadan Havsa kasabasının Abalar köyünde vefat etti. Cenazesi  kendi yaptırdığı Bayezid Camii türbesine defnedildi. 62 yaşında idi. Vefatı  duyulunca, en çok harp yaptığı Mısır'da bile cenaze namazı kılındı. Tahta  çıktığında 2.214.000 km. kare olan Osmanlı topraklarını 2.375.000 km. Kareye  kardı.Veziri Azamları (Başbakanları): Koca Davut Paşa, Hadım Ali Paşa,  Hersekzade Ahmed Paşa, İkinci İbrahim Paşa, İshak Paşa ve bir yangında ölen  Mesih Paşa.Şeyhülislâmları : Molla Gürani, Molla Abdülkerim ve Zembilli Ali  Efendi.Kaptan-ı Deryaları : Küçük Davud Paşa,Hersekzade Ahmed Paşa, İskender  Bey, Hacı Mesih Paşa, Güveği Sinan Paşa ve Karanişancı Vezir Davud Paşa.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Silsile-i Saâdât-ı Nakşibandiyye'den Hâce Ubeydullah Ahrar (k.s.) Mimar  İbrahim Tennuri Kayseri, Şeyh Abdullah İlâhi, Mevlanâ Abdurrahman Câmi, Şeyh  Ebu'I Vefa. Kesteli,Şeyh Seyyid Ahmed Neccâri, Şeyh Niyazi, (Hacı Halife) ve  Abdullah Eşref İzniki İkinci Bayezid devrinde vefat etmiş büyüklerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Mahmud, Ahmed, Şehinşah, Yavuz Sultan Selim, Mehmed.  Korkud, Abdullah, Alimşah.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız Çocukları : Aynişah, Gevher Mülük Sultan, Hatice Sultan, Selçuk ve Hüma  Hatun.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-3074125330730226695?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/3074125330730226695/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=3074125330730226695' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/3074125330730226695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/3074125330730226695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-ikinci-bayezid-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2EfIof2wI/AAAAAAAAAD0/uKpl5pCd11Q/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-7012466835075359385</id><published>2008-05-16T05:55:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:56:03.954-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='9-Yavuz Sultan Selim'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2EWYof2vI/AAAAAAAAADs/AUzLuVEmnB0/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2EWYof2vI/AAAAAAAAADs/AUzLuVEmnB0/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200958664787090162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Yavuz Sultan Selim&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası . Ikinci Bayezid&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Gülbahar Hatun&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 10 Ekim 1470&lt;span style="left: 463px; position: absolute; top: 2px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı . 22 Eylül 1520&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanati : 1512 - 1520 (8) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yavuz Sultan Selim, uzun boylu, geniş omuzlu, kalın kemikli ve omuzları arası  geniş yuvarlak başlı, kırmızı yüzlü ve çatık kaşlı,uzun bıyıklı yigit bir  padişah idi. Sert tabiatlı ve cesurdu. Bu yüzden muharebeyi Cok severdi.  Kuvvetli bir ilim tahsili yapmıştı. Edebiyata merakı vardı. Bir çok Farsça  Şiirler yazmıştır.Şiirleri en yüksek bir divan şâiri kadar kuvvetlidir. Geniş  bir kültür ve siyasete sahipti.Harpten hoşlanmakla beraber Cok ince bir ruha da  sahipti.Iran'a yaptığı seferde Şah İsmail'i 12 saatte perişan etti. Şah  İsmail'in iki karısı da esir oldu. Ordugâhtaki hazine ve altın taht ele  geçirildi. İran'ın o zamanki başşehri Tebriz'e girdi. 2500 km.lik bir yolu  yürüyerek gelip böyle parlak bir zafer kazanmak tarihte eşine az rastlanır  şeylerdendir.Adana, Gaziantep, Hatay, Urfa, Diyarbakır, Mardin, Sürt, Muş,  Bingöl, Bitlis, Tunceli vilâyetlerini Osmanlı topraklarına kattı. Dulkadir  Beyliği'ni, Musul, Kerkük ve Erbil'i Osmanli hudutlarına dahil etti. Eyyübi  Melikliği'ni aldı.1516'da Mısır seferine çıktı. 27 Temmuz'da Ramazanoğulları  Beyliği'ni ilhak etti. 24 Ağustos'ta Mısır Memlükleri ile Mercidabık Ovasında  karşılaştı. Memlükleri kesin bir şekilde mağlub etti. 28 Ağustos'ta Haleb'e  girdi. 29 Ağustos 1516'da bütün mukaddes emanetler İstanbul'a getirildi. Suriye,  Lübnan ve Filistin tamamen fethedildi.Kendi zamanına gelinceye kadar hiçbir  hükümdarın göze alamadığı bir işi yaptı ki,koskoca Sina Çölü'nü 13 günde geçti.  Birinci Cihan Harbinde, yeni tekniğin verdiği imkânlarla bu çöl 11 günde  geçilebilmiştir. (Türkiye Tarihi, Yılmaz Öztuna, Hayat Yayınları) 22 Ocak  1517'de Memlükleri Ridaniye'de tekrar yendi ve Kahire fethedildi. Yavuz, Memlük  sultanının cenazesini bizzat omuzlarında taşıdı.Kahire'nin fethinden sonra  İstanbul'a gelen Mısır ulemâsı ile, Türk ulemâsı Yavuz'un halife olmasını  kararlaştırdı. Daha sonra Halife Üçüncü Mütevekkil Ayasofya Camiinde minbere  çıkarak Yavuz'un hilâfetini ilân etti. Mütevazi hükümdar, her öğün yemekte tek  çeşit yemek yerdi ve ağaçtan tabaklar kullanırdı. 22 Eylül 1520'de Aslan Pençesi  denilen bir çıban sebebi ile vefat etti. Hayatının son dakikalarında Yasin-i  Şerif okuyordu. Oğlu Kanüni Süleyman, Fatih Cami'inde namazını kıldıktan sonra,  Sultan Selim Cami avlusundaki türbeye defnettirdi. (Allah rahmet eylesin.)Tahtı  devraldığında 2.375.000 km. kare olan Osmanlı topraklarını 6.557.000 km. kareye  çıkarmıştır. Bu büyük fütuhatı ise sadece 4 seneye sığdırmıştır.Mevahib sahibi  Şeyh İmam Ahmed Kastalâni, Emir Buhâri ve Reisü'I Hattâtıyn Şeyh Hamdullah,  Yavuz Sultan Selim zamanında vefat eden şahsiyetlerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocuğu : Kanüni Sultan Süleyman.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocugu : Hatice Sultan, Fatma Sultan, Hafsa Sultan, Şah  Sultan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-7012466835075359385?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/7012466835075359385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=7012466835075359385' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/7012466835075359385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/7012466835075359385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/yavuz-sultan-selim-babas.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2EWYof2vI/AAAAAAAAADs/AUzLuVEmnB0/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-2107693365053017078</id><published>2008-05-16T05:54:00.003-07:00</published><updated>2008-05-16T05:55:09.729-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='10-Kanuni Sultan Süleyman'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2EJIof2uI/AAAAAAAAADk/TuTxWqbdSFo/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2EJIof2uI/AAAAAAAAADk/TuTxWqbdSFo/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200958437153823458" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Kanuni Sultan Süleyman&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Yavuz Sultan Selim&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Hafsa Hatun&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="left: 491px; position: absolute; top: 2px;"&gt;&lt;/span&gt;Dogumu : 27 Nisan 1495&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefati . 7 Eylül 1566&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanati : 1520 - 1566 (46) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kanüni Sultan Süleyman, Trabzon'da dünyaya geldi. O sırada babası orada vali  idi. Babası O'nu küçük yaştan itibaren çok titiz bir şekilde yetiştirmeye  basladı ve emsali görülmeyen bir terbiye ve tahsil ile yetiştirildi. 26 yaşında  padişah oldu. Çok ciddi ve vakurdu. Teenni ile hareket ederdi. Yapacağı işler  hakkında hiç acele etmez, gayet geniş düşünür ve verdiği emirden geri dönmezdi.  İs başına getireceği adamların kabiliyet derecelerine göre vazife verirdi.  Kanüni'nin yüzü yuvarlak, gözleri elâ, kaşları arası biraz açık, doğan burunlu,  uzun boylu ve seyrek sakallı idi. Azim ve irade sahibiydi. Devri Türk  hakimiyetinin kemale ulaştığı bir devir olmuştur.Kendisine Kanüni denmesi, yeni  kanunlar icad etmesinden değil, mevcut kanunları yazdırtıp çok sıkı bir şekilde  tatbik etmesinden dolayıdır. Zamanında İngiltere Kralı . Vlll. Henri,İstanbul'a  bir heyet gönderip, adalet mekanizmasının nasıl işlediğini tetkik ettirerek  kendi memleketine örnek almıştır.Avrupâ tarihçilerinin Muhteşem Süleyman  dedikleri büyük hükümdar, büyük dedesi Fatih gibi sayısız seferlere bizzat  kendisi iştirak etmiştir.Zamanında cereyan eden mühim hadiselerden bazıları  şunlardır :1522 senesinde Rodos'u aldı. Fransa KraIının yardım isteğini kabul  ederek Alman İmparatoruna bir mektup yazdı ve Alman İmparatoru, Birinci  François'i serbest bıraktı.1526'da Mohaç Muharebesi ile Macaristann ortadan  kaldırdı. Budapeşte'yi fethetti.1529'da Viyana'yı kuşattı. 1532'de Avusturya  seferine çıktı. 1533'te Almanya ile anlaşma imzalandı. 1537'de Otranto  fethedildi. Ancak, Venedik Savaşı sebebiyle daha sonra ordu Otranto'dan çekildi.  1543'de Estergon, İstoini ve Belgrad'ı fethetti.Barbaros kardeşler Akdeniz'de  yenmedik donanma bırakmadılar ve Kuzey Afrika'yı alarak Osmanlı topraklarına  bağladılar. Kırım Hanları, Moskova'ya kadar ilerlediler.Hint Okyanusu'na donanma  gönderilerek oradaki müslümanlara yardımlarda bulunuldu.Sudan ve Habeşistan'da  fetihler yapıldı.1548'de Tebriz dördüncü defa alındı.Osmanlıların en  büyüklerinden birisi olan Muhteşem Padişah 7 Eylül 1566 günü savaş meydanında  iken ahiret âlemine irtihal etti. Oanda Zigetvar kuşatmasını idare ediyordu.  Vefatında 71 yaşını 4 ay 10 gün geçiyordu. 46 sene padişahlık yaptı. Büyük bir  devlet adamı ve ünlü bir şairdi. Meşhur şiirlerinden birisi şudur:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Saltanat dedikleri bir cihân kavgasıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Babasından 6.557.000 km. kare olarak devraldığı İmparatorluğun topraklarını,  14.893.000 km. kareye çıkarmıştı.Cenaze namazını Şeyhülislâm Ebussuud&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Efendi ve Nakibü'I - Eşraf Taşkentli Muhterem Efendi kıldırmıştır.  Süleymaniye Camii avlusundaki türbesinde gömülüdür. (Allah rahmet eylesin.)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Silsile-i Saadâd'tan Hâce Muhammed Zâhid Bedahşi (k.s.) Hazretleri, Şeyh  Sünbül Sinan, İbrahim Gülşeni, Şeyh Hamidullah'ın oğlu Hattat Mustafa'Dede, Kara  Davud, Beyzavi'ye haşiye yazan Şeyhzade, Humayünnâme sahibi Alâaddin, Mülteka  sahibi İbrahim Halebi, Şahidi İbrahim Dede, Ahteri sahibi Mustafa Efendi,Lügat  sahibi Nimetullah Efendi, Şeyh Merkez Efendi, Kırklardan Hızır Efendi ve İşbah  müellifi İbni Neciym, Kanüni devrinde yaşamış ve yine o devirde vefat etmiş  büyüklerdir. Erkek çocukları : Ikinci Selim, Bayezid, Abdullah, Murad, Mehmed,  Mahmud, Cihangir, Mustafa.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocukları : Mihrimah Sultan, Raziye  Sultan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-2107693365053017078?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/2107693365053017078/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=2107693365053017078' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/2107693365053017078'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/2107693365053017078'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/kanuni-sultan-sleyman-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2EJIof2uI/AAAAAAAAADk/TuTxWqbdSFo/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-1177834633259137107</id><published>2008-05-16T05:54:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:54:31.739-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='11-Sultan İkinci Selim'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2D_Iof2tI/AAAAAAAAADc/9hAO2jeEtDQ/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2D_Iof2tI/AAAAAAAAADc/9hAO2jeEtDQ/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200958265355131602" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan İkinci Selim&lt;span style="left: 446px; position: absolute; top: 12px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Kanuni Sultan Süleyman&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Hürrem Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 28 Mays 1524&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı . 15 Aralik 1574&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : (1566-1574) (8) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İkinci Selim, orta boylu, alnı açık, mavi gözlü, ince kaşlı ve sarışın bir  padişahtı. Zamanında cereyan eden mühim hadiselerden bazıları şunlardır :Komşu  devletlerle sulh anlaşmaları yapıldı. İndonezya'ya denizden sefere Çıkıldı.  Hindistan ve civarındaki müslüman hükümdarlara istekleri üzerine yardımlarda  bulunuldu. Bir Türk gölü haline gelen Akdeniz'deki Kıbrıs korsanları, devamlı  devletın donanmasına ve ticaret gemilerine zarar verdiğinden Kıbrıs'ın fethine  karar verildi. Lala Mustafa Paşa tarafından Kıbrıs birbuçuk sene içinde tamamen  fetholundu. Kıbrıs'ın imdadına gelen haçlı donanması İnebahtı'daki Türk  donanmasını yakınca, padişah üzüntüsünden günlerce uyuyamadı. Çok kısa bir zaman  sonra eski donanmadan kat kat üstün yeni bir donanma yapılıp yine Akdeniz'e  açıldı. Bir sene içinde tam 158 gemi ile yeni donanma denize  açılınca,Venedikliler sanki galip değil de mağlüb bir devletmişcesine bir  anlaşma imzalamak mecburiyetinde kaldılar.Ayasofya Camii yeniden onarıldı.  Selimiye Camii o devrede inşa edildi. Kırım Hanlığına,Rusya seferine Çıkma izni  verildi ve Rusya vergiye bağlandı.Tunus şehri fethedildi ve bütün Tunus, Osmanlı  topraklarına katıldı.İkinci Selim de babası gibi şairdi. Şaheser bir beyti :&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Biz bülbül-i muhrık-ı dem-i şekvayı firâkiz&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ateş kesilir geçse sabâ gülşenimizden.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Son devrin ünlü şairlerinden Yahya Kemal, İkinci Selim'in bu beyti için,  Selimiye kadar güzel bir Şiir, demiştir.Babasından 14.892.000 km. kare olarak  devraldığı İmparatorluk topraklarını, 15.162.000 km. kare olarak bırakmıştır. 15  Aralık 1574 günü vefat etmiş, dedesi Yavuz gibi ancak sekiz sene padişahlık  yapmıştır. Ayasofya'daki türbesine gömülmüştür. (Allah rahmet eylesin.)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ebussuud Efendi, Şeyh,Mehmed Âşık Efendi, Kastamonulu Şeyh Şaban Efendi,  Birgili Mehmed Efendi, Şakâik'a zeyl yazan Âşık Çelebi ve Kınalızade Ali Efendi,  Sokollu Mehmed Paşa, Ikinci Selim devrinde vefat eden büyüklerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek Çocukları : Üçüncü Murad, AbdulIah, Osman, Mustafa, Süleyman, Mehmed,.  Mahmud, Cihangir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocukları : Fatma Sultan, Sah .Sultan,Cevherhan Sultan, Esma  Sultan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-1177834633259137107?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/1177834633259137107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=1177834633259137107' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/1177834633259137107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/1177834633259137107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-ikinci-selim-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2D_Iof2tI/AAAAAAAAADc/9hAO2jeEtDQ/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-6699584967231934174</id><published>2008-05-16T05:53:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:53:54.849-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='12-Sultan Üçüncü Murad'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2D2Yof2sI/AAAAAAAAADU/x1p3lCFLLcw/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2D2Yof2sI/AAAAAAAAADU/x1p3lCFLLcw/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200958115031276226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Üçüncü Murad&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Ikinci Selim&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Nurbânu Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Documu : 4 Temmuz 1546&lt;span style="left: 424px; position: absolute; top: 3px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefati . 16 Ocak 1595&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanati : 1574 - 1595 (21 ) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Üçüncü Murad, orta boylu, değirmi yüzlü,kumral sakallı, elâ gözlü ve beyaz  tenli bir padişahtı. Çok cömertti, herkese yardım etmeyi severdi.Zamanında  cereyan eden mühim olaylar :Venedik'le anlaşma yenilendi. Portekiz'le Vâdisseyl  muharebesi yapıldı ve Portekizliler kesin bir şekilde mağlüb edildi. İspanya'ya  karşı İngiltere'ye yardımlar yapıldı. Lehistan kraIının tayininde çıkan mücadele  kazanıldı ve 1577'de Lehistan devleti de Osmanlılara tâbi oldu.1511'de Osmanlı  tabiiyetinde bulunan Kırım Hanlığı Rusya'ya harb ilân etti. Moskova'ya kadar  ilerleyerek Rusya'yı vergiye bağladı.1578'de İran'la savaşlar başladı. çıldır  Zaferi elde edildi, Tiflis ve Şirvan fethedildi. Hazar Denizine kadar Osmanlı  hakimiyetine alındı. Tarihte meşhur Tiflis müdafaası yapıldı.Kaledeki bir avuç  asker kedi ve köpeklere varıncaya kadar yiyerek kaleyi teslim etmediler.27 günde  Kars Kalesi yapıldı 1583'de Meşâleler Zaferi kazanıldı ve Revan fethedildi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;1585'de Tebriz dördüncü defa fethedildi.Gence şehri alındı.1590'da İran'la  sulh yapıldı. 1593'de Almanya'ya harb ilân edildi.1594'de Yanıkkale  fethedildi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu devirde Osmanlı topraklarının genişliği 19.902.000 km. kareye yükseldi.  Osmanlı İmparatorluğu en geniş toprağa bu zamanda sahib bulunuyordu.Üçüncü Murad  16 Ocak 1595'de 49 yaşında iken vefat etti. Ayasofya Camii avlusuna gömüldü.  (Allah rahmet eylesin.)Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesini O yaptırmıştı.  Fethiye Camiini de kiliseden camiye o çevirmişti.Beyzavi Tefsirine Hâşiye yazan  Sinan Efendi (H. 986), Seyh Üftâde Hazretleri (H.989), Ahi Çelebi, Uryani Mehmed  Dede ve Şakâik'a zeyl yazan Lütfi Mustafa Efendi, Molla Cami'ye şerh yazan  Muharrem Efendi, Gülistan'a şerh yazan Sam'i Efendi, Vankulu Lügatının sahibi  Mehmed Vani Efendi (H. 1000) bu devirde vefat eden büyüklerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Üçüncü Mehmed, Selim,Bayezid, Mustafa, Osman, Cihangir,  Abdullah,Abdurrahman, Abdullah, Hasan, Ahmed, Yakub, Alemşah, Yusuf, Hüseyin,  Korkud, Ali,İshak, Ömer, Alaüddin, Davud.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocukları : Ayşe Sultan, Fatma Sultan, Mihrimah Sultan, Fahriye  Sultan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-6699584967231934174?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/6699584967231934174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=6699584967231934174' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6699584967231934174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6699584967231934174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-nc-murad-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2D2Yof2sI/AAAAAAAAADU/x1p3lCFLLcw/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-7151162304517826426</id><published>2008-05-16T05:52:00.002-07:00</published><updated>2008-05-16T05:53:21.951-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='13-Sultan Üçüncü Mehmed'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Dtoof2rI/AAAAAAAAADM/4yLVEFkIq9o/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Dtoof2rI/AAAAAAAAADM/4yLVEFkIq9o/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200957964707420850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Üçüncü Mehmed&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası .Üçüncü Murad&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Safiye Hatun&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 26 Mays 1566&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı . 21 Aralik 1603&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1595 - 1603 (8) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Üçüncü Mehmed, &lt;span style="left: 473px; position: absolute; top: 2px;"&gt;&lt;/span&gt;Manisa'da doğdu. Cok  kuvvetli bir ilim tahsili yaptı. Orta boylu, kumral saçlı ve güzel yüzlü idi.  Dinine çok baglıydı ve tasavvufa da çok merakı vardı. Hz. Peygamberimizin  mübarek ismi anılınca, saygı için derhal ayağa kaıkardı.İsmini Fatih'e benzemesi  için dedesi Kanuni, "Mehmed" koymuştur. Üçüncü Mehmed devri, Osmanlı  İmparatorluğunun duraklama devrine rastlar. Nitekim Avrupa topraklarında,Devleti  Aliyye, birçok kalelerini Avrupalılara teslim eder. Sadrazam Koca Sinan Paşa'nın  başarısızlığını gören Üçüncü Mehmed, bizzat sefere çıkmış, Haçova Meydan Savayı  Avrupalılara karşı kazanmış ve Eğri Kalesini fethetmiştir. Tarihte Eğri Fatihi  diye anılır. Bu devirde Türkiye İran yeniden savaşa başlamıştır. Vezirlerin ve  ulema sınıfından bazı kimselerin, adam kayırmaları, ehliyetsiz oldukları halde  bir çok kimseleri ehliyetli ve üstün kabiliyetli olarak padişaha tavsiyede  bulunmak Için, padişahı ve Devleti Aliyyeyi güç durumlarda bırakmıştır.Üçüncü  Mehmed, zamanında çıkan iç isyanlarla (Celâli İsyanları ile) uğraşmış, dışarıda  ise topraklar kaybedilmiştir. Meşhur Kanije Kalesi müdafaası, Tiryaki Hasan Paşa  tarafından bu devirde yapılmıştır. Üçüncü Mehmed genç yaşında iken 1603  senesinde vefat etmiştir. (Allah rahmet eylesin.)Üçüncü Mehmed de şâirdi ve Adli  mahlasıyla şiirler yazmıştır. Şiirlerinden birisi de şöyledir :&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yokdurur zulme rızamız, adle biz mâilleriz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gözleriz Hakkın rızasını emrine kaailleriz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Arifiz, âyine-i âlem - nümadır gönlümüz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Rüzgârın cünbüşünden sanmayın gaafilleriz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Püse-i aşk içre Adli kaal ezelden kalbimiz,&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gıll-ü gışdan hâliyiz, âlemde sâfi dilleriz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Silsile-i Saadâd'tan Mevlânâ Muhammed Hâcegi Emkengi (H. 1008) ve Mühammed  Bâki Billah Hazretleri (H. 1013), Şâir Bâki (H. 1008),Haşimi Osman Efendi (H.  1004), Tezkire sahibi Hasan Çelebi Efendi (H. 1013) Üçüncü Mehmed devrinde vefat  eden büyüklerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Birinci Ahmed, Birinci Mustafa, 5elim, Mahmud.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kızlarının isimleri bilinmiyor.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-7151162304517826426?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/7151162304517826426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=7151162304517826426' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/7151162304517826426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/7151162304517826426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-nc-mehmed-babas.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Dtoof2rI/AAAAAAAAADM/4yLVEFkIq9o/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-8338649694201412729</id><published>2008-05-16T05:52:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:52:44.213-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='14-Sultan Birinci Ahmed'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2DkYof2qI/AAAAAAAAADE/qaDsFeTQ77I/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2DkYof2qI/AAAAAAAAADE/qaDsFeTQ77I/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200957805793630882" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Birinci Ahmed&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Üçüncü Mehmed&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Handan Sultan&lt;span style="left: 418px; position: absolute; top: 2px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 18 Nisan 1590&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı . 22 Kasim 1617&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanati : 1603 1617 (14) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Birinci Ahmed, Kanuni'den sonra devlet işleri ile bizzat kendisi ugraşan çok  gayretli bir padişahtı. Çok sade giyinirdi. Çocuk denecek yaşlarında bile almış  olduğu kararlar mükemmeldi. Daima ilim ve irfan sahibi büyük zatlarla istişare  eder, onlara akıl danışırdı.Birinci Ahmed, 14 yaşında padişah oldu.14 sene  padişahlık yaptı ve ondördüncü Osmanlı padişahıdır. Çok mükemmel bir tahsil  görmüştür. Aynı zamanda iyi bir şâirdi. Bahti mahlasıyla yazdığı şiirlerinden  teşekkül eden bir divanı vardır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dinine çok bağlı bir müslüman hatta büyük bir veli idi. Altı büyük minareli  ve 16 şerefeli Sultanahmed Camiini bina ettirdi. Peygamberimiz Hz. Muhammed  Efendimize (s.a.v.)bağlılığı o kadar ileri idi ki, Efendimiz Hazretlerinin  mübarek ayak izlerinin resmi içine bir şiir yazmış ve o şiiri kavuğunda ölünceye  kadar taşımıştır. O şiir ise şudur :&lt;/p&gt; &lt;p&gt;N'ola tâcım gibi başımda götürsem dâim&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kadem-i resmini ol Hazreti şâhı Rusülün.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gül-i Gülzâri Nübüvvet, o kadem sahibidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ahmedâ durma yüzün sür kademine ol gülün.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kâbe'nin örtüleri bu devirde İstanbul'dan gitmeye başladı. Bu zamana kadar  ise Mısır'dan gönderiliyordu.Sultan Ahmed tahta çıktığında, Osmanlı Devleti,  içte Celâli isyanları, doğuda İran ve batıda Almanya ve müttefikleri ile savaş  halinde idi. Almanya fena şekilde hırpalandı ve sulh istedi. Zitvatorok  Antlaşması imzalandı.1611 senesinde Celâli isyanları tamamen bastırıldı. Sıra  üçüncü gaile olan İran'a geldi. Nihayet İran ile de antlaşma yapıldı.  Akdeniz'de&lt;/p&gt; &lt;p&gt;çok mühim deniz muharebeleri kazanıldı.1605'de Estergon ve Uyvar fethedildi.  Aynı sene son derece başarılı bir Avusturya seferi yapıldı. Macaristan Kralına  taç giydirildi.Denizlerde Malta seferi yapıldı.Sultan Ahmed 1617 senesinde vefat  etti.Sultanahmed Camii yanındaki türbesine defnedildi. (Allah rahmet  Eylesin.)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Tesâniyi sahibi Mevlânâ Aliyyül Kaari (H.1014), Muğnillebib şârihi Şeyh Ebü  Abdullah Muhammed (H. 1018), Hattat Hasan Çelebi Üsküdari (H. 1023) ve Karaca  Ahmed (H. 1024)Sultan Ahmed devrinde vefat etmiş büyük zatlardır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Ikinci Osman, Dördüncü Murad, Sultan Ibrahim, Bayezid,  Süleyman, Kasım, Mehmed, Hasan, Selim, Hanzâde, Ubeyde.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocukları : Gevherhan Sultan, Ayşe Sultan, Fatma Sultan, Atike  Sultan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-8338649694201412729?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/8338649694201412729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=8338649694201412729' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/8338649694201412729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/8338649694201412729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-birinci-ahmed-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2DkYof2qI/AAAAAAAAADE/qaDsFeTQ77I/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-6551341019295377256</id><published>2008-05-16T05:51:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:52:08.516-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='15-Sultan Birinci Mustafa'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Dboof2pI/AAAAAAAAAC8/zJvvhp-6E9o/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Dboof2pI/AAAAAAAAAC8/zJvvhp-6E9o/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200957655469775506" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Birinci Mustafa&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası:Üçüncü Murad&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi:Handan Hanım&lt;span style="left: 437px; position: absolute; top: 1px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Doğumu:1592&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı:20 Ocak 1639&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı:1617-1623 (5) Sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Birinci Mustafa güzel yüzlü seyrek sakallı ,sarı benizli ve iri gözlü bir  padişah idi.Akli muvazenesi bozuk olduğu halde tahta çıkarıldı. Fakat saltanatı  üç ayı henüz geçmişti ki, Şeyhülislâmın fetvası üzerine tahttan indirildi.  Yerine İkinci Osman (Genç Osman) tahta çıktı.1622 senesinde yine bir entrika ile  tahtan indirilen Genç Osmanın yerine tekrar (Mustafa I) geçti.Yedikule'de şehid  edilen Genç Osman'ın yerine ikinci defa tahta Cıkarıldı.Halbuki akli muvazenesi  yine yerinde değildi.Zamanında tarihteki meşhur Sultanahmed vakası meydana  geldi. Halktan bir yiğit "Sultan Osman'ı niçin öldürdünüz?" diye askerlerin  üzerine yürüdü. Çeşitli manevralarla tam 80 kişinin ölmesine sebep oldu. Bir  müddet sonra Kapukulu sipahileri ayaklandı. Genç Osman'ı öldürdüğü bilinen Davut  Paşa idam edildi.Handan Sultan 8 Ocak 1623 tarihinde devlet erkânını toplanarak  karar verip aklen yetersiz olan İkinci 20 Ocak 1639 Mustafa'yı tahttan  indirdiler. Şeyhülislâm Es'ad Efendı nın, tahttan indirilmesine vermış  olduğu&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Fetvasında :Akli dengesi bozuk olanın Hilafeti Caiz olmaz dedi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Vefatında 47 yaşında idi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çocugu yoktu.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-6551341019295377256?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/6551341019295377256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=6551341019295377256' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6551341019295377256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6551341019295377256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-birinci-mustafa-babasnc-murad.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Dboof2pI/AAAAAAAAAC8/zJvvhp-6E9o/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-3575979163911386381</id><published>2008-05-16T05:50:00.002-07:00</published><updated>2008-05-16T05:51:32.882-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='16-İkinci Sultan Osman'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2DS4of2oI/AAAAAAAAAC0/lcO9I51RV04/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2DS4of2oI/AAAAAAAAAC0/lcO9I51RV04/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200957505145920130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;İkinci Sultan Osman&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Birinci Ahmed&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Mahfiruz Haseki Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 3 Kasım 1604&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı . 10 Mayıs 1622&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatr : 1617 - 1622 (5) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Genç Osman istanbul'da dünyaya geldi.Annesi onun yetişmesi için çok titiz  davrandı.lyi bir terbiye ve tahsil yaptırdı. Genç Osman.zeki ve enerjik bir  padişahtı. Bıyıkları henüz terlememiş olan Ikinci Osman sima itibarı iIe çok  güzeldi.26 Şubat 1618 senesinde, amcası B&lt;span style="left: 430px; position: absolute; top: 3px;"&gt;&lt;/span&gt;irinci Mustafa akli yetersizliği  sebebiyle ve ulemanın fetvası üzerine tahttan indirilince padişah oldu. Çocuk  yaşta olmasına rağmen mükemmel ve muazzam plânları vardı. Büyük Lehistan  seferine bizzat katılarak başkomutanlık yaptı. Atılgan, cesur ve gözü pek olan  bu padişah yaşasaydı ikinci bir fatih olurdu diyenler vardır. Aynı zamanda  hattat ve şâirdi. Bir beyti de şudur:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Niyetim hizmet idi saltanat ve devletime,&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çalışır hasıd ü bedhah aceb nekbetime.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çok büyük emeller ve plânlar üzerinde duran genç padişaha hasedcilerin hasedi  kabardı. Kendisine plânlarını tatbik etmesinde yardım edecek bir vezir veya bir  sadrazam bulamadı. Tarihte eşine az rastlanır bir fecaatle tahttan indirilerek  Yedikule Zindanlarında boğdurularak ,sehid edildi.Aynı sene içinde Istanbul  Boğazı donmuş,Istanbul'dan Üsküdar'a yaya olarak geçilmişti. Yine aynı sene  güneş tutulma hadisesi, vâki olmuştu. Babası Birinci Ahmed'in, Sultan Ahmed  Camii yanındaki türbesine defnedildi. (Allah rahmet eylesin.)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Şâir Nevi, onun vefatı üzerine şunları yazdı :&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bir şâh-ı âlişan iken, şâh-ı cihâna kıydılar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gayretli,genç aslan iken, şâh-ı cihanda kıydılar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gazai bahadır Hân idi, ali nesli sultân idi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Namıyla Osman Hân idi, şâh-ı cihâna kıydılar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Molla Gânim Bağdâdi ve Şeyh Ebu'I Gays bu devirde vefat etmişlerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Ömer, Mustafa.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocugu : Zeyneb Sultan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-3575979163911386381?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/3575979163911386381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=3575979163911386381' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/3575979163911386381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/3575979163911386381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/ikinci-sultan-osman-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2DS4of2oI/AAAAAAAAAC0/lcO9I51RV04/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-5184344891520009997</id><published>2008-05-16T05:50:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:50:35.708-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='17-Sultan Dördüncü Murat'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2DEIof2nI/AAAAAAAAACs/6fMxaV-2Tnw/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2DEIof2nI/AAAAAAAAACs/6fMxaV-2Tnw/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200957251742849650" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Dördüncü Murat&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Birinci Ahmed&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Kösem Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 27 Temmuz 1612&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı . 9 Subat 1640&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1623 - 1640 (17) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="left: 443px; position: absolute; top: 3px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dördüncü Murad İstanbul'da doğdu. İyi bir tahsil gördü. Çok kuvvetli bir  vücuda sahipti.200 okkalık gürzleri rahatça kaldırabiliyordu.En kuvvetli yaylar  çeker, çok uzaklara cirit atardı. Attığı oklar ile kalkanları bile  delebiliyordu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çok küçük yaşta padişah oldu. Bir müddet devlet işlerine bakamadı. Devrinde  1624 ve 1625 senelerinde Anadolu'ya iki sefer yapıldı.Celâli isyanları  bastırıldı. Çok değerli bir şâir olan padişahın. daha çocuk yaşta iken Bağdatı  muhasara eden ve padişahtan yardım isteyen sadrazama verdiği manzum cevap çok  meşhurdur :&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Hâfızâ Bagdat'a imdad etmeye er yok mu dur?&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bizden istimdad edersin sende asker yok mudur?&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Genç Osman zamanındakinin bir benzeri olan ayaklanmayı çok büyük bir  ustalıkla bastırdı ve tesirsiz hale getirdi. Çok tesirli bir nutukla âsilere  bile kendi lehinde tezahürat yaptırdı. Sonradan da bu entrikaları çevirenleri  birer ikişer yakalatıp idam ettirdi.1633 senesinde tütün yasağı koydu. 1634'de  içkiyi yasakladı. Devlete bağlılığı olmayan herkesi idam ettirdi. Düzenlediği  bir doğu seferinde Bağdatı fethetti ve 1638'de Bağdat Fatihi ünvanını  aldı.İstanbul'da ve devletin her kesiminde bütün kabadayıları temizledi. Çok  geniş bir haber alma teşkilâtı kurarak, İmparatorluğun her tarafındaki zorbaları  ismen tesbit ettirdi ve sefere çıktığında geçtiği yerlerdekileri ismen çağırıp  boyunlarını vurdurdu. Kâbe-i Muazzama'yı yeniden bina ettirdi.Muradi ve Şah  Murad mahlasıyla şiirler&lt;/p&gt; &lt;p&gt;yazdı. Aynı zamanda büyük bir bestekârdı. Devlet işlerine tam hâkimdi. Her  şeyden haberi olurdu. Seferlerinde askerle aynı Şartlar içinde bulunur, uykusunu  bile atının üzerinde yapardı. Tahta çıktığında devlet hazinesi bomboştu. Tahtı  bıraktığında ise dopdolu idi. Üstün meziyetleri geniş tarih kitaplarında  yeterince anlatılmaktadır.1640 senesinde hastalandı. Kendisinden ümidini kesti  fakat iyi oldu. Sonra yeniden hasta düştü. 8 Subat 1640'da 28 yaşında iken vefat  etti, (Allah rahmet eylesin.)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Silsile-i Saadât'tan İmam-ı Rabbâni Ahmed Fârüki Serhendi (k.s.) Hazretleri  (H. 1034),Altı Parmak Mehmed Efendi, Ganizâde Nâdir Efendi, Veys Efendi, Seyh  Aziz Mahmud Hüdâi (H. 1038), Şeyh Abdurrahman Karabaş Veli, Şeyh İsmâil Ankaravi  Dördüncü Murad devrinde vefat etmişlerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Süleyman, Mehmed, Alâüddin, Ahmed.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocuklar! : Safiye Sultan, Gevherhan Sultan, Kaya İsmihan Sultan, Rükiye  Sultan,Zeyneb Sultan, Rükiye Sultan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-5184344891520009997?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/5184344891520009997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=5184344891520009997' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/5184344891520009997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/5184344891520009997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-drdnc-murat-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2DEIof2nI/AAAAAAAAACs/6fMxaV-2Tnw/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-4523713323202790147</id><published>2008-05-16T05:49:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:50:06.479-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='18-Sultan İbrahim'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2C44of2mI/AAAAAAAAACk/syvvxEpD4e8/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2C44of2mI/AAAAAAAAACk/syvvxEpD4e8/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200957058469321314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman,Times;"&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:6;"  &gt;S&lt;b&gt;ultan İbrahim&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="left: 410px; position: absolute; top: 1px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası . Birinci Ahmed&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Kösem Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 5 Kasim 1616&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefati . 18 Agustos 1648&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1640 - 1648 (8) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sultan İbrahim İstanbul'da doğdu. Uzun boylu, kuvvetli vücutlu ve kumral  sakallı idi.Annesi onun iyi yetişmesi için çok gayret göstermişti.Devrinde  yaşayan bazı kindar yazarların dediği gibi deli değildi. Kardeşi Dördüncü  Murad'ın vefatı üzerine tahta çıkmış ve tahta çıkışında şöyle demişti :  "Elhamdülillah Ya Rabbi! Benim gibi zaif kulunu bu makama lâyık gördün. Ya Rab!  Saltanat günlerimde milletimin halini hoş eyle ve birbirimizden hoşnut  kıl."Sultan İbrahim tahta çıktığında Osmanlıların hayatta kalan tek erkek ferdi  idi. Bir sene sonra ancak Dördüncü Mehmed ve diğerleri dünyaya geldiler. Böylece  Hanedân kesilmekten kurtuldu. İlk zamanlarında yeniçeri zorbaIarıyla uğraştı.  Fakat zaman geçtikçe dalkavuk vezirlerin tesiri altında kalmaktan kendini  kurtaramadı. Hakkındaki çirkin iftiralar ise,padişahi şehid edenler tarafından  kendilerini haklı görmeleri için uydurulmuş yalanlardı.Sultan İbrahim çok  şiddetli bir başağrısına mübtela idi. Meşhur tarihçi Peçevi ve Evliya Çelebi son  senelerini Sultan İbrahim devrinde tamamlamışlardır.1645 senesinde  Venediklilerle Girit savaşı başladı. Aynı sene Hanya ve Resmo fethedildi.1646'da  Kandiye kalesi muhasara edildi. 1648'de Kandiye teslim oldu. Bu senede  İstanbul'da yeni bir ihtilâl daha patlak verdi ve Sultan lbrahim tahtından  indirilerek şehid edildi. (Allah rahmet eylesin.)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Şâir Ruhi-i Bağdâdi, Fusus Şarihi Abdullah Sinobi bu devirde vefat etmiş  zatlardır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Dördüncü Mehmed, Ikinci Süleyman, Ikinci Ahmed, Orhan,  Bayezid, Cihangir, Selim, Murad.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız Cocukları : Ümmü Gülsüm Sultan, Peykân Sultan, Atike Sultan, AySe  Sultan,&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gevherhan Suttan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-4523713323202790147?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/4523713323202790147/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=4523713323202790147' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/4523713323202790147'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/4523713323202790147'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/s-ultan-ibrahim-babas.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2C44of2mI/AAAAAAAAACk/syvvxEpD4e8/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-5771978001295584856</id><published>2008-05-16T05:48:00.002-07:00</published><updated>2008-05-16T05:49:12.807-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='19-Sultan Dördüncü Mehmed'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2CwIof2lI/AAAAAAAAACc/Q6Oy5tZ5BhE/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2CwIof2lI/AAAAAAAAACc/Q6Oy5tZ5BhE/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200956908145465938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Dördüncü Mehmed&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası:Sultan İbrahim&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi:Turhan Sultan&lt;span style="left: 460px; position: absolute; top: 2px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Doğumu:2 Ocak 1642&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı:6 Ocak 1693&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı:1648-1687 (39) Sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dördüncü Mehmed, İstanbul'da doğdu.Annesi onu çok iyi yetistirdi. lyi bir  ilim tahsili gördü.Zamanında bir çok isyanlar oldu. Özellikle Yeniçeri isyanları  bastırılmaya çalışıldı.Zamanında Kösem Sultan öldürüldü.Köprülü Mehmed Paşa  sadrazam oldu. 1659'da Rusya'ya karşı büyük bir zafer elde edildi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;1660'da büyük İstanbul yangını oldu. 1661'de Köprülü Mehmed Paşa öldü. Yerine  oğlu Fazıl Ahmed Paşa sadrazam oldu.1663'de Almanya savaşı başladı ve Uyvar  fethedildi. 1664'de Serinvar Zaferi kazanıldı.Novigrad, Yenikale fethedildi.  .Girit'in tamamı alındı.1669'da Lehistan'a sefer açıldı. 1672'de Kamaniçe,  Polonya ve Galiçya fethedildi.Lehistan ile Bucaş Anlaşması yapıldı.  1673'Dördüncü Mehmed iki defa Lehistan seferine çıktı. Başarılı bir&lt;/p&gt; &lt;p&gt;seferden sonra Zoravno Vefatı . 6 Ocak 1693 Anlaşması yapıldı. (1676)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Silsile-i Saadât-ı Nakşibendiyye'den Şeyh Muhammed Masum (k.s.) Hazretleri  (H. 1079),Şâir Cevri İbrahim Çelebi, Sarı Abdullah Efendi ve Vani Mehmed Efendi  bu devirde vefat etmişlerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek -çocukları : İkinci Mustafa, Üçüncü Ahmed, Ahmed, Bayezid.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocukları : Hatice Sultan, Safiye Sultan, Ümmü Gülsüm Sultan, Fatma  Sultan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-5771978001295584856?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/5771978001295584856/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=5771978001295584856' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/5771978001295584856'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/5771978001295584856'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-drdnc-mehmed-babassultan-ibrahim.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2CwIof2lI/AAAAAAAAACc/Q6Oy5tZ5BhE/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-9012889467994828276</id><published>2008-05-16T05:48:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:48:37.848-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='20-Sultan İkinci Süleyman'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2CnIof2kI/AAAAAAAAACU/sqbOJyh1GxM/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2CnIof2kI/AAAAAAAAACU/sqbOJyh1GxM/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200956753526643266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan İkinci Süleyman&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Sultan Ibrahim&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Saliha Dilâşub Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 15 Nisan 1642&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefati . 22 Hpziran 1691&lt;span style="left: 432px; position: absolute; top: 1px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanati : 1687 - 1691 (4) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ikinci. Süleyman, İstanbul'da doğdu. Annesi tarafından titizlikle  yetiştirildi. Orta boylu,kır sakallı, şişman ve halim selim bir padişahtı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Padişah oldugu sırada askeri zorbaların ortalı karıştırması üzerine büyük  temizli girişti. Asayişi kısmen de olsa temin etti. Devleti çok kötü şartlar  içinde iken teslim aldı.Dördüncü Mehmed devrinde Almanların eline geçen birçok  yerleri geri aldı. Cesur, dindar,vatansever, merhametli ve nazikti. Rüşvet ve  sefahata son derece düşmandı.Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'yı büyük muhalefetlere  rağmen sadrazam tayin etti. Devrinde Lehistan, Rusya, Almanya ve Venedik'le&lt;/p&gt; &lt;p&gt;aynı anda savaşıldı. Lehliler ve Ruslara karşı kesin zafer elde edildi.  Venedikliler durduruldu. Almanlardan Belgrad, Sırbistan'ın tamamı,Niş, Vidin ve  Semendire tekrar alındı. (1690)lkinci Süleyman, Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'yı bu  başarılarından sonra İstanbul'a döndüğü zaman sevincinden ağlıyarak karşıladı.  Bizzat kendi hırkasını çıkarıp ona giydirdi. 1691'de Macaristan fethedilmek  üzere yeniden sefere çıkıldı. İkinci Süleyman, 3 yıl yedi ay 4 gün padişahlık  yaptı. 49 yaşını geçiyordu ki, tutulmuş oldugu bir hastalıktan öldü. Ölüm  hastası iken Islâm ordusunu Avrupa seferine uğurluyordu.Cenazesi İstanbul'a  getirildi ve Kanuni Sultan Süleyman Türbesine defnedildi. (Allah rahmet  eylesin.)Debbağzade Mehmed Efendi, Hacı Feyzullah Efendi, Feyzullah Fevzi Efendi  gibi kıymetli şahsiyetler devrinde Şeyhülislâmlık yapmışIardır. Meşhur hattat  Hafız Osman Efendi, Bestekâr Dede Efendi ve Itri Efendi gibi dehâlarda devrinde  yaşamışlardır.Silsile-i Saadât-ı Nakşıbendiyye'den Şeyh Seyfüddin Arif (k.s.)  Hazretleri (H. 1098), Atpazarlı Şeyh Osman Fazlı (H. 1102) bu devirde vefat  etmişlerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çocuklarının isimleri bilinmiyor.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-9012889467994828276?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/9012889467994828276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=9012889467994828276' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/9012889467994828276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/9012889467994828276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-ikinci-sleyman-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2CnIof2kI/AAAAAAAAACU/sqbOJyh1GxM/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-1209906732155542507</id><published>2008-05-16T05:47:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:47:56.289-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='21-Sultan İkinci Ahmet'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Cb4of2jI/AAAAAAAAACM/VuOBuMHn1HY/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Cb4of2jI/AAAAAAAAACM/VuOBuMHn1HY/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200956560253114930" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan İkinci Ahmet&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası . Sultan Ibrahim&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Hatice Muazzez Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 25 şubat 1643&lt;span style="left: 427px; position: absolute; top: 1px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefati . 6 şubat 1695&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1691 - 1695 (4) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İkinci Ahmed. İstanbul'da doğdu. Annesi onun terbiyesi ve tahsili ile sıkı  bir şekilde meşgul oldu. Son derece faal ve her işi bizzat idare etmek isteyen  biriydi. Yazı .yazma kabiliyeti çok üstündü. Kendisi bir çok Kur'an-ı Kerim  yazmıştır. Arapça ve Farsça lisanlarına vakıftı. Devlet işlerini çok yakından  takip eder,hasta bile olsa divan toplantılarına katilırdı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Şairlere ve Şiirlere düşkündü. Fazıl Mustafa Paşayı Sadrazamlıkta bıraktı.  Salan&lt;/p&gt; &lt;p&gt;kamen Meydan Muharebesinde, Köprülü Fazıl Mustafa Paşa şehid düştü. (1691)  Venediklilerle Hanya'da Şiddetli çarpışmalar yapıldı ve Hanya Zaferi elde  edildi. (Ağustos 1692)1693 senesinde İstanbul'da iki yangın oldu ve 5000 tane  bina yandı.Almanlar aynı sene Belgrad'ı muhasara ettiler ve 10.000 ölü vererek  çekildiler.21 Eylül'de Sakız düştü.İkinci Ahmed 6 Şubat 1695 senesinde Edirne'de  vefat etti. Cenazesi, ağabeyi İkinci Süleyman gibi İstanbul'a getirildi ve  Kanuni Sultan Süleyman Türbesine gömüldü. (Allah rahmet eylesin.)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Şeyh Selami Ali Efendi, Şeyh Muhammed Niyazi-i Mısri (H. 1105) bu devirde  vefat etmişlerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : İbrahim, Selim.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocukları : Atike Sultan, Hatice Sultan, Asiye Sultan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-1209906732155542507?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/1209906732155542507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=1209906732155542507' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/1209906732155542507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/1209906732155542507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-ikinci-ahmet-babas.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Cb4of2jI/AAAAAAAAACM/VuOBuMHn1HY/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-2952208310739978302</id><published>2008-05-16T05:46:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:47:08.552-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='22-Sultan İkinci Mustafa'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2CPoof2iI/AAAAAAAAACE/czmczozTt9s/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2CPoof2iI/AAAAAAAAACE/czmczozTt9s/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200956349799717410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan İkinci Mustafa&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Dördüncü Mehmed&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Emetullah Rabia Gülnüş Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 5 Haziran 1664&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefati . 29 Ocak 1704&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanati : 1695 - 1703 (8) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="left: 446px; position: absolute; top: 2px;"&gt;&lt;/span&gt;İkinci Mustafa, Istanbul'da dünyaya  geldi.Kuvvetli bir ilim tahsili yaptı. Tahta geçtiğinin üçüncü günü yapacağı  işleri anlatan bir yazı neşretti. Yazısında : "Zevk, sefa ve rahatı kendimize  haram eylemişizdir." diyordu. Yine vezirlerinden birine yazmış olduğu yazı  şöyledir :"Bana ağırlık ve hazine lâzım değil. Yerine göre kuru ekmek yerim.  Vücudumu din uğruna harcarım. Sıkıntının her çeşidine sabrederim. Milletime  hizmet tamam olmadıkça, seferden dönmem. Elbette sefere bizzat kendim giderim."  Devrinde Sakız Adası yeniden alındı. Çok kıymetli deniz zaferleri kazanıldı.  1695'de Lugoş Zaferi kazanıldı. Rus Çarı Büyük Petro Azak'ta hezimete uğratıldı.  Fakat bir sene sonra Azak düştü. 1696'da Azak Kalesindeki 500 asker 100.000'lik  Rus Ordusuna iki ay dayandı.Almanlara karşı Olaş Zaferi kazanıldı. Lehistan,  Alman ve Venedik cephelerinde büyük ve kesin başarılar kazanıldı. Fakat Zenta  Bozgunu diye tarihe geçen ve 30.000 Türk askerinin şehadetiyle neticelenen elim  hadise bu devirde meydana geldi.1699'da Karlofça Anlaşması yapıldı. 1703'te  İstanbul'da isyan oldu. İsyan büyüdü ve İkinci Mustafa tahttan indirildi. 4 ay  sonra da vefat etti. Vefatında 39 yaşında idi. İstanbul'da Yeni Cami yanındaki  türbesine gömüldü. (Allah rahmet eylesin.) Maruf ve meşhur Hattat Hafız Osman  Efendi (H. 1110), Emirler Şeyhi Seyyid Mehmed Efendi bu devirde vefat  etmişlerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Birinci Mahmud, Üçüncü Osman, Üçüncü Ahmed, Küçük Ahmed,  Hüseyin, Selim, Mehmed, Murad, Osman.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız Cocuklan : Ümmügülsüm, Ayşe, Emetullah, Emine, Rukiye, Safiye. Zahide,  Atike,Fatma, Zeyneb, Zahide.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-2952208310739978302?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/2952208310739978302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=2952208310739978302' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/2952208310739978302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/2952208310739978302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-ikinci-mustafa-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2CPoof2iI/AAAAAAAAACE/czmczozTt9s/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-3828214867793145197</id><published>2008-05-16T05:45:00.002-07:00</published><updated>2008-05-16T05:46:24.981-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='23-Sultan Üçüncü Ahmed'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2CFoof2hI/AAAAAAAAAB8/martTKO3Ucw/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2CFoof2hI/AAAAAAAAAB8/martTKO3Ucw/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200956178001025554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Üçüncü Ahmed&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası . Dördüncü Mehmed&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Emetullah Rabia Gülnüş Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 31 Aralik 1673&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı . 1 Temmuz 1736&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1703 - 1730 (27) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="left: 468px; position: absolute; top: 2px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Üçüncü Ahmed, uzun boylu, kara gözlü,doğan burunlu ve buğday benizli idi.  Hattat ve şâirdi. Necib mahlasıyle şiirler yazmıştır.Musikiden de fevkalade  anlardı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Devrinde Oran Şehri İspanyollardan alındı. 1711 senesinde Prut seferine  çıkıldi. Prut Ovasında Rus Ordusu feci şekilde kıstırıldı ve Rusya ile anlaşma  yapıldı. İsveç Kralının 4 senelik misafirliği de bu devire rastlamıştır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Azak Ruslardan geri alındı. 1715'de Mora seferi yapıldı ve Mora  Venediklilerden geri alındı. 1718'de Almanya ve Venedikle Pasorofça sulhü  yapıldı. Lâle Devri denilen meşhur devir bu tarihten sonra başladı.1722'de  Dağıstan Türk tabiiyetine girdi.Ancak 1723'de lran Savaşı başladı. Iran'ın beş  büyük eyaleti işgal edildi. Hemedan Anlaşması 1727'de yapıldı. Sonradan  İranlılar işgal edilen yerlerin bir kısmını geri aldılar. Yine 1727'de ilk Türk  Matbaası açıldı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;28 Eylül 1730'da Patrona Halil İsyanı oldu.Üçüncü Ahmed durumun vehametini  anladı ve yeğeni Birinci Mahmud'u padişahlığa oturttu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bir müddet sonra da 62 yaşında olduğu halde vefat etti. (Allah rahmet  eylesin.)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Silsile-i Saadât-ı Nakşıbendiyye'den Şeyh Muhammed Nüru'I - Bedvani (k.s.)  Hazretleri .(H. 1135), Üsküdarlı Şeyh Mehmed Nasühi Efendi, Ruhul Beyan sahibi  Bursa'lı Şeyh İsmail Hakkı Celveti Hazretleri (H. 1137) Üçüncü Ahmed devrinde  vefat etmişlerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Birinci Abdülhamid,Üçüncü Mustafa, Süleyman, Bayezid,  Mehmed, İbrahim, Numan, Selim, Ali, İsa, Murad, Seyfeddin, Abdülmecid,  Abdülmelik.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocukları : Emine, Rabia, Habibe, Zeyneb, Zübeyde, Esma, Hatice, Rukiye,  Saliho,Atike, Reyhan, Esıme, Ferdane, Nazife, Naile,Ayşe, Fatma, Emetullah,  Ümmüselma, Emine,Rukiye, Zeyneb, Sabiha.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-3828214867793145197?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/3828214867793145197/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=3828214867793145197' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/3828214867793145197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/3828214867793145197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-nc-ahmed-babas.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2CFoof2hI/AAAAAAAAAB8/martTKO3Ucw/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-6884634339606625287</id><published>2008-05-16T05:45:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:45:47.289-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='24-Sultan Birinci Mahmud'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2B74of2gI/AAAAAAAAAB0/2yKd3Z_SloU/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2B74of2gI/AAAAAAAAAB0/2yKd3Z_SloU/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200956010497300994" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Birinci Mahmud&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası . Ikinci Mustafa&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Saliha Valide Sultan&lt;span style="left: 446px; position: absolute; top: 2px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 2 Agustos 1696&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefati . 13 Aralik 1754&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1730 - 1754 (24) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Birinci Mahmud küçük yaştan itibaren çok kıymetli hocalardan ilim tahsil  etmeye başladı.Çok azimkâr ve sebatkâr bir padişahtı. Devrindeki en değerli  kimseleri seçip iş başına getirdi. Padişah olduktan sonra ilk önce Patrona Halil  ve maiyetindekileri ortadan kaldırdı.Üstün karakterli bir Şahsiyetti. "Sebkâti"  mahlasıyla şiirleri ve aynı zamanda büyük kıymete haiz besteleri vardı.Devrinde  pek çok sadrazam değişmeleri olmuştur. 1750 senesinde İstanbul'da hem büyük bir  yangın ve hem de zelzele oldu. İstanbul'un büyük camileri hasar gördü ve derhal  tamir ettirdi. Yangında dükkân ve evleri yananların zararlarını kendisi  karşıladı. Ev ve dükkânları yeniden yaptırıp sahiplerine teslim etti.1737'de  Almanya ile savaşa başlandı.1739'da Belgrad Anlaşması yapıldı ve Belgrad alındı.  İran kesin bir yenilgiye uğratıldı. 1736 senesinde İran'la İstanbul Anlaşması  yapıldı.Anlaşmadan sonra İran'lılar bir çok yerleri geri aldılar. Nihayet savaş  1746 senesinde sulh yapılarak neticelendi. İran'lılar aldıkları yerleri geri  verdiler. Caferi Mezhebinin Beşinci mezheb olması teklifi bu devirde Osmanlı  Devleti tarafından katiyetle reddedildi.Birinci Mahmud devrinde Osmanlı İmpa  ratorluğu'nun topraklarının genişliği 15.538.000 km. kare idi.Büyük alim ve  Mektübat-ı Şerife'nin mütercimi Müstakiymzade Süleyman Saadeddin Efendi, Tokatlı  Emin Efendi ve Ressam Levni bu devirde yaşamış büyüklerdir.Birinci Mahmud 58  yaşını geçtiği bir sırada vefat etti ve Yeni Camii yanındaki babasının türbesine  defnedildi. (Allah rahmet eylesin.)Seyh Abdül Gani Nablusi (H. 1144), Hattat  Seyyid Abdullah Efendi, Reisü'I - Kurra ve İmam Fil Hadis Yusuf Efendi Zâde bu  devirde vefat etmiş zatlardır. Çocuğu yoktu.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-6884634339606625287?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/6884634339606625287/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=6884634339606625287' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6884634339606625287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6884634339606625287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-birinci-mahmud-babas.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2B74of2gI/AAAAAAAAAB0/2yKd3Z_SloU/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-3682565401098299574</id><published>2008-05-16T05:44:00.000-07:00</published><updated>2008-05-16T05:45:09.741-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='25-Sultan Üçüncü Osman'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2ByYof2fI/AAAAAAAAABs/xCrjNw5rTzo/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2ByYof2fI/AAAAAAAAABs/xCrjNw5rTzo/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200955847288543730" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Üçüncü Osman&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Ikinci Mustafa&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Şehsuvar Valide Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 2 Ocak 1699&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefati . 30 Ekim 1757&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatr : 1754 - 1757 (3) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="left: 440px; position: absolute; top: 2px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Üçüncü Osman Istanbul'da doğdu. Terbiyesi ile çok dindar olan annesi meşgul  oldu.Çok cömert birisi idi. Fakirlere son derece şefkat gösterirdi. Hattatlığa  çalıştı ve çok güzel yazılar yazdı. Hazreti Peygamberimizin Kademi Şeriflerini  tersim ederek, yanıno bir de tugra yaptıktan sonro, Eyüp Sultan Türbesine hediye  etti.Üçüncü Osman sert. asabi ve tez hüküm veren bir mizaca sahipti. Kadınlara  karşı çok dikkatliydi. Sarayda gezinirken, ökçeleri çivili ayakkabı giyer,  gezdikçe ayak. tıkırdılarını duyan kadınlar odalarına kaçarlardı.Tahta  çıktığında 56 yaşına yaklaşıyordu.Zamanındaki mühim hadiseler şunlardır :  1755'te Haliç dondu. Aynı sene İstanbul'un yarıdan çoğunun zarar gördüğü bir  yangın oldu. Bir sene sonra ikinci bir yangında da 4000'e yakın ev yandı.  Birinci Mahmud'un yaptırdığı Nuruosmaniye Camii bu devirde (1755'te) ibadete  açıldı.Devrinin Şeyhülislâmları : Feyzullah Zâde Murtaza Efendi, Vassaf Abdullah  Efendi, Damadzâde Feyzullah Efendi, Dürrizâde Mustafa Efendilerdir. Üçüncü Osman  58 yaşını geçtiği bir sırada vefat etti. Cenazesi Yeni Camii yanındaki Sultan  Mahmud Han'ın yanına defnedildi. (Allah rahmet eylesin.)Reisül - Hattatıyn  Eğrikapılı Hoca Mehmed Rasim Efendi (H. 1169), Şeyh Ekici Mehmed Efendi, Uçüncü  Osman zamanında vefat etmişlerdir. Çocugu yoktu.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-3682565401098299574?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/3682565401098299574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=3682565401098299574' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/3682565401098299574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/3682565401098299574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-nc-osman-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2ByYof2fI/AAAAAAAAABs/xCrjNw5rTzo/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-6112656575012348386</id><published>2008-05-16T05:43:00.002-07:00</published><updated>2008-05-16T05:44:27.651-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='26-Sultan Üçüncü Mustafa'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Booof2eI/AAAAAAAAABk/NbZcJhq6MfQ/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Booof2eI/AAAAAAAAABk/NbZcJhq6MfQ/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200955679784819170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Üçüncü Mustafa&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası . Üçüncü Ahmed&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Mihrimah Sultan&lt;span style="left: 466px; position: absolute; top: 1px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 28 Ocak 1717&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefati . 21 Ocak 1774&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanati : 1757 - 1774 (17) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Üçüncü' Mustafa orta boylu, iri gözlü, yassı burunlu ve siyah sakalli idi.  Heybetli ve kuvvetli bir vücuda sahipti. Çok iyi bir tahsil yaptı. Çok çalışkan  ve cömert bir insandı. Bilhassa şiirde büyük kabiliyeti vardı. (Cihangir)  mahlasıyla yazdığı şiirler pek maruftur. Meşhur Şiirlerinden birisi ,sudur :&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yıkılıpdur bu cihan sanmaki bizde düzele,&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Devlet-i çerh-i deni verdi kâmu müptezele.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Şimdi ebvab-ı saadetle gezen hep hezele,&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Işimiz kaldı hemân merhamet-i Lem Yezel'e.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Astronomi ile meşgul oldu. İslâm ve Osmanlı tarihlerini gayet geniş olarak  tetkik etti.Memleketine en büyük felâketin Rusya'dan geleceğini çok iyi  bildiğinden, müdafaa için geceli gündüzlü çalışarak, her türlü hazırlığı yaptı.  Muharebelerde sarfedilmek üzere iç ve dış hazineyi altın ile doldurmuştu.Tahta  çıktığında 40 yaşında idi. Devletin büyük bir islahata ihtiyaci olduğunu Çok iyi  bilen ve bu hususta mühim hamleler yapan bir hükümdardı. Süveyş Kanalı'nı bile  açtırmayı düşünüyordu. Fakat iş başına getirecek kıymetli kimseleri bulamamanın  üzüntüsü içindeydi.1766 senesinde olan zelzelede yıkılan Fatih ve Eyyüb Sultan  Camilerini ve bütün İstanbul'u adeta yeniden imar etmiştir. Kara ve Deniz  Mühendishaneleri onun zamanında kurulmuştur. (1764) 1768'de Rusya ile savaş  başladı ve 1774 senesinde bitti. Savaş neticesinde Kaynarca Anlaşması yapıldı.  Büyük ve önemli ölçüde toprak kaybı oldu. Devletin esas gerileme devri de bundan  sonra başladı Rus savaşında üzüntüsunden hastalanmış ve vefat etmiştir.  Vefatında 57 yaşına yaklaşıyordu. (Allah rahmet eylesin.)Lâleli Camii 4 sene  içinde bu devirde inşa edildi. Şeyh Abdullah Kaşkari bu devirde vefat etmiştir  ve Eyüp'de medfundur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Üçüncü Selim, Mehmed.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız Cocukları : Şah Sultan, Fatma Sultan,Bekhan Sultan, Fatma Sultan,  Hibetullah&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-6112656575012348386?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/6112656575012348386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=6112656575012348386' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6112656575012348386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6112656575012348386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-nc-mustafa-babas.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Booof2eI/AAAAAAAAABk/NbZcJhq6MfQ/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-3706353676606914168</id><published>2008-05-16T05:43:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:43:51.414-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='27-Sultan Birinci Abdülhamid'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2BfYof2dI/AAAAAAAAABc/YrkQhp77BSg/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2BfYof2dI/AAAAAAAAABc/YrkQhp77BSg/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200955520871029202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Birinci Abdülhamid&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Üçüncü Ahmed&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Rabia şermi Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 20 Mart 1725&lt;span style="left: 465px; position: absolute; top: 1px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefati . 7 Nisan 1789&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1774 - 1789 (15) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Birinci Abdülhamid İstanbul'da doğdu. Annesi ona kuvvetli bir tahsil  yaptırdı. Zamanındaki mevcut tarihlerin,hepsini gözden geçirdi.Hat sanatı ile de  meşgul oldu. Çok hassas ve nazik bir insandi. Zamanında bir çok ıslahat ve imar  hareketlerinde bulunmuştur.Osmanlı Devleti'nin gerilemeye başladığı bir zamanda  padişahlık yapması onun şahsiyetine gölge düşürmemiştir. Tahta çıktığında  geleneklerin dışına çıkarak cülus bahşişi dağıtmadı.Devrindeki bazı mühim  hadiseler :1775'de İran savaşı başladı ve 1779'da bitti. Tarafların kan  akıtmaktan başka hiç bir menfati olmadı.1787'de Almanya ile savaş başladı.  Almanlar çok ümitlerle girdikleri bu savaşı kaybettiler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;1779'da Aynalıkavak Anlaşması yapıldı.1783'de Kırım Hanlığı sona erdi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;1787'de Rusya ile yeniden savaşa girildi.1788'de Almanya'ya karşı Sebes  Zaferi elde edildi. Bu zaferden sonra Birinci Abdülhamid'e Gazi ünvanı  verildi.Alman harbinde düşen, Özi faciası meydana geldi ki, bu kaleyi ellerine  geçiren AImanlar tek fert bırakmadan sivil ve asker bütün halkı öldürdüler.  25.000 nüfusu olan Özi halkını tamamen imha ederek ellerine geçirdiler. Birinci  Abdülhamid'e bu haber gelince üzüntüsünden felç oldu. Kısa bir zaman sonra da  vefat etti. Vefatında 64 yaşını henüz bitirmişti. Cenazesi Bahçekapısındaki  türbesine defnedildi. (Allah rahmet eylesin.)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Silsile-i Saadât-ı Nakşibendiyye'den Şemssüddin Habibullah (k.s.) Hazretleri  (H. 1195)bu devirde vefat etmiştir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Dördüncü Mustafa, İkinci Mahmud, Murad, Nusret, Mehmed,  Ahmed, Süleyman.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocukları : Esma,Emine,Rabia Alimşah, Dürrüşehvar,Hibetullah&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Fatma, Melikşah,&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-3706353676606914168?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/3706353676606914168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=3706353676606914168' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/3706353676606914168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/3706353676606914168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-birinci-abdlhamid-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2BfYof2dI/AAAAAAAAABc/YrkQhp77BSg/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-8759593304041963801</id><published>2008-05-16T05:42:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:43:13.126-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='28-Sultan Üçüncü Selim'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2BVoof2cI/AAAAAAAAABU/tkMHttjrN-Y/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2BVoof2cI/AAAAAAAAABU/tkMHttjrN-Y/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200955353367304642" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Üçüncü Selim&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Üçüncü Mustafa&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Mihrişah Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 24 Aralık 1761&lt;span style="left: 445px; position: absolute; top: 4px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı . 28 Temmuz 1808&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1789 - 1807 (18) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Üçüncü Selim İstanbul'da doğdu. Sarayda çok güzel bir Şekilde yetiştirildi.  Edebiyata ve güzel yazı yazmaya çok meraklı idi. Yazmış olduğu hat ve  levhalardan bazıları cami ve türbelerde asılmıştır.Arapça ve Farsça lisanlarına  fevkalade vakıftı. Çok merhametli ve nazik tabiatlı idi.Devrinde olan mühim  hadiseler :1791'de Awsturya ile Ziştovi, 1792'de de Rusya ile Yaş anlaşmâsı  yapıldı.1793'de Nizam-ı Cedid askeri teşkilâtı kuruldu.1798'de Napolyon'un  Mısır'a saldırmasıyla, Fransa ile savaş başladı. 1799'da Rusya ve İngiltere ile  ittifak yapıldı.Napolyon'a karşı meşhur Akka müdafaası yapıldı. Cezzar Ahmed  Paşa Mısır'da Fransızlara boyun eğdirdi. Bazı iddialara göre Napolyon bu devirde  müslüman oldu.1801'de Fransızlar Mısır'ı mecburen boşalttılar. 1802'de Fransa  ile Paris Anlaşması yapıldı.Aynı senelerde Arabistan'da (Vehhabilik)isimli bâtıl  mezhebin faaliyetleri görüldü. Vehhabiler üç ay müddetle Mekke'yi ve Medine'yi  işgal ettiler. Bütün mübarek şahsiyetlerin kabirlerine hakarette bulundular,  yakıp yıktılar.1806'da Sırp ihtilâli oldu ve Ruslarla savaş başladı.1807'de  Kabakçı ihtilâli oldu. Bu ihtilâlle Üçüncü Selim tahttan indirildi. Bir sene  sonra da 46 yasında iken şehid edildi. (Allah rahmet eylesin.)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dini, vatanı ve milletine çok düşkün olan Üçüncü Selim, aynı zamanda şairdi.  Kırım'ın Rusların eline geçtiğinde şu içli mısraları söylemiştir :&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kalalım mı kılıç altında öyle&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Oturmak dinimizde var mi böyle&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Esir etmiş nice tatarı bir bir&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kırım Rusya'da kalsın mı söyle&lt;/p&gt; &lt;p&gt;OI Moskof'tan varıp öcüm alayım&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ya düşman içre helâk olam şöyle.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Telgraf ve Litoğrafya bu devirde icad edilmiştir. Çocuğu yoktu.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-8759593304041963801?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/8759593304041963801/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=8759593304041963801' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/8759593304041963801'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/8759593304041963801'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-nc-selim-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2BVoof2cI/AAAAAAAAABU/tkMHttjrN-Y/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-5967061085089490125</id><published>2008-05-16T05:41:00.002-07:00</published><updated>2008-05-16T05:42:25.742-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='29-Sultan Dördüncü Mustafa'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2BI4of2bI/AAAAAAAAABM/c0zFpTs0ykw/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2BI4of2bI/AAAAAAAAABM/c0zFpTs0ykw/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200955134323972530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Dördüncü Mustafa&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası . Birinci Abdülhamid&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Ayşe Saniye Perver Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 8 Eylül 1779&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı . 16 Kasım 1808&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanati : 1807 - 1808 (1) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dördüncü Mustafa İstanbul'da doğdu. Yetişmesi ile annesi meşgul oldu. lyi bir  tahsil yaptırdı. Diğer padişahlar gibi o da hattatlığa çalıştı. Gayet güzel  yazıları vardır. Osmanogulları içinde Besinci Murad'dan sonra en az padişahlık  yapanlardan birisidir.Kabakçı Mustafa, Üçüncü Selim'in yenileşme hareketlerine  karşı koyup mani olmak maksadı ile Üçüncü Selim'in de merhametinden istifade  edince, Üçüncü Selim'i tahttan indirmişti Bunun üzerine âsiler tarafından  Dördüncü Mustafa padişah yapıldı. Âsiler pek çok mühım mevkileri ellerine  geçirdiler. ÜCüncü Selim tarafından kurulmuş olan Nizam-ı Cedid'in ileri  gelenleri Ruscuk'ta bulunan Alemdar Mustafa Paşa'nın yanında toplandılar.  Alemdar Mustafa Paşa büyük bir kuvvet halinde İstanbul'a gelerek âsileri  temizledi ki, Üçüncü Selim'in şehid edildiği öğrenildi. Bunun üzerine İkinci  Mahmud'u tahta çıkardı.Dördüncü Mustafa zamanında Ruslarla savaşa devam  edildi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dördüncü Mustafa bir yıl iki ay saltanatta kaldı. İkinci Mahmud tahta çıkınca  Topkapı Sarayının bir dairesinde oturmaya mecbur edildi. Bazı kimselerin İkinci  Mahmud'u indirip,Dördüncü Mustafa'yı tahta çıkarmayı tasarlamaları üzerine,  ulemadan fetva alınarak öldürüldü. Cenazesi babası Birinci Abdülhamid'in  Bahçekapısındaki türbesine defnedildi. (Allah rahmet eylesin)&lt;span style="left: 451px; position: absolute; top: 2px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Vapurun icadı bu zamanda olmuştur.Emine Sultan isminde bir kız çocuğu  vardı.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-5967061085089490125?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/5967061085089490125/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=5967061085089490125' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/5967061085089490125'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/5967061085089490125'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-drdnc-mustafa-babas.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2BI4of2bI/AAAAAAAAABM/c0zFpTs0ykw/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-382436061077615284</id><published>2008-05-16T05:41:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:41:43.705-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='30-Sultan İkinci Mahmud'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2A_oof2aI/AAAAAAAAABE/MV5vwODNB6A/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2A_oof2aI/AAAAAAAAABE/MV5vwODNB6A/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200954975410182562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan İkinci Mahmud&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Birinci Abdülhamid&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Nakşidil Valide Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 20 Temmuz 1785&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatl . 30 Haziran 1839&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1808 - 1839 (31 ) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İkinci Mahmud istanbul'da doğdu. Diğer padişahlar gibi kuvvetli bir tahsil  gördü. Tahta çıktağanda 23 yaşında idi. Üçüncü Selim'in, öğrenimine bizzat önem  vererek yetiştirdiği kıymetli bir şahsiyetti. Hattat, bestekâr ve şairdi.(Adli)  mahlasayla şiirler yazmıştır. Cesur, temkinli, sabırlı ve azimli bir tabiata  sahipti.Dağılan Nizam-a Cedid askerinin yerine Sekbân-a Cedid askeri teşkilâtını  kurdu. Çok geçmeden âsiler ayaklanınca, bu ocağa kendiliğinden dağıttı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;1808'de ayaklanan âsiler, Alemdar Mustafa Pasa'yı öldürdüler. 1812'de  Ruslarla Bükreş Antlaşması yapıldı.1813 senesinde, Mekke ve Medine'de mukaddes  yerlere hakaretlerde bulunan Vehhabiler temizlendiler. Osmanla İmparatorluğu  yakılıncaya kadar bir daha huzursuzluk çıkaramayacak hale getirildiler.1821'de  Yunan İhtilâli oldu. Binlerce sivil halk öldürüldü.1826'da Yunan İhtilâli  bastırıldı. Yeniçeri Ocagı, Seyhülislâmın fetvası, ulemâ sınıfı, asker ve halkın  ayaklanması ile tamamen ortadan kaldırıldı Bu olaya tarihçiler Vak'ay-ı Hayriye  diye isim verdiler. 1827'de Rus savaşı yeniden başladı. 1829'da Edirne Anlaşması  yapıldl. 1831 ve 1839'da Mısır isyanları oldu. 1839 senesinin Temmuz ayanda  İkinci Mahmud vefat etti. Hayatı boyunca uğraşmaş olduğu elim hadiselerin  tesiriyle üzüntüden verem olmuş ve bu hastalıktan vefat etmişti. Cenazesi  Divanyolundaki türbesine defnedildi. (Allah rahmet eylesin)İkinci Mahmud her  sahada çok geniş çalışmalarda bulundu. Bir çok ye&lt;span style="left: 411px; position: absolute; top: 3px;"&gt;&lt;/span&gt;ni mektepler açtı. Büyük binalar  inşa ettirdi. Istanbul'daki bütün büyük camilerin tamirini yaptırdı. Un kapanı  Köprüsü de onun zamanında yapıldı.Mekke-i Mükerreme'de bir medrese yaptırdı ve  Mescid-i Aksa'yı da tamir ettirdi.Sümbülzâde Vehbi ve Keçecizâde Izzet Molla  Efendi bu devirde vefat etmişlerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocuklara : Abdülmecid, Abdülaziz,dört adet Ahmed isimli şehzade,  Bayezid, Abdülhamid, Süleyman, Mehmed, Murad, Nizameddin, Mehmed, Abdullah;  Osman.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocukları : Emine Sultan, Hamide Sultan, Hayriye Sultan, Sali Sultan,  Saliha Sultan,Ayşe Sultan, Atike Sultan, Fatma Sultan, Münire Sultan, Fatma  Sultan, Mihrimah Sultan,Adile Sultan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-382436061077615284?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/382436061077615284/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=382436061077615284' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/382436061077615284'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/382436061077615284'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-ikinci-mahmud-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2A_oof2aI/AAAAAAAAABE/MV5vwODNB6A/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-2318794392574438906</id><published>2008-05-16T05:39:00.002-07:00</published><updated>2008-05-16T05:41:01.927-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='31-Sultan Birinci Abdülmecid'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2AzIof2ZI/AAAAAAAAAA8/timiUiHpDmY/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2AzIof2ZI/AAAAAAAAAA8/timiUiHpDmY/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200954760661817746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Birinci Abdülmecid&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Ikinci Mahmud&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Bezmiâlem Valide Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 25 Nisan 1823&lt;br /&gt;Vefati . 25 Haziran 1861&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1839 - 1861 (21) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Abdülmecid İstanbul'da dünyaya geldi. Babası ona iyi bir tahsil yaptırmak  için çok titiz davrandı. Kendisi biraz zayıfça idi. Çok zeki,terbiyeli, merhamet  ve şefkatli bir kimseydi.Tâhta çıktığında 16 yaşındaydı. Yeni gelişmeleri çok  sıkı bir şekilde takip eder ve hemen Devlet-i Aliyyede tatbik edilmesini  isterdi. Devrinde olan önemli olaylar :1839 senesinde Gülhane Hattı Hümayunu  okundu. 1846'da Mustafa Reşid Paşa Sadrazam oldu. Maarif alanında pek çok  ilerlemeler oldu. Bir çok meslek okulları açıldı. 1848'de Macar isyanı  dolayısıyla Macaristan'dan çok sayıda ilticalar oldu. Eflak ve Bogdan'da  ihtiIali oldu. Mübarek yerler meselesi ortaya çıktı.1853'de Rusya harbi başladı.  Sinop baskını oldu. 1854'de Ruslar karada büyük kayıplar verdiler. Meşhur  Silistre müdafaası yapıldı 've Ruslar bozuldu. Yerköyü Muharebesi kazanıldı.  Fransa ve İngiltere de Türkiye yanında yer aldılar ve Kırım'a çıkarma  yapıldı.1855'de Sivastopol alındı. Telgraf ve demiryolu hatları yapıldı. 1856'da  Paris Anlaşması yapıldı. Ruslara karşı büyük menfaatler sağIandı.Abdülmecid  Dolmabahçe Sarayı'nı yaptırdı&lt;/p&gt; &lt;p&gt;ve Ortaköy'deki Mecidiye Camiini inşa ettirdi.25 Haziran 1861'de babası gibi  verem hastalığına tutularak vefat etti. Öldüğünde 38 yaşındaydı. Fatih'teki  Sultan Selim Camii avlusundaki türbesine gömüldü. (Allah rahmet eylesin)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Silsile-i Saadât-ı Nakşıbendiyye'den Hâfız Ebü Said Sâhib (k.s.) Hazretleri  bu devirde vefat etmiştir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Ahmed, Mehmed Burhaneddin, Bahaüddin, s2üştü Mehmed,  Seyfüddin, Osman, Ziyaeddin Mehmed, Abid Mehmed,Abdüssamed Mehmed, Fuad Mehmed,  Nureddin, Vamuk Mehmed, Abdülhamid, Mehmed Vahidüddin, Süleyman, Kemaleddin,  Nizameddin,Mehmed Reşad.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kızları : Bedihe, Behice, Samiye, Mediha,Refia, Şehime, Sabiha, Aliye, Fatma,  Cemile,Seniha, Fehime, Mühibe, Mukbile, Münire, Naime, Neyyire,  Behiye.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-2318794392574438906?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/2318794392574438906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=2318794392574438906' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/2318794392574438906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/2318794392574438906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-birinci-abdlmecid-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2AzIof2ZI/AAAAAAAAAA8/timiUiHpDmY/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-7381644025838570087</id><published>2008-05-16T05:39:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:39:45.028-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='32-Sultan Abdülaziz'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Af4of2YI/AAAAAAAAAA0/VCWL301QRuA/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Af4of2YI/AAAAAAAAAA0/VCWL301QRuA/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200954429949335938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Abdülaziz&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Ikinci Mahmud&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Pertevniyal Valide Sultan&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 8 şubat 1830&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefati . 4 Haziran 1876&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saitanati : 1861 - 1876 (15) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sultan Abdülaziz Istanbul'da doğdu. Çok kuvvetli bir tahsil gören padişahın  edebi kültürü de gayet genişti. Uzun boylu, değirmi yüzlü, kumral sakallı ve  geniş omuzluydu. Vücudu pek iri ve heybetli idi. Cihan pehlivanları ile  güreşebilecek kuvvete sahipti. Aynı zamanda bestekâr, şâir ve ressamdı.  Memleketin imarı için bir çok çalışmalar yapmıştır. Yaptırmış oldugu savaş  gemilerinin planlarınıcoğu zaman kendisi çizmiştir.Devrinde olan önemli  olaylardan bazıları :1863'de Mısır ve 1867'de Avrupa seyahatlerine çıktı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;1868 'de Şurayı Devlet kuruldu. 1869'da Süveyş Kanalı açıldı. 1871'de Mithat  Paşa sadrazam oldu. Fakat iki ay sonra, bütçede açık oldugu halde açık  olmadığını söyleyip yalanı meydana çıkınca, sadrazamlıktan azledildi.1874'de  Hüseyin Avni Paşa sadrazam oldu. Bir yıl sonra azledilince, bu kindar adamın  kini padişaha karşı son haddine vardı. Abdülaziz çok büyük bir adam kıtlığı ile  karşı karşıya bulunuyordu. Kime vazife vereceğini bilemiyordu.Hiç bir işe  yaramadıkları alenen ortaya çıkmış olan Mithat Paşa, Mahmud Nedim ve Hüseyin  Avni Paşaların teşvikleriyle başlayan bir nümayiş ihtilâle döndü. Abdülaziz'i  tahttan indirdiler. Tahttan indirilmekle de kalmayarak intihar süsü verip zorla  öldürdüler.Halbuki bu büyük padişah, zamanında Osmanlı Devletini, askeri  bakımdan Dünyada ikinci veya üçüncü duruma getirmişti. Çok çalışkan, gayretli,  dindar ve ilerisi için büyük ümitler taşıyan bu büyük Hakan, şahsiyetleri çok  düşük olan bazı siyasiler tarafından, tahttan indirilmesi devletin bu kritik  günlerinde felâket oldu. Bütün mal varlığı çapulcular tarafından yağma  edildi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;5 Haziran 1876 senesinde şehid edildiği zaman 46 yaşında bulunuyordu.  Cenazesi Divanyolu'ndaki Sultan Mahmud Türbesine defnedildi. (Allah rahmet  eyiesin)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Selim Mehmed, Mahmud Celaleddin, Mehmed Şevket, Seyfeddin,  Sehzade Yusuf İzzeddin, Salahaddin, Abdülmecid.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocukları : Saliha Sultan, Emine .Sultan,Nazime Sultan, Esma Sultan,  Emine Sultan, Fatma Sultan, Münire Sultan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-7381644025838570087?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/7381644025838570087/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=7381644025838570087' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/7381644025838570087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/7381644025838570087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-abdlaziz-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2Af4of2YI/AAAAAAAAAA0/VCWL301QRuA/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-6408081001841558772</id><published>2008-05-16T05:37:00.000-07:00</published><updated>2008-05-16T05:38:27.179-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='33-Beşinci Sultan Murad'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2AMoof2XI/AAAAAAAAAAs/5BPAW1-jYwE/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2AMoof2XI/AAAAAAAAAAs/5BPAW1-jYwE/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200954099236854130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Beşinci Sultan Murad&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası , Suttan Abdülmecid&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . şevk efzâ Kadın Efendi&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 21 Eylül 1840&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefoti . 29 Agustos 1904&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1876'da (93) gün&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="left: 458px; position: absolute; top: 4px;"&gt;&lt;/span&gt;Beşinci Murad da İstanbul'da dogdu.  Değerli âlimler tarafından yetiştirildi. Şiir ve Nesir üzerinde çalışmalar  yaptı.Tahta çıktığında 35 yaşında idi. Sultan Abdülaziz'i tahttan indirenler onu  padişah yaptılar. Tahta çıktığı zaman akli muvazenesi tamamen bozuldu. Dünyanın  en mütehassıs doktorlarına teslim edilmesine ragmen iyileşemedi. Zamanında  Osmanlı Tarihinin en büyük cinayeti işlenmiştir. Hüseyin Avni Paşa, Mithat Paşa  ve kafadarları, bir başka ihtilâl olur da Sultan Abdülazizi tekrar tahta  çıkarırlar korkusu ile Sultanı hapsettikleri Feriye Sarayında hunharca şehid  ettiler.Bu hadiseden 11 gün sonra, Binbaşı Çerkez Hasan Olayı oldu. Bir kabine  toplantısında Sultan Abdülaziz'in kayınbiraderi olan Binbaşi Hasan Bey, Hüseyin  Avni'yi, Hariciye Naziri Raşit Paşa'yı ve bir de subayı öldürdü.Böylece Hüseyin  Avni'den eniştesinin intikamını almış oldu.Devlet bu devrede Rüştü Paşa  tarafından idare edilmekteydi. Bu sırada ise devletin en büyük felâketi olan  Osmanlı - Rus Harbi başamak üzereydi. Beşinci Murad Abdülaziz ile beraber Avrupa  seyahatine çıkmış ve bilhassa Fransa'yı yakından tanır hale gelmişti. Mükemmel  bir Fransizca biliyordu. Müsikişinastı. Fakat bütün bu meziyetleri tahta  çıktigında bir işe yaramadı. Akli muvazenesi bozulduğu için, devletin ileri  gelenleri onu tahttan indirmek mecburiyetinde kaldılar. Hayatının sonuna kadar  Çırağan Sarayında oturdu. Bir müddet sonra aklı tamamen düzeldi. Hayatı çırağan  Sarayında geçti. Yine bu sarayda 64 yaşında iken vefat etti. Yeni Camii  yanındaki türbeye gömüldü. (Allah rahmet eylesin)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek Cocukları : Mehmed Selahaddin.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız Cocukları: Fehime Sultan, Fatma Sultan, Hadice Sultan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-6408081001841558772?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/6408081001841558772/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=6408081001841558772' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6408081001841558772'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6408081001841558772'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/beinci-sultan-murad-babas-suttan.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC2AMoof2XI/AAAAAAAAAAs/5BPAW1-jYwE/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-6065136885753607217</id><published>2008-05-16T05:36:00.001-07:00</published><updated>2008-05-16T05:37:20.275-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='34-Sultan İkinci Abdülhamid'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC1_84of2WI/AAAAAAAAAAk/iYnc4by2TBg/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC1_84of2WI/AAAAAAAAAAk/iYnc4by2TBg/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200953828653914466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan İkinci Abdülhamid&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası . Sultan Abdülmecid&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Tirimüjgan Kadın Efendi&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 21 Eylül 1842&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatr . 10 şubat 1918&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1876 - 1909 (33) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İkinci Abdülhamid İstanbul'da doğmuştur.Uzun boylu, buğday benizli, siyah ve  sık sakallıydı. Kaşlarının üzeri hafifçe çıkıntılı ve gözleri de siyahtıDevrinin  en kıymetli alimlerinde, çok iyi bir tahsil yaptı. Kuvvetli bir hafıza ve  basirete&lt;/p&gt; &lt;p&gt;sahipti. Gayet güzel ve düzgün konuşurdu. Dehâ derecesinde bir siyasete  sahipti. Aynı zamanda çok cesur bir padişahtı. Spor yapmaktan hoşlanırdı. Gayet  güzel silah ve kılıç kullanırdı. Son derece takva idi. Tasavvufa ait geniş  bilgisi . vardı.Padişahlığı zamanında yıkılmak üzere olan devleti ayakta tutacak  en iyi tedbir ne ise onları hiç tereddüt etmeden yerine getirdi ve devletin  yıkılmasını tam 33 sene geciktirdi.Devrinde yapmış olduğu işleri, bazı aydın  geçinen tabaka hariç, herkes takdirle karşılıyordu. Aleyhine her türlü iftiralar  en kötü isnatlar uyduruluyor ve Avrupa devletlerinin himayesinde yaşayan çeyrek  aydın bile olamıyanlar gazetelerinde, durmadan bu iftira ve isnatları  yazıyorlardı. Hiç yılmadan ve bıkmadan,Devlet-i Aliyyeyi 33 sene idare etti.  Dünya savaşın çıkacağına inanıyor, çıktığında ise Osmanlı Devletini kurtaracak  şeyin, ancak denizlerde kuvvetli bir devletin yanında savaşa katılmak olduğunu  düşünüyordu. Tahttan indirildiğinden hemen sonra bu görüşünün tam zıddı yapılmış  koca devlet de tamamen yıkılmıştı.Prens Bismark'a göre 100 gram aklın 90 gramı  Abdülhamid Han'da, 5 gramı kendisinde, 5 gramı da&lt;span style="left: 468px; position: absolute; top: 5px;"&gt;&lt;/span&gt; diğer siyasilerdedir.En büyük  talihsizliği devleti en kötü şartlar altında eline almış olmasıdır. Tahttan  indirildikten sonra zaman ilerledikçe, aleyhinde olup da pişman olmayan hemen  hemen kalmamış gibiydi. Son derece dindar ve namuslu idi. Zevk ve sefaya düşkün  değildi. Abdestsiz olarak hiç bir devlet işine imza atmadığı meşhurdur. 1908  senesinde düzmece bir irtica olayı bahane ederek tahttan indirdiklerinde yüksek  bir veli derecesinde olan Büyük Hakan : "Bu Cenabı Hakkın takdiridir." Diyerek  elinde muazzam kuvvetler olduğu halde müdahale bile etmeden tahtını  terketmiştir. Tahttan indirilmesinde birinci derecede Yahudilerin rolü vardı.  çünki daha o zamanlar Yahudiler Filistin'den toprak istemişler, Sultan  Abdülhamid de reddetmişti.Siyasi ve diplomatik hadiselerin en çok olduğu devir  şüphesiz Abdülhamid Han devridir. Bu büyük padişaha, bütün tarihi hakikatler  ortaya çıkmış olmasına rağmen, hala iftira edenlere rastlamak mümkündür.Tahta  çıktığında, amcası Sultan Abdülaziz'in intihar edip etmediğini tesbit etmek için  bir mâhkeme kurdurmuş ve kurulan bu mahkemede; Hüseyin Avni, Mithat Paşa ve daha  bazılarının öldürttüklerini tesbit ettirmiş, bunun üzerine Mithat Paşa'nın idam  edilmesini, Gazi Osman Paşa ve Ahmed Cevdet Paşa gibi büyük dâhiler bile istemiş  olmalarına rağmen idam cezasını müebbet hapse çevirmiştir.«Yeryüzünün son  bağımsız Müslüman Türk Devletinin Hükümdarı İkinci Abdülhamid'e Cuma  selamlığında camiden çıkarken atılan bombanın fitilini bir şahıs değil, koca bir  ehlisalip cephesi ateşlemişti. O gün gaflet içinde bulunan bazı aydınlarımız, bu  arada şâir Tevfik Fikret suikastçının şahsında ehlisalip cephesine kaside  yozıyorlardı. Çocuğu Halük'a verdiği terbiye ile onu ancak papaz yapabilen bir  şâirin bu açık ihanet vesikası çok acıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Abdülhamid neler yapmıştır :&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Polis teşkilâtını geliştirdi. · Komiserlik ve başkomiserlik makamlarını ihdas  etti. ·Savcılık müessesesini kurdu. · Ceza ve Ticaret usulü kanunlarını  çıkarttı. · Askeri dikimevleri, tersaneler, feshaneler kurdurdu. ·&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İstanbul, İzmir limanlarını tesis etti. · Taht'a çıktığı zaman 252 milyon  altın borcumuzu taht'ı bıraktığında 30 milyon altına indirdi. ·Hereke Halı ve  Dokuma, Beykoz Deri, Yıldız Çini, Cibali Tütün, Yedikule İplik ve  Havagazı,Kireçburnu Tuğla, Çubuklu Carrı, Istınye Buz Fabrıkalarını işletmeye  açtı. · Zirai alanda haralar, örnek çiftlikleri tesis ettı; Ziraat, Baytar, Ipek  böcekçilik, Halkalı Ziraat, Orman ve Maden, Ticareti Bahriye, Mülkiye. Hukuk;  Sanayii Nefise, Tıbbiye, Ticaret ve Hendesei Mülkiye, Dârü' I-muallim,  Dârülfünian gibi her dereceden okulları açtırdı ki bugün hepsi kullanılmaktadır.  · Köylerdeki ilkokulların dışında 300 tane ortaokul açtırdı ki bu okullarda  yabancı dillere kadar birçok yeni dersler okutuluyordu. ·Arkeoıoji, Askeri Müze,  Yıldız Müzesi, Yıldız ve Beyazıt Kütüphaneleri yine o devirde açıldı.· Gureba  Hastanesi, Hamıdiye Etfal Hastanesi, Yıldız Askeri Hastanesi o devirde hizmete  girdi. Kuduz Müessesesi o devirde açıldı, bugünkü Darülâceze yine o devirde  hizmete girdi. · Hamidiye çeşmeleri ve Terkos Su Şirketini yine Abdülhamit  kurdurdu ve Kırkçeşme ile Halkalı Suları'nın ıslahı yine Abdülhamid'e nasip  oldu.» Tahttan indirildikten sonra Selânik'e sürülmüş, bir çok işkenceler  yapılmış ve Selânik'in düşman işgali altında kalma ihtimali çıkınca İstanbul'a  Beylerbeyi Sarayı'nda oturmaya mecbur edilmiştir. Büyük Hakan 1918 senesinin 10  Şubat'ında bu sarayda hayata gözlerini yummuş, Divanyolu'ndaki Sultan Mahmud  Türbesine, amcası Sultan Abdülaziz ile dedesi Ikinci Mahmud'un yanına  defnedilmiştir. Vefatında 75 yaşını 4 ay geçiyordu. Cenazesinde en hareketli  aleyhtarları bile ağlamışlardır. (Allah rahmet eylesin)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları : Mehmed, Selim, Abdülkadir, Ahmed Nuri, Mehmed Burhaneddin,  Abdürrahim, Ahmed Nureddin; Mehmed Âbid, Ahmed.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocukları : Ulviye Sultan, Zekiye Sultan, Naime Sultan, Naile Sultan,  Ayşe Sultan,Refia Sultan, Sadiye Sultan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-6065136885753607217?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/6065136885753607217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=6065136885753607217' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6065136885753607217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/6065136885753607217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-ikinci-abdlhamid-babas.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC1_84of2WI/AAAAAAAAAAk/iYnc4by2TBg/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-3460934589597146772</id><published>2008-05-16T05:34:00.000-07:00</published><updated>2008-05-16T05:35:55.190-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='35-Sultan Mehmed Reşad'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC1_l4of2VI/AAAAAAAAAAc/GzgpS8oyMcY/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC1_l4of2VI/AAAAAAAAAAc/GzgpS8oyMcY/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200953433516923218" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Mehmed Reşad&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babası . Sultan Abdülmecid&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Gülcemal Kadın Efendi&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Doğumu : 2 Kasım 1844&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı . 3 Temmuz 1918&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1909 - 1918 (9) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Beşinci Mehmed Reşad İstanbul'da doğdu.Orta boylu, mavi gözlü ve beyaz tenli  idi. Şiirle de meşgul oldu. Fakirlere ve hastalara çok yardım ederdi. Tarih  kitaplarını okumaktan zevk alırdı. Çok kuvvetli bir hafızaya sahipti.Babası onun  tahsiline cok ehemmiyet verdi.Daha ziyade şark ilimleri ile meşgul oldu.Sultan  Devrinde idareye hiç tesiri olmuyordu.Daha ziyade devlet paşaların ellerindeydi.  Meşrutiyet ilân edilmiş ve Meclis-i Mebusan kararı müessir olarak bulunuyordu.Bu  devirde 1910 senesinde Arnavutluk isyanı bastırıldı. 1912'de Balkan Harbi  başladı.1914'de Almanların safında, Birinci Dünya Savaşına girildi. 1915'de  Müttefikler hemen bütün taarruzları durdurdu. İngilizler ve Fransizlar  Çanakkale'de 130.000 ölü verdiler.1916'da Çanakkale'yi geçemiyeceklerini anlayan  İngiliz ve Fransız kuvvetleri çekildiler.1917'de yapdan antlaşma ile Rusya,  Kars,Batum ve Ardahan'dan çekildi. 1918 senesinin Temmuz ayında Beşinci Mehmed  Reşad vefat etti. Vefatında 73 yaşını geçiyordu. Eyüp Sultan'daki türbesine  gömüldü. (Allah rahmet eylesin)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocuklan : Mehmed Necmeddin,Mehmed Ziyaeddin, Ömer Hilmi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız çocugu olmamıştır.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-3460934589597146772?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/3460934589597146772/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=3460934589597146772' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/3460934589597146772'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/3460934589597146772'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-mehmed-read-babas.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC1_l4of2VI/AAAAAAAAAAc/GzgpS8oyMcY/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-7405029419902287800</id><published>2008-05-16T05:32:00.000-07:00</published><updated>2008-05-16T05:34:16.922-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='36-Sultan Mehmed Vahıduddin'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC1_P4of2UI/AAAAAAAAAAU/myi_oxrL4y4/s1600-h/ads%C4%B1z.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC1_P4of2UI/AAAAAAAAAAU/myi_oxrL4y4/s320/ads%C4%B1z.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200953055559801154" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman, Times;"&gt;&lt;b&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:6;"&gt;Sultan Mehmed Vahıduddin&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Babasi . Sultan Abdülmecid&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Annesi . Gülistü Kadın Efendi&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Dogumu : 2 Subat 1861&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Vefatı , 15 Mays 1926&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Saltanatı : 1918 - 1922 (4) sene&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--msthemeseparator--&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/aricerul.gif" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="left: 480px; position: absolute; top: 2px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Mehmed Vahidüddin de İstanbul'da doğmuştur. Orta boylu, zayü fakat kuvvetli  bir vücudu vardı. Kıymetli ulema tarafından iyi bir tahsil yaptırıldı.Tahta  çıktığında Osmanlı Devleti en kötü günlerini yaşıyordu. Birinci Dünya Savaşında  kendi cephelerimizde gâlip gelmemize rağmen yenik çıkmıştık. En ağır şartları  ihtiva eden Mondros ve Sevr anlaşmaları yapıldı. Devletin tamamen elden  çıktığını gören padişahın yüksek seviyede bir gizli toplantı yaparak zamanının  kabiliyetli subaylarına, Anadolu'ya geçip milleti istilâcılara karşı  ayaklandırıp teslim olmamalarını tavsiye ettigi söylenir. Anadolu'da Milli kıyam  harekâtı oldu. Milli Meclis teşekkül etti. Yeni meclis Padişahlığı kaldırarak,  Cumhuriyet idaresini kabul etti. Zaten İstanbul işgal altında idi.Padişahın  elinde ne bir kuvvet ve ne de bir selâhiyet vardı. Padişahlığın kaldırılması ve  Osmanlı Hanedanına yapılan tenkitlerin son hadde varmasıyla İstanbul'dan,  dolayısryle Türkiye den ayrıldı. 641 senelik Osmanlı Hanedanının son üyesi, son  padişahı ve müslümanların yüzüncü halifesinin bu ayrılışında sene 1922 idi.  Avrupa'nın bir çok yerlerine uğradı. Pek çok yerden oturma teklifi aldı. Fakat  hiç kimsenin gizli gayesine alet olmadı. Nihayet İtalya'nın San Remo şehrinde  oturmaya karar verdi. Vefatına kadar orada kaldı. Hayatı maddi sıkıntılar içinde  geçti. 15 Mayıs 1926 tarihinde vefat etti.Cenazesi Türkiye'den istenmediği için  Türkiye'ye getirilemedi Borçları bulunduğundan tabutuna haciz kondu. Suriye  Devlet Başkanı cenazeye sahip çıktı ve tabutu Suriye'ye getirtti. Şam'da Sultan  Selim Camii avlusuna defnedildi. Vefatında 65 yaşında idi. Defnedildiği mezarlık  1965 senesinde park haline getirildi.Şimdi mezarının da kat'i olarak nerede  olduğu belli değildir. (Allah rahmet eylesin).Son padişahın şeyhülislamları:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Musa Kazim Efendi, Dağıstanlı Ömer Hulusi Efendi, Hayderi Zâde ibrahim  Efendi, Mustafa Sabri Efendi, Dürri Zade Abdullah Efendi, Medeni Mehmed Nuri  Efendi. Sadrazamları :Talat Paşa, izzet Paşa, Ahmed Tevfık Paşa,Damad Ferid  Paşa, Ali Rıza Paşa, Hulusi Salih Paşa ve Tevfik Paşa.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erkek çocukları: Mehmed Ertugrul Efendi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kız Çocukları: Rukiye Sultan, Sabiha Sultan,Fatma Ulviye Sultan.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-7405029419902287800?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/7405029419902287800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=7405029419902287800' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/7405029419902287800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/7405029419902287800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/sultan-mehmed-vahduddin-babasi.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1IuvRJfJVoQ/SC1_P4of2UI/AAAAAAAAAAU/myi_oxrL4y4/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-417479301709915793.post-1601106981540615432</id><published>2008-05-16T05:29:00.000-07:00</published><updated>2008-06-12T05:58:16.821-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Devlet Teşkilatı FERMÂN VE BERÂTLAR'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-align: center;" align="center"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;"  lang="TR"&gt;FERMÂN  VE BERÂTLAR&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı  Devleti’nden devraldığı zengin arşiv mirasıyla dünyanın en önemli arşivlerinden  birisine sahiptir. Geniş bir coğrafyada altı yüzyılı aşkın süre ile ayakta  kalmış, çeşitli toplumları barış içinde bir arada yaşatmış Osmanlı Devleti’nden  Türkiye Cumhuriyeti’ne intikal etmiş zengin arşiv malzemesi, yalnız Türkiye’nin  değil, bağımsız devletler kurmuş Orta ve Yakın Doğu, Balkan, Akdeniz ve Afrika  ülkelerinin millî ve ortak tarihlerinin tesbiti ve yazılmasında başvurulacak  otantik değerde kaynak niteliğindedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Osmanlı Arşivi’nin önemli  özelliklerinden bir tanesi de tarihî, siyasî, ekonomik vb. konular yanında  kültürel, estetik ve sanatsal değerleri de içerisinde barındırmasıdır.  Arşivlerimiz bu yönüyle de millî kültürümüz, millî kimliğimiz ve estetik  zevklerimiz açısından çok zengin bir kaynaktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Bir dönemi en iyi yansıtan  unsurlardan birisi de muhakkak ki, o dönemin sanat eserleridir. Sanat eseri, her  dönemde insan düşüncesinin ve zevkinin, soyuttan somut hale dönüşmesidir. Sanat  bu yönüyle, bir toplumun içinde yaşadığı dönemin de aynasıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Türk sanatının önemli  materyallerinden olan, bir yazma ciltte, bir hatta, bir tezhibte hala  hayranlıkla seyredilen sanat kudretini ve ifade tonunu, estetik bir olgunluğa  erişmiş ince ruhta aramak gerekir. Bugün, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nin en  önemli koleksiyonlarından birisi olan “Müzehhep Fermanlar Koleksiyonu” da  böylesi olgunlaşmış estetik zevkin ve ince bir ruhun ürünüdür. Bu fermanlar,  döneminin çok önemli olaylarını, konularını ihtiva etmekle kalmaz, beraberinde,  döneminin sanat kudretini ve ifadesini, üslubunu, zevkini, asaletini ihtişamla  ortaya koyar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Türk kültür ve sanat değerlerini, bu  arada Osmanlı Arşivlerini de tanıtmak maksadıyla söz konusu fermanlardan bir  demet seçilerek, genişletilmiş olarak yeniden yayınlanmaktadır. Osmanlı  fermanlarının yayınlanmasıyla, Osmanlı döneminin hukukî, siyasî, ekonomik,  kültürel değerlerinin yanısıra, bu dönemin sanat anlayışı, Osmanlı arşiv  belgelerinin özellikleri, Osmanlı diplomatiği ve dolayısıyla Türk arşivciliği de  yerli ve yabancı bilim çevrelerine tanıtılmış olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Türk tarihinin önemli  materyallerinden olan ferman, berât ve tuğra hakkında aşağıda verilen kısa  açıklamalar eserle ilgilenenlere yardımcı olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;h1 style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Ferman&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Farsça buyurmak, emretmek mastarından  türetilen ferman kelimesi sözlükte emir, emirnâme, buyruk, hükümdar alâmeti gibi  anlamlar ifade eder&lt;a title="" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=417479301709915793&amp;amp;postID=1601106981540615432#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;1&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;. Terim olarak ferman, yapılması gereken  bir iş, ifa edilmesi gereken bir görev için hükümdar tarafından verilen ve  hükümdarın tuğrasını taşıyan yazılı emirdir&lt;a title="" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=417479301709915793&amp;amp;postID=1601106981540615432#_ftn2" name="_ftnref2"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;2&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Fermanlar umumiyetle hükümranlığın ve  saltanatın bir nişanesi olarak, altın yaldız ve muhtelif renk ve motiflerle  süslenmiş oldukları gibi, süs ve yaldızdan uzak, sade de olabilirler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Bir ferman metni incelendiğinde, şu  önemli unsurlar göze çarpar:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;a. Davet (duâ) formülü fermana  başlanırken en üstte yer alan ve “Allah’ın adıyla” işe başlanıldığına dair bir  yazıdır ki bu yazı, fermanlarda genellikle “hû” veya “hüve” şeklinde  yazılmıştır. Formül sadece fermanlarda değil, genellikle, diğer belgelerde de  bulunmaktadır. Bu formül bazen açıkça yazıldığı halde bazen de tezhibin içinde  saklanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;b. Metinde ferman sözünün  belirtilmesi,&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;c. Kendisine ferman verilen veya  gönderilen şahsın, sosyal mevkiine ve vaziyetine uygun bir üslûpla hitap  edilerek isminin ifade edilmesi,&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;d. Fermanın veriliş veya gönderiliş  sebebi ile, yapılması gereken işin (emrin) açıkça yazılması,&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;e. Emredilenin yerine getirilmesinde,  memurun başarıya ulaşması için dilek ve temenni, yani duâ,&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;f. Fermanın yazıldığı yer ve  tarih.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Fermanların bir kısmı yazılarak ve  üzerine hükümdarın tuğrası çekilerek gönderilir ki bunlara “emr-i şerif”  denilir. Tuğranın sağ üst tarafına, umumiyetle müzeyyen bir çerçeve içinde,  padişahın kendi el yazısı ile “Mûcebince amel oluna” ibaresi yazılır, gönderilen  fermanlara ise “hatt-ı hümâyûnla muvaşşah” yani padişahın el yazısı ile  süslenmiş ferman denilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;h1 style="text-indent: 42.55pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Berât&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Arapça asıllı bir kelime olup, yazılı  kağıt, mektup anlamlarını ifade eder. Bir tarih terimi olarak berât, Osmanlı  Devleti’nde bazı memuriyetlere tayin edilenlere, görevlerini ve yetkilerini  belirten, padişahın tuğrasını taşıyan ve tayin emirlerini ihtiva eden belgelere  denir. Aynı zamanda berâta “biti”, “berât-ı şerif”, “nişân-ı şerif”de  denilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoBodyTextIndent3" style="margin-top: 8pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Bir berâtta, verilen görevin cinsi,  yeri, geliri veya maaşı, verilenin ismi, niçin verildiği ve kendisinden ne  istenildiği, kumandanlık, serdarlık veya diğer mühim bir vazife tevcihi için ise  berât sahibinin salâhiyet derecesi belirtilirdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Berâtlar, tîmâr, iltizâm, muâfiyet,  mukâtaa, mâlikâne, imtiyâz berâtları; beylerbeyilik, nişancılık, defterdarlık,  vezirlik gibi memuriyetlerin berâtları; imâmet, hitâbet, ferâşet ve tabâbete  mezuniyeti hâvi berâtlar gibi konularına göre isimlendirilirler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoBodyTextIndent2" style="text-indent: 42.55pt; line-height: normal;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Timâr berâtlarında, timâr sahibinin  hüviyeti belirtildikten sonra tîmâr olarak verilen yerin sancak, kaza ve köyü,  tîmârın nev’i, ne suretle verildiği (yeniden, mahlûlden, yahut da birinin  üzerinden alınarak mı verildiği), yıllık hâsılât miktarı belirtilir ve berâtın  bir hizmet karşılığı olarak verildiği yazılırdı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;İltizâm berâtlarında, berâtı  alanların ismi, hüviyeti, iltizâmın hangi maksatla verildiği ve hangi tarihler  arasında devam edeceği, iltizâm bedelinin taksit mikdarı ve müddetleri,  iltizâmın ne suretle alınacağı ve idare tarzı açıkça ifade edilirdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoBodyTextIndent" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Muâfiyet berâtları ise, berât  sahibinin hangi vergi ve harçlardan muaf olduğunu gösterirdi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Padişahlar değiştikçe bütün berâtlar  değiştirilerek yeni padişahın tuğrası ile yeni berâtlar verilirdi. Bu durum,  berâtlarda “tecdîd-i berât” ibâresi ile belirtilirdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Berâtlarda da, fermanlarda olduğu  gibi belirli kısımlar vardır. Hemen ilk başta duâ cümlesi yer alır ki, bu cümle  fermanlarda, sadece “hû” veya “hüve” gibi formül şeklinde yazılırken beratlarda,  “Hüve’l-mü‘în”, “Hüve’l-ganiyyü’l-mugni’l-mu‘în”,  “Hüve’llâühü’l-mu‘înü’l-fettâh”, Zikru’llâhi te‘âlâ a‘lâ” vs. cümleler yer  almaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Tuğradan sonra ise nişan formülü yer  alır ki, bu formül padişaha ait diğer belgelerde bulunmaz. “Nişân-ı hümâyûn  oldur ki...”, “nişân-ı şerîf-i âlîşân-ı sultânî ve tuğra-yı garrâ-yı  cihân-sitân-ı hâkânî hükmü oldur ki...” vs. formüller nişan formülü içinde  sayılabilirler. Elkab, nakil, emir, tekîd, tarih ve mahall-i tahrîr ise beratın  diğer rükünleridir&lt;a title="" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=417479301709915793&amp;amp;postID=1601106981540615432#_ftn3" name="_ftnref3"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;3&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;h1 style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Tuğra&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Tuğra, Türkçe’de kelime olarak  padişahın ismini ihtiva eden özel bir işaret, padişahın imzası gibi anlamlar  ifade eder.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Kelimenin aslı Oğuz lehçesinde  “tuğrağ” olup, hükümdarın basılmış imzası demektir. Oğuz hakanları, Selçuklu  sultanları ve nihayet Osmanlı padişahları tuğrayı kullanmışlardır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Osmanlı belgelerinde kullanılan ve  Arapça’da “remiz, imza” anlamlarındaki “tevkî” kelimesi ile keza Farsça’da yine  aynı anlamlardaki “nişân” kelimesi, tuğra ile müterâdif olup, “tevkî‘-i  hümâyun”, “tevkî‘-i refî‘”, “nişân-ı şerîf-âlîşân-ı sultânî” gibi tabirlerin  hepsi de tuğra demektir. Ferman, berât, menşur vesair belgelerde kullanılan  “alâmet-i şerîfe” tabiri de tuğrayı ifade etmektedir. Tuğrayı çekene “tuğrâî”,  “tuğrakeş”, “tevkî‘î” veya “nişancı” denilirdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Tuğra belirli kısımlardan meydana  gelmiştir. Padişahın kendisi ve babasının isminin yazıldığı kısma, taht, kürsü  veya sere adı verilir. Buradan sola doğru uzanarak aşağıdan yukarıya doğru  uzayan ve iç içe iki kavisten meydana gelen kısma ise, beyze veya sancak adı  verilir. Beyzelerin ucundan devam eden ve tahtın sağ tarafına doğru uzayan  paralel iki çizgiye de kol, hançer veya kılıç adı verilir. Tahtın üst kısmında  yukarıya doğru birbirine paralel uzayan üç çizgiye ise tuğ veya flama denilir.  Tuğların üst kısmından aşağıya doğru sarkan “s” şeklindeki üç çizgi ise zülfe  diye adlandırılır. İlk devir tuğralarının bazılarında tuğların üzerinde küçük  “vav” şeklinde “ötre” harekesine benzeyen işaretler görülmektedir ki, bunlara  vasla denilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Kürsü veya sere olarak tanımlanan  taht kısmı, Osmanlı tahtını sembolize eder, üstünde de daima muzaffer olan  sultanın adı yazılmaktadır. Sağ tarafa doğru uzanan kılıç, kuvvet ve kudretin  sembolü ve üst tarafta yer alan tuğlar bağımsızlığı simgelemektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Zülfelerin ucu ve sancağın tuğranın  sol tarafına açılması ise, rüzgarın doğudan batıya doğru estiğini  simgelemektedir&lt;a title="" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=417479301709915793&amp;amp;postID=1601106981540615432#_ftn4" name="_ftnref4"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;4&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Tuğranın büyük Selçuklulardan  Memlûklülere geçtiği söylense de, Memlûklülerin kullandıkları tuğralar kavisli  olmayıp düz satırlar üzerine yazılmış cümleler halinde olup kelimelerdeki  keşidelerin fazla uzatıldıkları ve çokluğu ile dikkat çekmektedir&lt;a title="" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=417479301709915793&amp;amp;postID=1601106981540615432#_ftn5" name="_ftnref5"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;5&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Bilinen şekliyle tuğra, ilk defa  Orhan bey tarafından kullanılmıştır. Daha sonra tuğralar şekil itibarıyla hep  gelişme halindedir. İlk tuğralarda, hükümdarın ismi ile babasının ismi yer  almaktaydı: Orhan bin Osman, Murad bin Orhan, Emir Süleyman bin Bayezid gibi.  Yıldırım Bayezid zamanında baba adından sonra “han” sıfatı da ilave edilmiş ve  II. Murad’dan itibaren “muzaffer dâima” eklenmiş olup, II. Mehmed’den sonra ise  “el-Muzaffer dâima” duâ cümleri de tuğralarda yer almıştır. Yavuz Sultan  Selim’den itibaren de “han” kelimesinin yanı sıra padişah isimlerine “şah”  kelimesi ilave edilmeye başlanmıştır. III. Ahmed’den sonra bu kelime  terkedilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 8pt; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Osmanlı Devleti’nde, padişahların  isimlerini ihtiva eden tuğra, arma olarak kullanıldığı gibi, berât ve  fermanlarda, zamanla sikkelerde, resmî âbideler, posta pulları ve damgalı resmî  evrak ile kontrol damgası olarak da altın ve gümüşten mâmûl eşya üzerine  basılmak suretiyle yaygınlaştırılmıştır&lt;a title="" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=417479301709915793&amp;amp;postID=1601106981540615432#_ftn6" name="_ftnref6"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;6&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;h1 style="margin: 6pt 0in; text-indent: 42.55pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;FERMÂN VE BERÂTLARDA  TEZYÎNÂT&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt; &lt;p class="MsoBodyTextIndent3" style="margin: 6pt 0in;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Fermân ve beratların tezyînâtı,  dönemlerinin nakış üslubunu yansıtması, tezhîb sanatını günümüze taşıması ve  yüzyıllara göre üsluplardaki değişim ve yenilikleri göstermesi bakımından büyük  önem taşır. Bir fermânda, tezyîn edilen kısımlar, şöyle sıralanır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 0in; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;1. Tuğra: İlk zamanlarda siyah  mürekkeple çekilen tuğra, Fatih döneminde altın mürekkeple çekilmeye başlanmış  ve II. Beyazıt döneminde, beyzeleri tezyîn edilmiştir. Bu tezyînâtta sıvama  altın halkâr ve klâsik tezhîb, bezeme özelliği olarak dikkat çeker.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 6pt 0in; text-indent: 42.55pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Onaltıncı yüzyıl  tuğralarında, klâsik dönemin bütün ihtişamını görmek mümkündür. Lâcivert ve  altının dengeli uyumu, Nakkaşbaşı Kara Memi’nin çiçeği adı anılan bahçe  çiçekleri, Çin bulutu, saz yolu motifleri, negatif teknikle boyanmış motifler,  Haliç işi denilen helezoni bezemeler ve rûmî kompozisyonlar, dönemin nakış  özellikleri olarak tuğralara yansımıştır.(Örneğin, Kanunî, II. Selim, III. Murad  tuğraları). Yüzyılın sonuna doğru tuğranın harf boşluklarındaki süsleme, dışarı  taşmış ve yukarıya doğru üçgen biçimi alarak yükselmiştir. Selviden mülhem bu  form, (hayat ağacı formu)  bazı değişikliklere uğrayarak ondokuzuncu yüzyılın  ortasına kadar devam etmiştir. Genellikle Haliç işiyle bezenen formun içi, daha  sonraki dönemlerde, halkârî ve şikâf tarzında bezenmiştir. Tuğranın harf  boşluklarına ise genellikle, klâsik tezhîb, halkâr, Haliç işi, negatif bezeme  ile nadiren de olsa şebekî ve harşefî tezyînât yapılmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 0in; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Onyedinci yüzyılda ise lâcivertin  canlılığını kaybetmesi, altın zeminlere iğne perdah yapılması ve kompozisyondaki  gerileme, tuğra tezyînâtında da görülmektedir. Yüzyılın sonuna doğru başlayıp,  onsekizinci yüzyıl başlarında yoğun olarak hissedilen batı etkisindeki gölgeli  çiçek boyamalarının güzel örneklerini, fermânlarda da görmek mümkündür. (bkz.  Ferman no: 61, 64/1, 68/1,) Yine, bu dönemde saz üslubunun yeniden canlanması,  gümüşün kullanımı, natüralist çiçekler, stilize selviler ve ay yıldız motifi  tuğra tezyînâtında karşımıza çıkmaktadır. On sekizinci yüzyılın sonuna doğru  başlayıp, ondokuzuncu yüzyılda devam eden Türk rokokosu bezemenin en güzel  örnekleri II. Mahmud tuğralarının tezyînâtında görülmektedir. Ayrıca tuğra  formu, Tuğrakeş Mustafa Râkım Efendi’nin eliyle bu dönemde zirveye ulaşmıştır.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 0in; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Son dönem tuğralarında ise, iki renk  altın ile yapılan arma, ay-yıldız, güneş ışınları, rokoko çiçekler ve rokoko  bordür, bezeme unsurları olarak sayılabilir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 0in; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;Tuğralar her zaman tezyîn edilmeyip,  bazen sade bırakılmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 0in; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;2- Yazı Üzeri: Zerefşân ile tezyîn  edilir. Celî dîvânî yazılara lâlefşân, mavi ve siyah serpme de yapılır. Bazen  harfler üzerine, altın noktalar konulduğu görülmüştür. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 0in; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;3- Yazı Araları: Beyne’s-sutûr da  denilen bu kısım, altın noktalar, rokoko motifler (bkz. Ferman no: 654/1),  ay-yıldız (bkz. Ferman no: 628), zerefşân ve halkârî (bkz. Ferman no: 254) ile  tezyîn edilir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 0in; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;4- Duâ Cümlesi: Genellikle, altın  noktalar ve zerefşân ile müzeyyendir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 0in; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;5- Mahall-i Tahrîr: Halkârî, altınlı  negatif motifler, zerefşân ve altın noktalarla tezyîn edilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 0in; text-indent: 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;6- Hatt-ı Hümâyûn: Genellikle,  serlevha (iklîl) tarzında tezhîblenir. Tezhîbi klâsik tezhîbdir. Pervazlarına,  geçme ve kurtçuklar yapılır. Bazı fermanlarda ise, dönemin sanat özelliklerini  yansıtan bezemelerle çerçeveye alınan hatt-ı hümâyûn, tuğra tezhîbinin bazen  içinde, bazen de dışında yer almıştır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoBodyTextIndent3" style="margin: 6pt 0in;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;7- Boşluklar: Tuğra bezemesi ile  yazının haricinde kalan kısımlar, ilk dönemlerde boş bırakılmıştır. Hatt-ı  hümâyûn tezhîbi, bazen bir gül dalı veya çiçek buketi, şikâf veya halkâr  bezemeli saz motifleri, rokoko çiçekler, ay-yıldız ve arma gibi motifler, boş  kısımların tezyînâtında kullanılmıştır. Ondokuzuncu yüzyılda ise ferman  kağıdına, halkârî veya Türk rokokosu bezemeler yapılmıştır. Nadiren de olsa, 684  numaralı fermanda görüldüğü gibi, bütün yüzey tezhîblenmiştir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoBodyTextIndent3" style="margin: 6pt 0in;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:85%;"  lang="TR" &gt;İngilizceye yapılan terdcümede,  fermanlarda ve tezyînâtla ilgili açıklamalarda geçen unvan, makam ve  terminolojilerin karşılığı bulunmadığından, bunların tercümeleri tefsîrî olarak  yapılmıştır. Mesela “müderris = The doctor of theologie” ve “Ravza-i Mutahhara =  The tomb of prophet”da olduğu gibi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyTextIndent3" style="margin: 6pt 0in;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyTextIndent3" style="margin: 6pt 0in;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyTextIndent3" style="margin: 6pt 0in;"&gt; Osmanlı Divan Teşkilatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OSMANLI DEVLETİNDE DİVAN TEŞKİLÂTI&lt;br /&gt;OSMANLI DEVLETİNDE �DEVLET YÖNETİMİ�&lt;br /&gt;OSMANLI MERKEZ TEŞKİLÂTI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuruluş dönemi Osmanlı Devleti'nde yönetim, eski Türk töresindeki aşiret usûllerine göre uygulanıyordu. Bu mânâda memleket, ailenin müşterek(ortak) malı sayılıyordu. Bununla beraber hükümdar, önemli konularda tek başına karar vermeyerek bir kısım devlet adamının fikrine de müracaat ediyordu. Bu fonksiyon, daha sonra adına "Divan" denecek meclis (bir çeşit bakanlar kurulu) tarafından yerine getiriliyordu. Başlangıçta vezir-i âzam ve vezirler, hükümdarın birinci derecede yardımcıları idi. Her şey belli kanun ve nizamlar çerçevesinde yürütülüyordu. Fâtih dönemine kadar örfe(yazılı olmayan kanun, töre) dayalı olan bu sistem, Fâtih'le birlikte yazılı kanun haline getirilmiştir. Bununla beraber, devletin genel kanunları dışında, her kaza ve sancağın ekonomik ve sosyal durumuna göre özel kanunları vardı.&lt;br /&gt;Îdarede bütün yetki padişahın ve onu temsilen divanın elinde toplanmıştı. Bu durum, mutlak bir merkezî otoriteyi ön plâna çıkarmış oluyordu. Bu da devlete merkeziyetçi bir karakter kazandırıyordu. Çünkü, daha kuruluştan itibaren hükümdarlar, merkeziyetçiliğe giden bir yol tutmuşlardı. Bu bakımdan bütün tayin ve aziller(görevden alma), merkezin bilgisi altında yapılıyordu. Merkezin en önemli karar organı da "Divân-i Hümâyun" denilen müessese idi.&lt;br /&gt;Divân-ı Hümâyun padişahın divânıdır. Divân-ı Hümâyun geniş anlamıyla bir kuruldan daha öteye uzanır. Osmanlı yönetim dilinde, Divân-ı Hümâyun aynı zamanda bu kurula bağlı olan kalemleriyle yani bürokratik örgütüyle devletin en büyük organını belirtiyordu. Dar anlamıyla Divân-ı Hümâyun, çeşitli devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı bir kuruldur .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİVÂN-I HÜMÂYUN&lt;br /&gt;İslâm dünyasında, Hz. Ömer ile başlayan divân teşkilatı, daha sonra değişik şekil ve isimlerle gelişip devam etti. Osmanlı döneminde bizzat padişahın başkanlığında önemli devlet işlerini görüşmek üzere toplanan divâna; "Divân-ı Hümâyun" denirdi.Bugünkü Bakanlar Kurulu gibi çalışan Divân-ı Hümâyun önceleri Divanhane'de toplanırken, Fatih zamanında Topkapı�da; Kanûnî zamanında ise, Kubbealtı denilen yerde toplanmaya başlamıştır. Bu müessesenin, devletin ilk yıllarında nasıl geliştiğine dair kesin bir bilgiye sahip değiliz. Ancak araştırmacılar bu müessesenin daha Osman Gazi zamanında ortaya çıktığını kaydederler. Herhalde bu, Anadolu beyliklerinde ortaya çıkan divanın bir benzeri olmalıdır ki, pek fazla bir gelişme göstermemiştir. Babasının yerine geçip Bey ünvanını alan Orhan döneminde, divanın varlığı artık kesinlik kazanmış görünmektedir. Hatta Âşık Paşazâde�nin, Orhan Bey zamanında, divana gelmek zorunda olan devlet adamlarının (divan üyeleri) burmalı tülbent, yani bir çeşit sarık sarmalarını emrettiğini söylemesi, onun divan erkânı için bir kıyafet tespit ettiğini göstermektedir. Osmanlı divanı, daha sonra gelen hükümdarlar vâsıtasıyla bir hayli geliştirilerek devletin en önemli organları arasında yer alacaktır.&lt;br /&gt;Divân-ı Hümâyun deyimi Fatih döneminde kullanılmaya başlanmıştır.&lt;br /&gt;XV. yy sonlarından itibaren Divân-ı Hümâyun bürokrasisi daha da gelişmiş, XVI. yüzyıldan itibaren klâsik yapısına kavuşmuştur. Divân-ı Hümâyun II. Bayezid ve I. Selim dönemlerinde gelişimini sürdürmüş, Kânûnî Sultan Süleyman döneminde tam kurumsal yapısına kavuşmuştur . Bu dönemden sonra bir müddet durumunu korumuş olan Divan-ı Hümayun XVII. yy ortalarından itibaren fonksiyonları azalmaya başlamış XVII. yy sonlarına doğru devlet işleri vezir-i âzam divanında görüşülmeye başlanmıştır.Sultan II. Mahmut döneminde ve 1826 yılında Yeniçeri ocağının kaldırılması üzerine "Divân-ı Hümâyun" tabiri de kaldırılarak yerine "Meclis-i Vükelâ" veya "Meclis-i Has" denmeye başlamıştır. İşlevlerini kaybeden Divân-ı Hümâyun sembolik olarak da olsa devletin yıkılışına kadar devam etmiştir.&lt;br /&gt;İlk dönem Osmanlı divanının çok sade ve basit olduğu tahmin edilebilir. Öyle anlaşılıyor ki bu ilk divan, uç beyliği zamanındaki şeklini az çok muhafaza etmişti. Divan heyetinde, Osmanlı beyinin kendisinden başka bir veziri, muhtemelen hükümet merkezi olan şehrin kadısı, beyliğin malî işlerini idare eden nâib veya defterdar gibi az sayıda üye vardı. Zaman zaman, bey yerine icâbında orduyu kumanda eden şahıs olarak sahnede Osmanlı beyinin oğlu görülmektedir ki, bu vaziyet, divan kuruluşunun uç beyliği divanının modeline göre olduğu hakkında bir kanaat vermektedir. Fakat Selçuklu Devleti tamamen yıkılıp Moğol nüfuzu da sarsılmaya başlayınca müstakil bir devlet olma yolunu tutan Osmanlı Beyliği�nde, divanın gittikçe Selçuklu divanı modeline benzer bir mâhiyet kazandığı görülür.&lt;br /&gt;Orhan Bey zamanında müesseseleştiği görülen divanın üyeleri için, artık resmî bir kıyafetin tespit edildiği görülür. Divan toplantıları, Sultan I. Murat, Yıldırım Bayezid, Çelebi Sultan Mehmet ve II. Murat devirlerinde de devam etmişti. Yıldırım Bayezid, halkın şikâyetlerini dinlemek üzere her sabah yüksek bir yere çıkardı. Herhangi bir derdi ve sıkıntısı olanlar orada kendisine şikayette bulunurlardı. O da bunların problemlerini derhal çözerdi.&lt;br /&gt;Divan, Orhan Bey zamanından, Fâtih'in ilk devirlerine kadar her gün toplanırdı. Toplantılar sabah namazından sonra başlar ve öğleye kadar devam ederdi. XV. asrın ortalarından sonra (Fâtih dönemi) toplantılar haftada dört güne (Cumartesi, Pazar, Pazartesi, Salı) inmiş, Pazar ve Salı günleri de arz günleri olarak tespit edilmişti.&lt;br /&gt;Divan, hangi din ve millete mensup olursa olsun, hangi sınıf ve tabakadan bulunursa bulunsun, kadın erkek herkese açıktı. İdarî, siyasî ve örfî işler re'sen(başlı başına, müstakil), diğerleri de müracaat, şikâyet veya görülen lüzum üzerine veya itiraz sebebiyle temyiz suretiyle incelenir ve değerlendirilirdi. Memleketin herhangi bir yerinde haksızlığa uğrayan, zulüm gören veya mahallî kadılarca haklarında yanlış hüküm verilmiş olanlar, vali ve askerî sınıftan şikâyeti bulunanlar, vakıf mütevellilerinin haksız muamelelerine uğrayanlar vs. gibi davacılar için divan kapısı daima açıktı. Divanda önce halkın dilek ve şikâyetleri dinlenir, ondan sonra devlet işleri görüşülüp karara bağlanırdı. Divân-ı Hümâyundan çıkan kararlara "hüküm" adı verilirdi. Hükümler, ahkâm defterlerine sıra ile yazılırlardı.&lt;br /&gt;Divanda idarî, askerî ve örfî işler vezir-i âzam, şer'î ve hukûkî işler kadıasker, malî işler defterdar, arazi işleri de nişancı tarafından görülürdü. Divan müzakereleri o günkü rûznâmeye (gündeme) göre yapılırdı. Toplantı bittikten ve Maliye hazinesi ile Defterhane, vezir-i âzamın mührü ile mühürlenip kapandıktan sonra çavuşbaşı, elindeki asasını yere vurarak divanın sona erdiğini bildirirdi. Divandan sonra Yeniçeri ağası padişah tarafından kabul olunarak ocak hakkında bilgi alınırdı. Ondan sonra kadı askerler huzura girip kendileri ile ilgili işleri arz ederlerdi. Bundan sonra da vezir-i azam ile vezirler ve defterdar kabul olunurdu. Bütün bunlardan sonra da padişahlar, vezir-i âzam ve vezirlerle beraber yemek yerlerdi. Ancak bu usûl, Fâtih Sultan Mehmet döneminde kaldırılmıştı. Divan erkânından(üyeleri) başka o gün işleri için divana gelmiş bulunan halka da din ve milliyet farkı gözetilmeksizin yemek verilirdi.&lt;br /&gt;Öyle anlaşılıyor ki, Osmanlı Devletinde Divân-ı Hümâyun, devletin en yüksek organı özelliğini taşımaktaydı. Devlet başkanı olarak hükümdar, sık sık divan üyelerinin fikirlerini almak ihtiyacını hissediyordu. Bu durum, devlet idaresinin bir kişinin değil, bir kurulu teşkil eden üyelerinin fikirlerinden yararlanılarak en mükemmel şekilde yapılabileceğinin açık bir göstergesidir. Divanda, halk ile devletin bütün problemleri, özellikle tımar işleri ve önemli mevkilere yapılacak atamalar da görüşülmekteydi. Bu, yüksek memuriyetlere, hükümeti teşkil eden üyelerin fikirlerinin alınarak atamalar yapıldığına işarettir. Bir kurulun yapacağı atamaların ise bir tek kişinin yapacağı atamalardan daha isabetli olacağı bir gerçektir. Divanda son söz şüphesiz ki sultanındır. Ancak gördüğümüz gibi hükümdarın, vezirlerin mütalaalarını ve görüşlerini alması, daha doğrusu böyle bir ihtiyacı hissetmesi, devlet idaresinde iş birliği ve koordinasyonun ön planda tutulduğunu göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİVÂN-I HÜMÂYUNUN ÜYELERI&lt;br /&gt;PADİŞAH VEZİR-İ ÂZAM (SADRAZAM)1-Kubbealtı 2-Kadıaskerler 3-Defterdarlar 4-Nişancı Vezirleri Rumeli Anadolu Rumeli Anadolu Kadıaskeri Kadıaskeri Defterdarı Defterdarı (baş defterdar)Kuruluş dönemi Osmanlı divanı, her gün sabah namazından sonra padişahın huzurunda toplanarak görevinin gerektirdiği işleri yapardı. Divan toplantılarında üyelerden her birinin kendisini ilgilendiren vazifeleri vardı. Her üye kendini ilgilendiren vazifeleri ile meşgul olurdu. Padişahı bir tarafa bırakacak olursak kuruluş döneminde divanda vezir-i âzam, kadıasker, defterdar ve nişancı gibi asil üyeler bulunuyordu.Bunların yanında vezir rütbesinde bulunmak şartıyla kaptan-ı derya ve yeniçeri ağası, yine merkezde bulundukları taktirde vezir rütbesi olan Rumeli Beylerbeyi de divan üyeleri arasında yer alabilmekteydiler. Şeyhülislam Divân-ı Hümâyun üyesi değildi; ancak kendisinden bilgi alınmak üzere divana çağrılabilirdi. Şimdi Divân-ı Hümâyun üyelerini kısaca tanıtalım.&lt;br /&gt;VEZIR-I ÂZAM VE VEZIRLER(Kubbealtı Vezirleri)&lt;br /&gt;Osmanlıların ilk dönemlerinde divanda sadece bir vezir bulunuyordu. O da ilmiye sınıfına mensuptu. Daha sonra vezir sayısı artınca birinci vezire "Vezir-i Âzam" denildi. Vezir-i âzam (bugünkü başbakan konumunda), padişahtan sonra devletin en büyük reisi ve hükümdarın mutlak vekili olduğundan, sözü ve yazısı padişahın iradesi ve fermanı demekti. Ayrıca bütün işlerde birinci merci vezir-i âzamdı.&lt;br /&gt;Vezir-i âzam, padişah fermanıyla atanır ve hükümdarın mutlak vekilidir. İcabında padişah adına Divân-ı Hümâyuna başkanlık ederdi.. O gelmeden divan toplantısı yapılamazdı. Herhangi bir sebeple divan toplantısına katılamayacaksa veya serdar-ı ekrem olarak ordunun başında bulunuyorsa, vekili olan "sadaret kaymakamı" Divân-ı Hümâyun toplantısına başkanlık ederdi.Pâdişahın elips şeklindeki altın bir mührü, vezir-i âzamlığın alameti olarak yanlarında bulunurdu. Vezir, devlet işlerinde bütün salahiyet ve mesûliyetlere sahip olduğu gibi bütün azil ve tayin işleri de onun isteği ve yetkisi ile olurdu. Bu dönemlerde, hükümdarlarca hiç bir taleplerinin reddedilmemesi âdet haline gelmişti.&lt;br /&gt;Kanunnâme metinleri incelendiğinde vezir-i âzamlar, padişahın vekili olarak büyük ve geniş yetkilere sahip olan kimselerdi. Herkes onun emirlerine itaat etmekle yükümlü görünmektedir. Çünkü o, padişahı temsil etmekteydi. Vezir-i âzam (Kanunî döneminden itibaren) sadrazamlar, padişahın yüzük şeklindeki tuğralı altın mührünü taşırlardı. Vezir-i âzamların, diğer vezirlerden farkları "mühr-i hümâyun" denilen bu mühür ile olup hükümdarlık salâhiyetinin icrasına ve padişahın kendisini vekil ettiğine dâir bir delil olduğu için onlar bu mührü örülmüş bir kese içinde koyunlarında taşırlardı. Vezir-i âzamın görevden alınması veya ölümü halinde "mühr-i hümâyun" ikinci veya üçüncü vezire verilirdi. Mühr-i hümâyun ya divana gönderilmek veya vezir-i âzam olacak kimsenin huzura kabul edilmesi sûretiyle verilirdi.&lt;br /&gt;Osmanlı Devleti'nde XVIII. asrın ilk yarılarına kadar yalnız devlet merkezinde bulunup divân-ı hümâyuna katılmakla görevli (bugünkü devlet bakanları konumunda)"kubbealtı veziri" veya "kubbenişîn" denilen vezirler vardı. Bunların sayıları(en fazla 7) pek fazla değildi. Kubbealtı vezirleri divanda kıdem sırasına göre otururlardı.&lt;br /&gt;Fâtih Sultan Mehmet'ten itibaren hükümdarlar Divân-ı Hümâyun toplantılarına katılmayı terk edip, divan başkanlığını sadrazama bıraktıktan ve XVI. asrın ikinci yarısında bu toplantılar haftada dört güne düşürüldükten sonra hükümdarlar, kafesli bir pencerenin ardından divanı izler; arz odasında sadrazamın verdiği bilgi ve açıklamaları dinleyerek görüşmelerden haberdar olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KADIASKER (Kazasker)&lt;br /&gt;Osmanlı Devleti'nde askerî ve hukukî işlerden sorumlu olan(bugünkü adalet bağanlığı gibi) kadıaskerlik teşkilâtı, gerek kelime gerekse meslek olarak uzun bir geçmişe sahiptir. Hz. Ömer tarafından ordugâh şehirlerine tayin edilen kadılar, sivil olmaktan ziyade askerî bir hüviyet taşıyorlardı. Bu sebeple, kadıaskerliğin Hz. Ömer tarafından kurulduğu belirtilmektedir. Abbasîlerde de görülen bu mansıb (makam, rütbe) Harzemşahlarda, Anadolu Selçukluları� nda Eyyûbîler'de, Memlûklülerde ve hatta Karamanlılarda da vardı.&lt;br /&gt;Kadıaskerlik, Osmanlı ilmiye teşkilâtı içinde önemli bir mevki idi. Kadıasker terkibindeki "asker" kelimesi, müessesenin özelliği açısından önem taşır. Zira, Şeyhülislâmlıktan takriben bir asır kadar önce (80 sene) kurulmuş olan müessesenin kuruluşunda devletin, asker ve onların ihtiyaçlarını karşılamada titizlikle hareket ettiğini göstermektedir. Bununla beraber, Divân-ı Hümâyun âzâsı olan kadıaskerin vazifeleri sadece askerî saha ile sınırlı değildi. Kadıaskerler aynı zamanda bütün sivil ve adlî işlere de bakıyorlardı. Onlar, belli seviyedeki bazı kadı ve nâiblerin tayinlerini de yapıyorlardı. Divan toplantılarında vezir-i âzamın sağında vezirler, solunda da kadıaskerler yer alırdı.&lt;br /&gt;Fâtih Sultan Mehmet�in son senelerine kadar yalnız bir kadıaskerlik vardı. Hududların genişlemesi ve işlerin çoğalması yüzünden 1481 yılında biri Rumeli, diğeri Anadolu olmak üzere ikiye ayrıldı ve Osmanlı saltanatının sonuna kadar devam etti.&lt;br /&gt;Protokole göre daha üstün addedilen Rumeli kadıaskerleri ile daha aşağı bir mevkide bulunan Anadolu kadıaskerinin vazifeleri kanunnâmelerle belirlenmişti. Buna göre Anadolu'da bulunan müderris ve kadıların tayini, Anadolu kadıaskerinin, Rumeli'de bulunan müderris ve kadıların tayini de Rumeli kadıaskeri tarafından yapılmaktaydı. Görüldüğü gibi müessesenin görevleri, eğitim ve yargı teşkilatının idaresi, ordu ve askerî zümrenin gerek barış, gerekse savaş sırasında hukûkî ihtilaflarının (ayrılık) giderilmesi ve davalarının görülmesi şeklinde iki ana grupta toplanabilir.&lt;br /&gt;Divân'daki davaları dinleyen kadıaskerler, Salı ve Çarşamba hariç olmak üzere her gün kendi konaklarında divân kurup kendilerini ilgilendiren şer'î ve hukukî işlere bakarlardı. Kadıaskerlerden her birinin tezkireci, rûznamçeci, matlabçi, tatbikçi, mektupçu ve kethüda olmak üzere yardımcıları bulunurdu. Ayrıca her birinin davalı ve davacıyı divâna getiren yirmişer yardımcısı bulunmaktaydı.&lt;br /&gt;Padişah, sefere çıktığı zaman kadıaskerler de onunla birlikte giderlerdi. Padişah sefere gitmediği takdirde onlar da gitmezlerdi. Bu durumda şer'î muameleleri görmek üzere onların yerine "ordu kadısı" tayin edilip gönderilirdi. Aynı şekilde padişahlar Edirne'ye gittikleri zaman onlar da padişahla birlikte gider ve akdedilen divân oturumlarına iştirak ederlerdi.&lt;br /&gt;Bu müessese, Osmanlı Devleti'nin sonuna kadar devam etmiş, Osmanlı hükümeti ile birlikte o da tarihe mâl olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEFTERDÂR&lt;br /&gt;Defter ile dâr kelimelerinin birleşmesiyle oluşan "defterdâr" "defter tutan" demektir. Doğudaki Müslüman devletlerin "müstevfi" dedikleri görevliye Osmanlılar, defterdâr diyorlardı.Defterdâr, Divan-ı Hümayun'un aslî üyelerinden birisiydi ve Osmanlı Devleti'nin malî işleriyle ilgilenirdi. Defterdârlık bir bakıma günümüzdeki Maliye bakanlığı mânâsını gelir. Osmanlılar, XIV. asrın son yarısında ve Sultan I. Murat zamanında maliye teşkilâtının&lt;br /&gt;temelini atıp onu tedricen(aşama aşama) geliştirmişlerdir. Buna bakarak Osmanlıların daha kuruluş yıllarından itibaren maliye işleri üzerinde önemle durdukları söylenebilir.&lt;br /&gt;Fâtih Sultan Mehmet tarafından ilan ettirilmiş olan Kanunnâme-i Âl-i Osman ile diğer kanunnâmelere göre defterdâr, padişah malının (Devlet hazinesi) vekili olarak gösterilmektedir. Dış hazine ile maliye kayıtlarını ihtiva eden devlet hazinesinin açılıp kapanması defterdârın huzurunda olurdu. Başka bir ifade ile hazinenin açılmasında hazır bulunmak, defterdârın vazifeleri arasında bulunuyordu. Divân�ın aslî üyelerinden olan defterdâr, sadece salı günkü divan sonunda arza girer ve kendi dairesi ile ilgili bilgiler verirdi. Bununla beraber, padişahın huzurunda okuyacağı telhîs(özet) hakkında daha önce vezir-i âzamla görüşür ve onun görüşünü ve onayını alırdı. Bayram tebriklerinde padişah vezirlere olduğu gibi defterdarlara da ayağa kalkardı.&lt;br /&gt;Genel olarak devlet gelirlerini çoğaltmak, gerekli yerlere harcamak ve fazla olanı da muhafaza altında bulundurmak vazifesi ile yükümlü bulunan defterdâr, Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında bu görevleri yerine getiriyordu. Devletin kuruluş yıllarında bir defterdâr varken, daha sonra, yeni yeni yerlerin fethedilmesi ve ihtiyaçların çoğalması sebebiyle sayıları artırıldı. Bunlar, II. Bayezid dönemine kadar Rumeli'de hazineye ait işlere bakan Rumeli defterdârı veya baş defterdâr ile Anadolu'nun malî işlerine bakan Anadolu defterdârı olmak üzere iki kişi idi. Sefer esnasında baş defterdâr(Rumeli Defterdârı) ordu ile gittiği zaman, Anadolu defterdârı onun yerine vekâleten bakardı.&lt;br /&gt;Defterdârlar, kendilerini ilgilendiren malî işlerdeki şikâyetleri, Defterdâr Kapısı�nda kurulan divanda dinler ve gerek görülürse "tuğralı ahkâm" verirlerdi. Zaten kanunnâmeye göre kendilerine bu salahiyet verilmiştir. Her defterdâr, kendi dairesinden çıkan evrakın arkasını imzalardı. On yedinci asrın ortalarından itibaren bütün maliye hükümlerinin (tuğralı ahkâm) arkalarına kuyruklu imza koyma hakkı, baş defterdâra verildi. Bundan başka baş defterdâr, divan kararı ile malî tayinlere ait kuyruklu imzası ile "buyruldu" yazmakla birlikte bunun üst kenarı sadrazamın buyruldusuyla tasdik olunurdu. Defterdâr, sadrazama müstakil olarak yazdığı veya havale edilmiş bir muameleli kağıt üzerine cevap verdiği zaman, kuyruklu imza koymaz, topluca bir imza koyardı.&lt;br /&gt;Baş defterdâr rütbe ve itibarda "nişancı" gibidir.Padişahın malının vekili odur. Vezir-i âzam ise onun denetleyicisidir.Maliyeye ait davaları dinler. Maliye tarafından hüküm verirdi. Kanunnâmede belirtildiği üzere devlet gelir ve giderleri ile ilgilenen defterdârların vazifeleri, sadece devlet hazinesini zenginleştirmek değildir. Onlar, devlet hazinesine haram malın girmesine engel olmak zorunda oldukları gibi yetim malı dahi sokmayacaklardır.&lt;br /&gt;İcraat ve tahsilatta defterdârın icra memuru olarak emri altında farklı vazifeleri bulunan beş görevli bulunurdu. Bunlardan ilki, başbakıkulu denilen devlet gelirlerinin birinci tahsil memurudur. Defterdârlıkta bunun bir dairesi olup emri altında bakıkulu ismiyle altmış kadar mübaşir vardır. Bunlar, hazineye borcu olup vermeyenleri hapis ve sıkıştırma ile tahsilat yaparlardı. Bu yüzden maliyeye borcu olanlar başbakıkulu hapishanesinde tutuklanırlardı.&lt;br /&gt;İkinci icra memuru, cizye başbakıkuludur. Bu da cizye sebebiyle hazineye borcu olanları takip eder. İltizama verilen cizyelerin, mültezimlerinden henüz borcunu ödememiş veya yatırmamış olanları takip ederdi. Defterdârın üçüncü icra memuru, tahsilat ve ödemelere ilgilenen veznedar başıdır. Bunun da maiyetinde dört veznedar vardı. Baş defterdârın icra memurlarından dördüncüsü sergi nâzırı, beşincisi de sergi halifesi olup her ikisi de hazine ile ilgili işlerin defterini tutuyorlardı.&lt;br /&gt;Defterdâr tabiri, 1838 senesinde ilân edilen Hatt-ı Hümâyun gereğince terk edilerek yerine "Mâliye Nezâreti" tabiri kullanılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NİŞANCI&lt;br /&gt;Osmanlı devlet teşkilâtında Divan-ı Hümâyunun önemli vazifelerinden birini yerine getiren görevli için kullanılan bir tabirdir. Nişan kelimesinden türetilmiş olan "Nişancı", ferman, berat, mensûr, nâme, mektup, ahidnâme(sözleşme), hüküm gibi devletin resmî evrakının baş tarafına padişahın imzası demek olan nişanı koyardı. Bu görevliye nişancı, muvakkî, tevkiî ve tuğraî gibi isimler de verilirdi.Nişancı ayrıca yardımcıları vasıtasıyla&lt;img class="postimage" src="http://www.webvadisi.com/images/smilies/siritan.gif" style="vertical-align: middle;" alt="Siritan" title="Siritan" border="0" /&gt;ivanda yapılan görüşmelerin kayıtlarını tutarak Mühimme Defteri�ne(Divan Defteri) kaydetmek, Ferman, berat gibi belgeleri hazırlamak, Sadrazam ve padişah arasındaki ve dış ülkelerle olan yazışmaları hazırlamak, Tapu kayıt defterlerini tutmak gibi görevleri de üstlenmişti.&lt;br /&gt;Osmanlı devlet teşkilâtında XVIII. yy. başlarına kadar önemli bir makam olan nişancılık, daha önceki Müslüman ve Müslüman Türk devletlerinde de vardı.&lt;br /&gt;Bunun için Osmanlı Devleti'nin merkez teşkilâtı içinde önemli bir yeri bulunan divanın azalarından biri de "Nişancı" adını taşıyan görevli idi. Divan-ı Hümayun çalışmalarının hazırlanması ve yürütülmesi ile ilgili çok önemli bir görevi yerine getiren nişancı bizzat padişah tarafından atanırdı. Önemli hizmeti bulunmasına rağmen, nişancılığın Osmanlılar'da hangi tarihlerde kurulduğu kesin olarak tespit edilebilmiş değildir. Bununla beraber, bazı araştırıcılar bu kuruluşu Osmanlı Devleti'nin ikinci hükümdarı olan Orhan Gazi dönemine kadar çıkarırlar. Çünkü, bu döneme ait fermanlarda tuğra bulunmaktadır. Kısaca nişancılığın Fâtih'ten önce mevcut olduğu, fakat Fatih zamanında tam anlamıyla geliştiği bilinmektedir.&lt;br /&gt;Divan-ı Hümâyunda vezir-i âzamın sağında ve vezirlerin alt tarafında oturan nişancı, önemli bir hizmeti yerine getiriyordu. Nişancılar, görevleri icabı bazı özellikleri taşıyan kimseler arasından seçiliyorlardı. Nişancı olacak kimselerin inşa(güzel yazı yazma) konusunda maharetli olmaları gerekirdi. Görevleri icabı olarak inşa konusunda maharetli olmaları, devlet kanunlarını iyi bilerek yeni kanunlar ile eskiler arasında bağ kurup onları telif etme kabiliyetine sahip bulunmaları gereken nişancıların, ilmiye sınıfına dahil ve sahn-ı semân(üniversite) müderrisleri(hocaları)nden seçilmesi kanundu.&lt;br /&gt;Nişancılar, XVI. asrın başlarından itibaren Divân-ı Hümâyunun kalem heyeti arasında, bu vazifeyi yerine getirebilecek olan reisü'l-küttâblardan seçilmeye başlanmıştır. Fâtih döneminde müesseseleşerek kurulduğunu gördüğümüz nişancılık, Osmanlı Divân-ı Hümâyunun dört temel rüknünden(gereğinden) birini oluşturuyordu. Fâtih kanunnâmesinde de belirtildiği gibi bu dönemde vezirlik, kadıaskerlik ve defterdarlıktan sonra en önemli vazife nişancılıktı.&lt;br /&gt;Nişancı, Divân-ı Hümâyun üyesi olmasına rağmen, vezir rütbesine sahip ve hâiz değilse kanun gereği arz günlerinde padişahın huzuruna kabul edilmezdi. Sadece nişancılığa tayin edildiği zaman bir defa padişahın huzuruna girip tayinlerinden dolayı teşekkür ederdi.&lt;br /&gt;Nişancılık, XVI. asrin sonlarından itibaren yavaş yavaş önemini kaybetmeye başladı. XVII. asrın ortalarında nişancılık adeta kuru bir ünvan haline geldi. XIX. yüzyılın başlarına kadar ismen de olsa varlıklarını devam ettiren nişancılar, eski önemlerini tamamen kaybettiler. Bu sebeple nişancılık 1836 yılında tamamen kaldırılarak vazifeleri "Defter eminine" verilmiştir. Bu tarihten sonra önemli işlere dair fermanların üzerlerine Bâbıâlî, diğerlerine de defter eminleri tarafından tayin edilen ve tuğranüvis denilen memurlar tarafından tuğra çekilirdi. 1838'de tuğra-nüvislik görevi de kaldırılıp Bâbıâlî ile defter eminliği tuğracılığı birleştirildi. Böylece bu hizmetin Bâbıâlî�de görülmesi kararlaştırıldı.&lt;br /&gt;Divân-ı Hümâyunda yukarıdaki asil üyelerin dışında şunlar da zaman zaman divan üyeliği yapmışlar divan toplantılarına katılmışlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rumeli Beylerbeyi&lt;br /&gt;Beylerbeyi, hem askeri hem de idarî amir olarak bulunduğu eyalette padişahın temsilcisidir.&lt;br /&gt;İlk beylerbeylik Orhan Bey zamanında ortaya çıkmış, Anadolu ve Rumeli Beylerbeyi olarak ikiye ayrılışının Çelebi Mehmet zamanında gerçekleştiği tahmin edilmekle beraber kesin tarihi bilinmemektedir . Rumeli Beylerbeyi daha kıdemlidir. Rütbeleri yükselince kubbealtı vezirliğine atanıyorlar ve Divan-ı Hümayun'un üyesi oluyorlardı. 1536 tarihinden itibaren vezirlik rütbesi olan Rumeli Beylerbeyi, Divan-ı Hümayun üyesi olarak merkezde bulunduğu zamanlarda divan toplantılarına katılmıştır. Bu tarihten önce Rumeli Beylerbeyi, Divan-ı Hümayun üyesi değildi .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaptan-ı Derya&lt;br /&gt;Osmanlı Devleti'nde bahriye(deniz Kuvvetleri) teşkilatının en büyük amiri ve donanmanın başkumandanıdır. Denizciliğin gelişmesi ile vezirlik verilen kaptan-ı derya, Divan-ı Hümayun üyesi olarak, merkezde bulunduğu zamanlarda divan toplantılarına katılmıştır. Divan-ı Hümayun'da, kendisine havale olunan bahriye teşkilatı ile ilgili meselelerle ilgilenirdi.Bahriye teşkilatındaki tayinler, kaptan-ı derya tarafından yapılırdı. Önemli işleri vezir-i âzama arz ederdi. Bahriye ile ilgili işler için hüküm yazmaya ve tuğra çekmeye yetkisi vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniçeri Ağası&lt;br /&gt;Yeniçeri ağası, yeniçeri ocağı ve acemi ocaklarından sorumlu tek kişidir. Yine divanda görevli olan rikâb-ı hümayun ve özengi ağaları denen ağaların reisidir. Böylece Divan-ı Hümayun toplantılarının teşrifatında çok önemli bir rolleri vardır. Yeniçeri ağası vezirlik rütbesi olursa Divan-ı Hümayun üyesi olarak toplantılara katılabilmekteydi. Yeniçeri ağasının arza çıkma yetkisi vardı. Eğer vezirlik rütbesi varsa divan üyeleri arasında arza iki kez çıkma imkanına sahip tek kişi oluyordu. Divan toplantılarında, ocağa ait işlerle ve İstanbul'un asayişi ile ilgili konularla ilgilenirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİVÂN-I HÜMÂYUNUN İŞLEVİ&lt;br /&gt;Divân-ı Hümâyun, devlete ait siyasî, idarî, malî ve zamanla askerî işlerin görüşüldüğü, incelenerek karara bağlandığı devletin en yüksek mercidir.&lt;br /&gt;Divân-ı Hümâyunda yetkiler şu şekilde temsil edilmektedir: Vezir-i âzamın, padişahın vekili olarak devletin egemenlik hakkını, kadıaskerlerin yargıyı, defterdarların maliyeyi, nişancının ise örfî hukuku temsil ettiğini görmekteyiz. Yine yürütme gücünün diğer temsilcileri kubbealtı vezirleri, Rumeli beylerbeyi, kaptan-ı derya ve yeniçeri ağasıdır. Devletin merkez örgütündeki ana bölümleri temsil eden en yetkili kişilerin toplandığı bir kurul olarak Divan-ı Hümayun, padişahın bütün yetkilerinin bir arada bulunduğu üstün bir organdır. Böyle bir gücü bünyesinde bulunduran Divan-ı Hümayun, devletin iç ve dış siyasetinin belirlendiği bir kuruldur.&lt;br /&gt;Osmanlı tebaasının emniyet ve asayişini, yöneten ve yönetilen kesim arasında işlerin dengeli bir şekilde yürütülmesini , merkez ile taşra arasındaki ilişkilerde dengeleri bozmadan çalışmayı sağlamak Divan-ı Hümayun'un görevidir.&lt;br /&gt;Devletin dış siyasetinin belirlenmesi ve dış ilişkilerin takibi; savaş ve barış şartlarının belirlenmesi divanın işidir.&lt;br /&gt;Divân-ı Hümâyun aynı zamanda adlî ve idarî yüksek bir mahkemedir. Fertlerin divana yapılan müracaatlarını inceleme, hukukî anlaşmazlıkları çözüme kavuşturma, yargılamalar sonucu cezaların uygulanması ve infazı divanın görevleri arasındadır.&lt;br /&gt;İktisadî-malî alanda oldukça geniş görevleri vardır. Devletin vergi politikasının belirlenmesi, mirî, vakıf ve mülk toprakların statülerinin belirlenip korunması, para politikasının belirlenmesi vb. birçok görev Divân-ı Hümâyunun işlevleri ve görevleri arasındadır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİVÂN-I HÜMÂYUNUN BÜROKRATİK YAPISI&lt;br /&gt;Divân-ı Hümâyun'un bürokratik işlerini yürüten idarî bir teşkilatı vardı. Devletin merkez bürokrasisinin en üst kademesini oluşturan-nişancıdan başka- ve divan kalemleri de denen bu teşkilatın başında Reisü�l-Küttab (Katiplerin reisi) bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Reisü�l-küttab, Divan-ı Hümayun'da verilen kararları uygulamaya hazırlar. Bütün tevcih ve tayin beratları, hükümler, idari emirler katipler tarafından yazıldıktan sonra reisü�l-küttaba gösterilmektedir. Divan hükümlerinin ve beratların yazılmasında ilgililer onun dediğine itiraz edemezler.&lt;br /&gt;Nişancıya bağlı olan reisü�l-küttab, çok önemli bir konumda bulunmasına rağmen Divan-ı Hümayun üyesi olamamıştır. Divan-ı Hümayun'un önemini kaybetmesi ve devlet işlerinin XVII. yy sonlarına doğru vezir-i âzam divanında görüşülmeye başlaması ile reisü�l-küttab ön plana çıkmış ve vezir-i âzamın baş yardımcısı durumuna gelmiştir. Reisü�l-küttab bundan sonra vezir-i âzam ile saray arasında yazışmaları düzenleyen kişi olmuştur.&lt;br /&gt;Reisü�l-küttab görevlerini yerine getirmek için emrinde kalemler çalıştırırdı. Devlet işlerinin vezir-i âzam konağına taşınmadan önce beylikçi(divan), tahvil(kese veya nişan) ve ruus kalemi vardı, daha sonra ise bunlara âmedî kalemi de eklenmiştir.&lt;br /&gt;Beylikçi Kalemi&lt;br /&gt;Reisü�l-küttabın baş yardımcısı sayılır. Divan-ı Hümayun'daki diğer kalem katiplerinin üstünde bir konumdadır.&lt;br /&gt;Divan kararlarını tutarlar ve divanda müzakere edilen evrakı gereken yerlere havale edip mühimme defterlerinin hem müsveddelerini hem de temizlerini hazırlarlar. Beylikçi kaleminde belgelerin yazdırılması ve işlemlerin takibinden sorumlu bir kisedâr bulunurdu. Bundan başka, katiplerin yazdıklarını kontrol edip düzeltmeler yapan mümeyyiz, yazılan emirlerin hukuka uygunluğunu inceleyen kanuncu ve herhangi bir konuda rapor hazırlayan ilâmcı adında üç şube müdürü vardı. Bu şubelerde de ihtiyaç oranlarında kâtipler çalışırdı.&lt;br /&gt;Tahvil Kalemi&lt;br /&gt;Yüksek rütbeli devlet memurlukları ile ilgili beratlar yazan kalemdir. Katiplerin başında tahvil kisedârı ve mümeyyiz bulunurdu.&lt;br /&gt;Ruus Kalemi&lt;br /&gt;Yüksek rütbeli olmayan devlet memurlarının tevcih beratlarını hazırlayan kalemdir.&lt;br /&gt;Bunların dışında reisü�l-küttabın özel kalem müdürü olan Amedi Kalemi , devlet tarafından tutulması istenen vesikaları kaydeden Vak'anüvis , resmi toplantıların hazırlanmasıyla görevli protokol âmiri Teşrifatçı divandaki önemli meseleleri takip eden Divan Hocaları ve Tercümanlar da divan kalemleri arasında yer alırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak; Divan-ı Hümayun, başta kuruluş ve yükselme dönemlerinde olmak üzere bütün târihî seyri içinde, Osmanlı Devleti'nde merkezi bürokrasinin en yetkili kurumu olup Osmanlı idarî başarısının sembolü olmuştur. Ve devletin bütün kurumlarında Divan-ı Hümayunun yapısı örnek alınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı Devletinin devlet yönetiminde çok önemli bir yere sahip olan Divân-ı Hümâyunun dışında başka divanlar da vardı. Bunlar:&lt;br /&gt;Divân-ı Asefî: Sadrazam başkanlığında toplandığı için bu adı alan divan, XVII. asırdan sonra önem kazandı. Sadrazam konağında ikindi namazından sonra toplandığı için "İkindi Divanı" diye de adlandırıldı. XVIII. asırda pazartesi ve perşembe günleri dışında hemen her gün toplanırdı.&lt;br /&gt;Ayak Divânı: Çok önemli, acil veya olağanüstü hâller dolayısıyla, ya da padişahın huzurunda kurulan divandır. Meclis demek olan divanda padişahtan başka kimsenin oturmayıp ayakta durarak işin çabucak bir karara bağlanması bu adın verilmesine sebep olmuştur. Saraydaki ayak divanlarında padişahın oturmasına mahsus taht, Topkapı Sarayı'nın Bâbu's-Saâde adı verilen kapısının ön kısmında mermer sütunlara dayalı olarak revnak ve ayvanın altında kurulurdu. Padişahların yapmaya mecbur oldukları ayak divanı, mühim saydıkları bir iş veya şüphe ettikleri bir yolsuzluk sebebi ile ya da askerin isyanı veya halkın şikâyeti üzerine kurulurdu. Bundan başka, padişahların gittikleri bir yerde herhangi bir meselenin araştırılması için ayak divanı yaptıkları da görülür. Kanunî Sultan Süleyman'ın, bir Rum mimarı ile baş gösteren su ihtiyacını görüşmek için yaptığı ayak divanı ve IV. Sultan Murat'ın Kapıkulu askerlerinin isyanı üzerine yapılan divanlar, burada örnek olarak zikredilebilir. Sadrazamlar da ayak divanı oluşturulardı.. Fakat bu genellikle savaş zamanında ordugahta olurdu. Ordu erkânı ile Ocak zabitlerinin iştirak ettikleri divanda, ayak üzerinde görüşmeler yapılır ve süratle karara bağlanırdı.&lt;br /&gt;Galebe Divânı: Yabancı devlet elçilerinin kabulü dolayısıyla yapılan divanlara "Galebe Divanı" adı verilir. Galebe divanı, özellikle yabancı elçilere karşı bir gösteri mahiyeti taşıdığından, ötekilerden farklı ve biraz daha debdebeli ve gösterişli olurdu.&lt;br /&gt;Sefer Divânı: Vezir-i âzam sefere çıkarken toplanan divandır.&lt;br /&gt;Ulûfe Divânı: Yeniçeri maaşları(ulûfe) için toplanan divandır.&lt;br /&gt;At Divânı: Sefer sırasında at üzerinde yapılan toplantılardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi, İslâm devlet teşkilâtları içinde, Hz. Ömer'den başlamak sûretiyle önemli ve faal bir rol oynayan divanlar, zamana ve ihtiyaca göre değişik şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Sonuç olarak; divan teşkilatının başarılı bir şekilde uygulanması Osmanlı Devletinin her yönden gelişmesine büyük katkılar sağlamıştır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/417479301709915793-1601106981540615432?l=osmanlihakkinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/feeds/1601106981540615432/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=417479301709915793&amp;postID=1601106981540615432' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/1601106981540615432'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/417479301709915793/posts/default/1601106981540615432'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://osmanlihakkinda.blogspot.com/2008/05/osman-gazi-babas.html' title=''/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08845232008728774287</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
